Ramazan ve Oruç
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
10 Ocak 2009, 03:12:12
28744 Mesaj 5156 Konu Gönderen: 948 Üye
Son üye: philosophia
Hayatname.com  |  Hayatın Anlamı  |  Manevi Hayat  |  Önemli Günler ve Geceler  |  Ramazan ve Oruç 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Ramazan ve Oruç  (Okunma Sayısı 12 defa)
erkan
erkan
Yayın Editörü
Aktif Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1866


Vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzdendir


« : 01 Eylül 2008, 11:00:37 »


RAMAZAN VE ORUÇ
İslam âleminde kutsal olarak bilinen ve zaman olarak da diğer aylardan farklı bir yeri olan üç aylardan Recep ve Şaban ayını geride bırakarak Ramazan ayını ve oruç ibadetini idrak etmeye çok az gün kaldı. Bende bu yazımda Ramazan ayının ve bu ay içerisinde eda edilen oruç ibadetinin önem ve hikmetinden bahsetmeğe çalışacağım.
 


        Oruç ibadeti; Yılda bir ay, Ramazan ayın da, bedenle yapılan Farz-ı Ayın, yani; her mükellefin yapması gereken bir ibadettir. Farz olması ile ilgili Kuran-i Kerimde:  “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” Buyrulmaktadır.(Bakara; 183)  Oruç ibadetinin Farz olması; Kitap(Kuran-i Kerim), sünnet ve icma ile sabittir.
Bir başka ayet-i kerimede de: “O sayılı günler, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez.” (Bakara;185)
Ayet-i Kerime de Yüce Rabbimiz: (Onlara şöyle denir:) “Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için.” (Hakka; 24)

 

Oruç ibadetinin farz olmasının şartları nelerdir?
       1- Müslüman olmak
       2- Akıllı olmak
       3- Ergenlik çağına gelmiş bulunmak. Ergenlik çağına gelmeyen çocuklara oruç tutmak farz değildir. Ancak bünyelerine zarar vermeyecek şekilde çocukları da yavaş yavaş oruç tutmaya alıştırmak uygun olur.
        4- Ramazan ayında eda etmek; ancak, ramazan orucunu başka zamanda tutmayı mubah kılan özürler vardır.
A-Hastalık –geçici hastalık(kaza orucunu gerektirir.)–müzmin hastalık kanser gibi (fidye vermek gerekir. Fidye: Tutamadığı her gün için fakirlere bir fitre miktarı kadar para vermek)
B-Yolculuk. Doksan kilometrenin üzerinde on beş günden az olmak şartı ile yolculuk yapmak.
C-Zor görmek: ölümle tehdit.
D-Hamile ve emzikli durumda olan bayanlar.
E-Aklı dengesi bozulma durumunda veya vücudun ciddi bir zarar görme halinde oruç tutmaya gücü yetmeyen düşkün yaşlılar ile iyileşme ümidi olmayan hastalar fidye verirler.
Bir fidye bir fitre bedelidir. Her Ramazan orucu için her ayrı bir güne, bir fidye verilmesi lazım.
Fidye: fakir, dul, yetim, durumunda olan kimselere verilir. Cami, yol, okul gibi hayır kuruluşlara verilmez.
Bu şartlar kendisinde bulunduğu halde, oruç tutamayacak derecede hasta olanlar ile yolcu olanlar, oruç tutmayabilirler. Hastalar iyileşince, yolcular da memleketlerine dönünce, tutamadıkları günlerin orucunu kaza ederler.
Lohusa olan kadınlarla âdet gören kadınlar, bu hallerinin devam ettiği günlerde oruç tutamaz, namaz kılamazlar. Bu sebeple Ramazan ayında tutamadıkları oruçları Ramazandan sonra uygun bir zamanda kaza ederler, yani gününe gün tutarlar. Kılamadıkları namazları ise kaza etmezler.
Oruca niyet nasıl yapılır? Güneş batışından itibaren kuşluk vaktine kadar şöyle niyet edilir: “Ya Rabbi! Senin rızan için oruç tuttum, Sana inandım, Sana tevekkül ettim, Senin rızanla orucumu açtım. Yarınki orucumu da niyet ettim. Benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla.”
Orucu bozup kefareti gerektiren haller nelerdir?
 


1- Mazeretsiz olarak, oruçlu olduğunu bilerek yemek ve içmek.
2- Oruçlu olduğunu bile bile cinsel ilişkide bulunmak.
3- Sigara içmek veya enfiye çekmek.
4- Ağzına giren yağmur, kar veya dolu tanesini kendi isteğiyle yutmak.
5- Dışarıdan bir susam tanesi kadar bir şeyi alıp yutmak.
Ramazan ayında niyet ederek oruca başlayan bir kimse, saydığımız bu vb. şeylerden birini bilerek veya özürsüz olarak yaparsa orucu bozulmuş olur. Bozulan bu orucu kaza etmesi ve kasten bozduğu için de kefaret orucu tutması gerekir. Bir ramazan orucunun kefareti altmış gündür, ayriyeten de kaç gün orucunu yemişse o gün  kadarda kaza orucunu tutması gerekir.
        Orucu bozup yalnız kazayı gerektiren şeyler nelerdir?
 


1- Yenmesi âdet olmayan çiğ pirinç, sade un, sade hamur, pamuk, kâğıt gibi şeyleri yemek.
        2- Taş, toprak, demir, altın gümüş gibi şeyleri yutmak.
        3- Abdest veya abdest dışında hata ile mideye su kaçması.
        4- İmsak vakti girdiği halde, henüz girmedi zannederek yiyip içmek, iftar olmadığı halde iftar vakti oldu zannederek oruç açmak gibi...

 

Oruç ibadetinin çeşitleri nelerdir?
 


Farz, vacip, sünnet nafile ve mekruh hükmünde olan oruçlar vardır.
1-Farz oruç: Ramazan ayında şartlarını taşıyan kimsenin tutması gereken oruç ile bu oruç’un kaza veya kefaret olan oruçları;
Kaza Orucu: Bozulan orucun yerine gününe gün tutulan oruçtur.
Kefaret Orucu: Bir Ramazan orucunu hiçbir mazereti yok iken kasıtlı olarak yeniden oruca bedel tutulması gereken altmış günlük oruçtur.
2- Vacip olan oruç: Nafile olarak başlanıp keyfi olarak bozulan oruç, bir adaktan dolayı adanan oruç gibi.
3-Sünnet olan oruç: Peygamberim iz’in tuttuğu ve tutulmasını tavsiye ettiği oruçlardır. Muharrem ayının 9. 10. veya 11. günleri ile üç aylarda ve kandil gecelerinde tutulan oruçlar.
4- Nafile oruçlar: Allah rızası için ziyade olarak tutulan oruçlar.
5- Mekruh olan oruçlar: Ramazan ve Kurban bayramı günleri ile yalnız Cuma günü tutulan oruçlar harama yakın mekruh olan oruçlardır.

 

        Hadis-i şeriflerde ramazan ve oruç ibadetinin mükâfat ve fazileti:      
Peygamberimiz(s.a.v.): “Oruç sabrın yarısıdır.” Buyurmaktadır. Yine bir başka hadis-i Şerifte de: “Sabır imanın yarısıdır.” Buyrulmaktadır.
Hadis-i Şerif: “Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekâtını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.” Tirmizî, Cum’a, 80
Hadis-i Kutsi: “Her iyiliğe; On mislinden yedi yüz misline kadar sevap verilir, yalnız Oruç bana mahsus riyasız bir ibadet olduğu için, onun mükâfatını ancak ben sonsuz olarak veririm.”
Hadis-i Şerif: “Cennetin bir kapısı vardır, o kapının adına reyyan kapısı denir. O kapıdan ancak oruç tutanlar girer.” Tecrid-i Sarih; C.6; S. 250
Hadis-i Şerif: “Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açtırılır, cehennem kapıları kapattırılır. Şeytana kelepçe vurdurulur ve bir münadi, Ey hayır talep eden gel! Ey fenalık peşinde koşan vazgeç fenalıktan sende gel! Diye seslenir.”
Hadis-i Şerif: “Şeytanın hilesi; Kanın damarlarda dolaştığı gibi, Âdemoğlunda dolaşır. Oruç ile onun yolları daraltılır.”
Hadis-i Şerif: “Oruç; Günaha cehenneme karşı kalkandır. Biriniz oruç günü olduğunda fuhşa dair kelam konuşmasın, bağırıp çağırmasın. Şayet bir şahıs kendisine söver yahut onunla dövüşmek isterse: Ben oruçluyum desin. Allaha yemin olsun ki oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur. Oruçlu için ferahlanacağı iki sevinç vardır. Bunlardan bir tanesi iftar vakti, diğeri de Rabbine kavuşacağı vakit, orucu sebebi ile sevinir.” Riyazussalihin; S. 730
Hadis-i Şerif: “Yalan, gıybet ve dedikodu gibi sözleri terk etmeyen kimsenin yemesini, içmesini terk etmesine Allahın ihtiyacı yoktur.”
Hadis-i Şerif: “Oruç ve Kuran kıyamet gününde mümine şefaat edecektir. Oruç diyecek ki; Rabbim! Ben oruçluyu gündüzleri yemekten, içmekten ve tabii zevklerden alıkoydum. Beni bu kişi hakkında şefaatçi kıl! Kuran da diyecek ki; Rabbim! Ben onu geceleri uyku ve istirahattan alıkoydum. Ona şefaat etmeme izin ver. Bunun üzerine Oruç ve Kuran’ın bu niyazları kabul edilecek ve şefaatçi olacaklardır.”
Hadis-i Şerif: “Sahur’ kalkın ve sahur yemeği yiyin, çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.”

 

Peygamberim iz’in ramazan ayı hutbesi: Ey insanlar! Mübarek bir ay sizi gölgesi altına almıştır. Öyle bir ay ki içinde bin aydan daha hayırlı olan bir gece vardır. Yine öyle bir ay ki; Allah gündüz orucunu farz, gece teravih namazı sünnet kılınmıştır. Bu ayda bir iyilik yapan başka zamanlarda bir farzı yerine getirmiş gibi sevap kazanır. Bu ayda bir farzı yerine getiren kimse, başka aylarda yetmiş farzı eda etmiş gibi sevap kazanır.
Ramazan sabır ayıdır. Sabrı mükâfatı ise cennettir. Ramazan ayı eşitlik ayıdır. Müminlerin rızkının çoğalacağı bir aydır. Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse, bu davranışları günahlarının affedilmesine, kendisini cehennemden kurtulmasına vesile olur.
Kim bir oruçluyu doyurursa Allah ona kıyamet gününde benim Kevser’in den öyle bir şerbet içirir ki cennete girinceye kadar susamaz.
Ramazan ayının evveli rahmet, ortası mağfiret ve son on günü de günahlardan azat ayıdır.
Ramazan ayı nasıl değerlendirilmelidir? Ramazan ayı, Allah’ın kullarına ihsan ettiği önemli bir aydır. Faziletiyle ilgili yazılmış ve söylenmiş çok söz vardır. Ama ne olursa olsun asil olan yaşanmasıdır. Aksi takdirde bildiğini yaşamayan insan konumuna düşülür ki, bu da İslâm’ın kabul etmediği bir gerçektir.
Ramazan gecelerinin ihyasıyla ilgili Ebu Hureyre’den mervî şu hadis dikkat çekicidir: “Resulullah ramazan gecelerini ihya etmeye teşvik eder, fakat kesin olarak emretmezdi. Her kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazanı ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.” “Ramazanı ihya etmek...”ten maksat, namaz kılarak ihya etmektir, bu namaz da teravih namazıdır denmiş.
Bir başka hadisi şerifte de Peygamberimiz: “Şüphesiz Allah ramazan orucunu farz kildi, ben de ramazan gecelerini ihya etmeyi sünnet kildim. Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek ramazanı oruçla, gecelerini de namazla ihya ederse anasından doğduğu gibi günahlarından temizlenmiş olur.” buyuruyor.
Görüldüğü gibi ramazan gecelerini ihya etmek, Müslümanlar için son derece menfaatli bir durumdur. Burada teravih namazı olarak zikredilmeye çalışılmışsa da, sadece buna hasretmek eksik olur. Asil olan, bu geceleri en hayırlı bir şekilde değerlendirmektir. Kur’an okumak,  tefekkür ve tezekkürle meşgul olmak, ramazan gecelerinde yapılması gereken islerden olmalıdır.
Ramazan ayı, Kur’an ve ibadet ayı olduğundan, gündüzleri oruçlu insanların, gecelerini de malayani ile geçirmeden, gündüz orucunun sevabını yok edici davranışlarda bulunmaması gerekir. Onun için insan, ramazan ayında her yönüyle kendini hesaba çekmeli. Yaptığı güzelliklere devam etmeli, yapmaması gerekip de yaptığı yanlışlardan da vazgeçmeli, Nasuh bir tövbe ile tövbe yapmalıdır. Deyim yerindeyse yeniden doğmak için ramazan ayini, kul, fırsat bilmelidir. Özellikle ramazan gecelerinin ihyasında en verimli ibadet teravih namazıdır. Simdi de teravih namazının nasıl kılınması gerektiği ile ilgili bilgileri aktaralım.

 

Teravih Namazı: Teravih, nefsin istirahat etmesi demektir. Ramazan ayı içinde kıldığımız teravih namazlarında her dört rekâttan sonra dinlenildiği (dinlenmesi gerektiği) için bu şekilde adlandırılmıştır.
Tek ve cemaatle kılınabilen teravih namazının hükmü, Ahmet b. Hanbelî, Safiî ve Ebu Hanife ile Malikîlerden bazılarına göre efdaldır. Bu hükme bu mezheplerden bazı müctehidler farklı görüşler de beyan etmişlerdir. Mesela Tahavî, vacip-i kifaye demiştir.
Ramazan ayı Kur’an ayı, ramazan ayı ibadet ayıdır; bu aya erişen Müminler bunun kadrini, kıymetini iyi bilmelidir. Bir kutsi hadiste buyruluyor ki: “Kulum bana nafile ibadetle yaklaşır; ben onun gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.” Bizler de bu anlayış üzere hayatimizi idame etmek istiyorsak ibadetlerimize özen göstermeliyiz. İster evde, ister camide kılalım mühim olan hakkiyle ve Allah’ın rızasına uygun olarak kılmaya çalışmamızdır.
Allah’a yakin olmaya çalışıp, Allah’a yaklaştırıcı ibadet etmeye gayret edelim.
Ülkemizde kılınan bazı teravih namazları adeta sürat yarışı seklinde eda edilmeye çalışılmaktadır. Oysa teravih namazının hızlı kılınacağına dair en ufak bir kaynak mevcut değildir. Hal böyle olunca müminlerin bu konuya dikkat etmeleri gerekir. Oysa bizler biliyoruz ki, geç saatlere kadar teravih kılınır. Bazı kimseler çabucak teravih namazını kılıp, sabah namazını kılmadan- yatmaktadır.. Sevaba ihtiyacı olan biz müminlerin böylesi hallerden uzak durması gerekir. Ne mutlu her şeyi Allah’ın rızasına uygun yapmaya çalışanlara!
       
Yaşanmış Kıssa:Abdurrahman bin Af’a oruçlu iken yemek getirildi. Bunu üzerine o şöyle dedi: Musab b. Umeyir, benden hayırlı olduğu halde şehit edildi. Kefen alabilecek hırkasından başka hiçbir şey bulamamıştı. Başı örtülse ayakları açığa çıkıyor, ayakları örtülse başı açıkta kalıyordu. Sonra şöyle dedi: “Bize dünya malından verildikçe verildi, biz iyiliklerimizin sevabını Ahirete bırakmaksızın acele etmekten korkuyorum dedi. Sonra ağlamaya başladı, iftar etmeden yemeği olduğu gibi bıraktı.” (Riyazüssalihin 340)
Özet olarak oruç;
 


Ramazan ayında şartların taşıyanın bedenle Allah’ın rızasına mahzar olmak için yaptıkları farz-i ayın bir ibadettir.
Yardım ve dayanışmayı pekiştiren ibadettir.
Sağlığımız için önemli bir ibadettir.
Teravih namazı, iftar sofrası ve sadaka-i fıtır gibi yönleriyle sosyal bir ibadettir.
Nefis terbiyesi yaptıran bir ibadettir.
Sabrı öğreten bir ibadettir.
Günahlardan uzaklaştıran bir ibadettir.

 

Konumuzu burada noktalarken yaklaşmakta olan Ramazan ayının vatanımıza, milletimize, bütün İslam âlemine ve tüm insanlara hayırlara vesile olmasını diliyorum.
 
Kaynak:1- İslamî Araştırmalar Sayı: 4 Nisan 1987
  2- İlmihal-i İslam ve Toplum: İsam-Türkiye Diyanet Vakfı-İslam Araştırmaları Merkezi, İst. 1999.   
Mikail Polat
Logged

smeyra
Emektar
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1518


Kullar şükre, Allah (c.c) Hamde layıktır...


WWW
« Yanıtla #1 : 01 Eylül 2008, 11:58:02 »

allah razı olsun
Logged

Bu sitede hayat var...
Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayatın Anlamı  |  Manevi Hayat  |  Önemli Günler ve Geceler  |  Ramazan ve Oruç « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: