Hoşgörünün Hududu
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
10 Ocak 2009, 03:15:22
28744 Mesaj 5156 Konu Gönderen: 948 Üye
Son üye: philosophia
Hayatname.com  |  Hayatın Anlamı  |  Manevi Hayat  |  Öğrenelim-Öğretelim  |  Hoşgörünün Hududu 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Hoşgörünün Hududu  (Okunma Sayısı 33 defa)
_FaTmA_
Emektar
Aktif Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2462


« : 18 Ekim 2008, 14:00:14 »

HOŞGÖRÜNÜN HUDUDU

Herkesin dilinde bir hoş ve mazur görme cümleleri dolaşıyor ki sormayın gitsin. Mübarek Ramazan hürmetine olacak herkes bir diğerinden, şu ya da bu sebeple mazur görülmeyi diliyor. Gönüller merhametli, hele mevsim Ramazan olunca inanan insanlar baldan tatlı, lokumdan yumuşak bir kişiliğe büründükleri için, hataları hoş görüveriyor, mazeretleri mazur buluveriyor, hataları örtüveriyorlar. Yunus Emre'nin dediği gibi,


Nazar eyle itürü, pazar eyle götürü,
Yaradılanı hoşgör Yaratandan ötürü.

Ne hoş ne güzel söylemiş.. Nazarımızı itürü kılalım, yani bakışımız, ferasetimiz keskin olsun, elimizden gelen gayreti gösterelim, doğrudan, doğruluktan şaşmayalım, hakikati hangi cepheden gelirse gelsin bağrımıza basalım, geri kalanı için de hoşgörü perdesini çekiverelim. Pek ala, pek güzel..... Ve lakin aklımıza “kardeş kardeşe karşı hatamız ne kadar çok ki bunca hoşgörü talep ediyoruz” diye de takılmıyor değil. Zira hoşgörünün hakikisi yakınlarımıza gösterilendir, evdekine kan kustururken komşuyu güldürmenin manası yoktur. Mum önce dibini aydınlatmalıdır. Yoksa demezler mi âdeme “kendisi himmete muhtaç dede, nerede gayrıya himmet ede” diye.


Bir de mazeretimiz var: İnsanoğlu aciz mahlûk, hatadan beri olmaz ki! Doğrudur, ancak, pek gamsız, çokça gayretsiz, vursan duymaz, davul çalsan uyanmaz, hemide ilimsiz, irfan ve feraset yoksullarına Yunus Emre'nin bile bu kadar geniş hoşgörü hazinesi olmasa gerektir. Mevlana Hazretleri de kimseyi “cürmünü al da gel, değişmene gerek yok, olduğun gibi kalmak üzere gel, ben seni affederim” falan dediği yoktur. Gel ama “değişte gel, düzel de gel, tevbe et de gel” demektedir.

Şanlı tarihimizden, aziz büyüklerden, kahraman tarihi şahsiyetlerden söz açıldığında, neredeyse ilk söylenen sözlerden biri Osmanlı'nın bir “hoşgörü medeniyeti” kurduğudur. Bu cümle ile başlayan yazıların geri kalan kısmını okumaya devam ettiğinizde karşınıza bir ikinci cümle daha çıkar o da din ve vicdan hürriyeti.

Din ve vicdan hürriyeti Osmanlı devletinin titizlikle uyguladığı temel prensiplerden biriydi, çünkü bu inançlarının gereği olarak zaten bir prensip haline gelmişti. Yani bu Osmanlının değil dâhil oldukları inanç sisteminin, İslamın bir özelliği idi. Rumlardan Yunanlılara, Macarlardan Hırvatlara, Araplardan Kıptilere daha onlarca etnik köken Osmanlı tebaası içinde yer alıyordu. Onca etnik kökenin yanında İmparatorluğun sınırları dâhilinde Müslümanlar dışında Katolikler, Ortadokslar, Yahudiler ve farklı mezheplerden gelen topluluklar mevcuttu. Bu toplulukların hepsi kendi inanç ve geleneklerini yaşadılar, korudular.

Din ve vicdan hürriyeti bir lutuf değildir, her insanın bizatihi hakkıdır. İnsanlara hakkı olanı vermek bir vazifedir. Hz. Peygamberin bütün uygulamalarında bunu görürüz. Bunun adı hoşgörü değil, hürriyettir onun da bir sınırı vardır, hudutsuz değildir. Hep böyle olmuştur, Osmanlıda da böyleydi, inançlarımızda da böyledir, medeni hukukun kuralları da bu çerçevededir, aksi düşünülemez, huhudsuz özgürlük kimseye verilemez. İnsanların inançlarına 
saygı vardır, hürriyetleri azizdir, ama siz Osmanlı devri dâhil bütün tarihimiz boyunca yanlış, kötü ve çirkin bir şeye meydan verildiğini, sonucunda fenalık olan bir özgürlüğün bahşedildiğini, bu zayiatın hoş görüldüğünü gördünüz mü?

Kıptileri ele alalım. Mısırda yaşarlar ve Osmanlının tebasıdırlar. O kadar farklı bir kültüre sahiptirler ki adları hırsıza çıkmıştır. Hatta bir beyit vardır ki kimimiz onu atasözü diye biliriz. Ziya paşanındır:

“Miyân-ı güft-u gûde bed-meniş izhâr eder kubhun
Şecaât arz ederken merd-i Kıpti sirkatin söyler”
(Kötü laf arasında çirkinliğini kusar, Yiğitlik taslarken Kıpti Çingene, hırsızlığını anlatır)

Hadi misal getiriniz, hırsızlığın hoş görüldüğü bir devir biliyor musunuz? Veya Ortaçağ Hristiyanları bir takım kimseleri cadı diye alevlere atarlardı. Bu bir dini inançtır, hristiyan din adamlarının emridir diye, göz yumulduğuna, hoşgörü ile bakıldığına şahit oldunuz mu herhangi bir tarih sayfasında...

Fransa'da dans ilk icat edildiği zaman Osmanlı sefiri durumu Padişaha bildirir. Padişah der ki: "
—Ben ki 48 krallığın Hakanı Kanuni Sultan Süleyman'ım. Sefirimden aldığım mazharda, memleketinizde, kadın erkek birarada dans namı altında, bir fiiliyat mesmu şahanem olmuştur. Hem hudut olmaklığımız dolayısıyla iş bu rezaletin memleketime sirayeti ihtimali muvacehesinde name-i hümayunumun yed'inize vüsulundan itibaren işbu rezalete hatime verilmediği takdirde orduyu hümayunumla bizzat gelip bu rezaleti men’e muktedirim."

Hammer tarihinde, bu mektup üzerine, Fransa da dansın tam yüz yıl yasak edildiği belirtilir.

Hadis-i şerifleri dinleyen kimseler ve tabii Yunus Emre'yi, Mevlâna Hazretleri'ni, onların aşktan, sevgiden, şevkten bahseden sözlerini duyan kimseler diyorlar ki:

"--İslâm sevgi dini, şefkat dini, rikkat dini, hassaslık dini, hoşgörü dini..."

Tamam, Müslümanlık merhamet dini, şefkat dini, re'fet dini, yumuşaklık ünsiyet dini, saygı dini, hoşgörü dini ama. Hakiki merhamet sade düşküne acımak değildir, hakiki merhamet zulme ve kötülüğe engel olmaktır, zulmü yapanı zulümden alı koymaktır, düşkün fikirlere sahip onları bu halden uzaklaştırmaktır, bilerek veya bilmeyerek zararlı akımların tesirinde sürüklenenleri bu halden kurtarmaktır, kendileri istemese bile. Aklını yitirmiş bir divane uçurumdan atlamaya kalktığında “canım kendisi böyle istiyor, memlekette özgürlük var” diyebilir misiniz, derseniz kargalarla beraber cümle cihan size gülmez mi?

İnançlı kişinin affı ve lutfu çok olur, zira kendisini Yaratan bunu emretmektedir. Pek ala, ne hoş ne güzel... Peki, kötüye de hoşgörü var mı? Yok, boşa aramayın hiç biryerde bulamazsınız...

"--Bırakın, kötü kötülüğünü yapsın!"

Olmaz! Hangi hoşgörü, hangi müsamaha buna el verir ki! Bir zalimin, öteki insanlara kötülük yapıp dururken, kötülük yapmasına müsaade etmek, merhametsizliktir, hoşgörüsüzlüktür. İnsan mahlûka merhamet edecek, yani umuma, toplumun hepsine merhamet edecek, bu merhamet duygusundan kaynaklanan gayretle topluma zarar verecek şeyleri de engellemeye gayret edecek.

Müreffeh bir yaşamın önündeki engelleri sayarlar mazur görürüz, kalkınmanın ucunda bizim de emeğimize ihtiyaç vardır, mazur görülmek isteriz, toplumsal sağduyumuz yok olmaya başlamıştır, ardı arkası gelmeyen yanlışlıklarımıza hoşgörü bekleriz, onun bunun hakkını çiğneriz... söz konusu olan kendi rahatımızdır anlayış gerektir, cihan dolusu görevini aksatan insan vardır, nasıl olsa biri düzeltir deriz-geçeriz, her sözümüzde misal getirdiğimiz ecdad öyle yapmamıştır ama sokakları berbad edenleri, kaldırımları bozanları, sokakları kirletenleri, gözümüzün gördüğü her güzelliği katledenleri boş veririz. Merhametsizlik diz boyu olmuştur-umursamayız, taklid yolunu almış-özüne dönemin modası geçmiştir, işitmeyiz. 
Zaman geçer böyle böyle, farkında olmadan hoşgördüklerimize benzemeye başlarız, hah işte o zaman herşey yoluna girer. Alan memnun satan memnun, gül gibi geçinir gideriz.

Kötü yaratılışlı kişiye ilim ve fen öğretmek, yol kesen eşkıyanın eline kılıç vermeye benzer!
Hz. Mevlana

Logged

"İki şey var: Seveceksin, sevileceksin!.. Sevmek için, sevilmek için ne lâzımsa onu yapacaksın!" M.Zahid KOTKU (Rha)
smeyra
Emektar
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1518


Kullar şükre, Allah (c.c) Hamde layıktır...


WWW
« Yanıtla #1 : 18 Ekim 2008, 14:09:42 »

teşekkürler emeğine sağlık...
Logged

Bu sitede hayat var...
Azure
MaZuRe
Emektar
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1989


LÜKSTE OYALANACAK KADAR VAKTİMİZ YOK ......


« Yanıtla #2 : 18 Ekim 2008, 15:14:55 »

Allah razı olsun ablacım  Göz kırpan
Logged

_FaTmA_
Emektar
Aktif Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2462


« Yanıtla #3 : 18 Ekim 2008, 22:29:23 »

Amin ablacim cümlemizden razi olsun Rabbim... Gülümseme
Logged

"İki şey var: Seveceksin, sevileceksin!.. Sevmek için, sevilmek için ne lâzımsa onu yapacaksın!" M.Zahid KOTKU (Rha)
Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayatın Anlamı  |  Manevi Hayat  |  Öğrenelim-Öğretelim  |  Hoşgörünün Hududu « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: