İsrail'in Kirli Tarihi????
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
09 Ocak 2009, 16:34:26
28679 Mesaj 5148 Konu Gönderen: 945 Üye
Son üye: saltinata
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Genel Tarih  |  İsrail'in Kirli Tarihi???? 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: İsrail'in Kirli Tarihi????  (Okunma Sayısı 24 defa)
arzum
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 629


ALLAH,SEÇİMİ ONA BIRAKANLARA EN İYİSİNİ VERİR..


« : 15 Ekim 2008, 21:22:47 »

Israil'in KirliTarihi

Bazi devletlerin kirli çamasirlari vardir. Ortayaçikmasini istemedikleri, bilinmesinden rahatsizlik duyduklari ve bu nedenle resmitarihlerinden çikardiklari tarihsel gerçeklerdir bunlar. Örnegin Vietnam Savasisirasinda ABD birliklerinin o ülkedeki sivil halka karsi uyguladiklari iskence vekatliamlar—ki bunlarin sonucunda 1.5 milyon Vietnamli yasaminiyitirmistir—Amerikalilar tarafindan mümkün oldugunca unutturulmak istenir. Bugerçek savas sirasinda ört-bas edilmeye çalisilmistir, savas sonrasinda ise Vietnamlailgili olarak çevrilen Hollywood filmleri ile ayni yol denenmistir. Bu "Rambo"filmlerinde hep Amerikan askerlerinin Vietnam'da yasadiklari zorluklar anlatilir,Amerikali birliklerinin diri diri yaktiklari köylüler degil.
Yine de Vietnam savasinin içyüzü pek çok insantarafindan bilinmektedir. Çünkü savas dünyanin gözleri önünde yasanmis bir olaydirve bu nedenle tam anlamiyla ört-bas edilmesi mümkün olmamistir.
Ancak baska bazi devletler, kirli çamasirlarini çok dahabasarili bir biçimde gizleyebilmislerdir. Bu devletlerin belki de en basarilisi ise,Israil'dir. Siyonizm'in 1930'lu ve 40'li yillardaki tarihi sözkonusu kirli çamasirlarladolu iken, Yahudi Devleti bu gerçekleri yalnizca gizlemekle kalmamis, dahasi kendilehinde bir propaganda aracina dönüstürmüstür.
Öncelikle Israil'in nasil bir imaja sahip olduguna bakalim.

[SIZE=+1]Israil'in Iki Yüz[/FONT][/B]
Israil, onyillardir tüm bir ulusu isgal altinda yasamayazorlayan dünyadaki yegane devlettir. 1948'de Filistin topraklarinin önemli birbölümünü isgal etmis ve Filistinlilerin bir kismini kendi yönetimi altinda yasamayazorlamis, bir kismini sürmüs, hatta bir kismini da "imha" etmistir. 1967'detüm Filistin topraklari Israil isgali altina girmistir. Ayrica Israil; Misir, Suriye,Lübnan ve Ürdün topraklarini isgal etmis, yillarca bu topraklardan çekilmemistir.Israil'in isgal ettigi bölgelerdeki halka karsi uyguladigi devlet terörü ise oldukçaünlüdür. Israil ayrica dünyanin baska bölgelerindeki acilarda da pay sahibidir:Dünyanin dördüncü büyük askeri gücüne sahip olan Yahudi Devleti, ÜçüncüDünya'daki baskici diktatörlere, fasist rejimlere destek olmus, onlara silah satmis,onlarin ordu ve gizli polislerini egitmistir. Pinochet, Idi Amin, Bokassa, Mobutu, Marcos,Noriega gibi eli kanli diktatörlerin tümü, Israil'in yakin birer müttefikiolmuslardir.
Kisacasi, Israil, oldukça "kirli" birdevlettir. Birlesmis Milletler'de aleyhine en çok karar çikartilan, ama bu kararlarinhemen hiç birini tanimayan Yahudi Devleti, dünyanin dört bir yanindaki pek çok insaningözünde saldirgan, zorba ve küstah bir çete devletidir.
Ancak Israil'in bir baska yüzü daha vardir. Daha dogrusuIsrail çogu zaman bir baska yüzle insanlarin karsisina çikar. Bu yüz, Israil'in bir"çete devleti" degil, aksine bir "mazlumlar ve magdurlar yuvasi"oldugu imajini verir. Bati'daki pek çok insan da Israil'i bu yüzüyle tanir. Bu görüsegöre, Israil, dünyanin dört bir yaninda irkçilarin hedefi olan yahudilerin yeganesiginagidir. Bu düsünce, temelde "yahudi soykirimi"na dayanir: Buna göreIsrail, Naziler'in Yahudi irkina yönelik korkunç iskence ve katliamindan kurtulanyahudiler tarafindan kurulmus bir siginaktir. Naziler 6 milyon yahudiyi acimasizcaöldürmüslerdir. Bu bir daha asla yasanmamalidir. "Bir daha asla" seklindesloganlasan bu mantik, Israilliler tarafindan son derece ustalikla kullanilmakta ve üsttesözünü ettigimiz tüm "kirli" isler, bu yolla hasir alti edilmektedir.
Bu yolla Israil'in isgalleri ve devlet terörümesrulastirilir: "Israil, güvenligini saglamak zorunda, yeni bir soykirim miyasansin?" mantigi kullanilir. Israil Devleti sürekli olarak soykirim konusunugündemde tutmakta ve bunu varliginin bir numarali mesruiyet kaynagi olarakgöstermektedir. Israil'i ziyaret eden her yabanci devlet adami, ilk olarak mutlaka YadVashem adli "Soykirim Müzesi"ne götürülür.
[SIZE=+1]Tarihin Perde Arkasi[/SIZE][/FONT][/B]
Israil'in sözünü ettigimiz iki farkli imaji, takdiredilir ki, birbiriyle uyusmasi oldukça zor olan imajlardir. Bir yanda açikça saldirgan,irkçi, isgalci ve baskici bir devlet, öteki yanda "mazlumlarin siginagi"seklinde bir görüntü vardir.
Iste "Soykirim Yalani" adlikitabi ortaya çikaran arastirmayi yapmamiza neden olan sey de, bu iki zit görüntüdür.Bu iki zit görüntünün ardinda farkli bir gerçek olabilecegini düsündügümüz içinbu kitaba konu olan tarihsel bilgileri arastirdik. Ve sonuçta ortaya pek az kimseninfarkinda oldugu bir gerçek çikti.
Bu gerçek, özetle sudur: Israil devleti,ikili bir karaktere sahip degildir. Yani bir yandan baskici ve saldirgan, bir yandan da"mazlumlarin siginagi" degildir. Aksine, baskici ve saldirgan karakter, Israildevletinin, bu devleti kuran ve yasatan siyasi kültürün yegane özelligidir. Israil'in"mazlumlarin siginagi" olarak bilinmesine neden olan sey de, aslinda bu siyasikültürün kendi halkina reva gördügü bir takim zulümlerden ibarettir.
Bu genel yorumu yapmamiza neden olan somutgerçek ise, öncelikle Nazizim ve Siyonizm arasindaki bilinmeyen tarihsel iliskidir.Soykirim Yalani adli kitabimizda bu konuyu ayrintilariyla gözler önüne serdik.Filistin'de bir Yahudi Devleti kurmak için yeterli sayida Yahudiyi Avrupa'dan göçetmeye bir türlü ikna edemeyen Siyonistlerin, II. Dünya Savasi öncesi dönemdeNaziler'i—ve diger pek çok fasist hareketi—destekleyerek zoraki bir göçsagladiklarini ortaya koyduk. Almanya'yi Yahudiler'den arindirarak etnik yönden"saf" hale getirmek isteyen Nazilerle, bu ülkedeki sözkonusu Yahudiler'iFilistin'e götürmek isteyen Siyonistlerin nasil dogal müttefik olduklarini inceledik.Naziler'in Alman Yahudilerine yaptiklari baski ve zulümlerin, Siyonist liderlertarafindan neden sevinçle karsilandigini ve iki tarafin ne gibi isbirliklerigelistirdiklerini ortaya çikardik.
Bu tablo açikça göstermektedir ki,Israil, antisemitizm (Yahudi düsmanligi) tehlikesinden kaçan Yahudiler için bir siginakdegildir, aksine bu Yahudileri tehdit eden antisemitik hareketler, Siyonizm tarafindan enbasindan beri desteklenmistir.
Bu gerçegin bilinmesinde ise büyükyarar vardir, çünkü bu gerçek, Israil devletinin kendi mesruiyetinin dayanagi olarakgösterdigi en büyük gerekçeyi çürütmektedir. Nitekim bugün Israil'inpolitikalarina, hatta varligina karsi çikan "anti-Siyonist" Yahudiler de butarihsel gerçege isaret etmekte ve Siyonizm'in Yahudiler için bir kurtulus degil, aksineen büyük tehlike oldugunu savunmaktadirlar.
"Soykirim Yalani" kitabininverdigi en önemli mesaj, bizce budur. Israil, hem isgal ettigi Arap topraklarinin gerçeksahiplerine, hem de bu topraklara zor yoluyla getirdigi Yahudiler'e baski ve zulümuygulamis bir devlettir. Israil'in resmi ideolojisi olan Siyonizm, bu nedenle asla ve aslagerçek anlamda baris yanlisi olamaz. Baris ve huzura dayali bir siyasi kültür, herirkçi ve fasist hareket gibi Siyonizm'in de yok olmasina neden olacaktir çünkü.
Israil'in bir "baris vedemokrasi" ülkesi olarak tanitildigi Türkiye'de, bu gerçeklerin bilinmesigerekmektedir. "Soykirim Yalani", iste bu yönde atilmis önemli bir adimdir.

[SIZE=+2]Soykirim Efsanesi NasilDogdu?[/SIZE] [/FONT][/B]
Nazi Almanyasi'ndaki Yahudilerin baski ve iskencepolitikasina maruz kaldiklari konusu, Nazilerin iktidara geldikleri 1933 yilindan itibarenBati'daki yayin organlarinda islenmeye baslamisti. Medyayi bu konuda besleyen en önemlikaynak ise birer sivil toplum örgütü niteligindeki Yahudi kuruluslariydi. NazilerinYahudilere karsi toplama kamplarinda sistemli bir "soykirim" yürüttügüyönündeki iddialar ise, 1942 yilinda yogunluk kazandi. Bu iddialari dile getirenlerDünya Siyonist Örgütü ve onun Batili ülkelerin hemen hepsinde kurulmus olankollariydi. Örnegin Yahudilerin Nazi toplama kamplarinda "sabun" halinegetirildiklerine dair saiyalar, ilk kez Amerika'daki Siyonist hareketin lideri ve AmerikanYahudi Kongresi'nin (AJC) baskani olan Stephen Wise tarafindan duyuruldu. Wise, 1942yilinda resmi bir açiklama yaparak, "yahudi cesetlerinin Almanlar tarafindan sabun,yag ve gübreye dönüstürüldügünü" iddia etti. Gaz odalari iddialari da yineayni dönemde resmi siyonist kuruluslarin temsilcileri tarafindan duyuruldu.
Bu iddialarin genel medya tarafindan desteklenmesinin iseiki nedeni vardi: Birinci neden, Yahudi sermayeli yayin organlarinin bu konuyagösterdikleri özel ilgiydi. Ikinci ve daha önemli olan neden ise, bu haberlerin Batiliülkelerin savas halinde olduklari Nazi Almanyasi'na karsi kullanabilecek iyi birkarsi-propaganda malzemesi olusuydu. ABD yönetimi bu propagandayi çok gerekli buluyordu;çünkü "kendi çocuklarimizi neden Avrupa'da savasmaya gönderdik" diyedüsünen genis halk kitlelerini savasin gerekliligine ikna etmek için, "gazodalarinda öldürülüp sabun yapilan" masum insanlari kurtarmak kadar iyi birgerekçe bulunamazdi. Nitekim Almanlar hakkinda buna benzer gerçek disi bazi vahsethikayeleri, I. Dünya Savasi sirasinda da Amerikan kamuoyunu ülkelerinin savasa girmesineikna etmek için üretilmisti.
Savas yillarinda bu sekilde üretilen Soykirimsöylentileri, Nazi toplama kamplarinin Amerikan, Ingiliz ya da Sovyet birlikleritarafindan 1945 yili içinde ele geçirilmesiyle birlikte iyice güçlendi. Çünkümüttefik ordulari bazi kamplarda, özellikle Dogu Polonya'daki Belsen'de binlerce yahuditutuklunun korkunç durumdaki cesetleriyle karsilasmislardi. Bunlarin fotograf ve filmleridünya medyasinda yayinlandi. Bu cesetler soykirimin açik birer delili sayildilar. Oysasözkonusu cesetlerin ölüm nedeni Nazilerin her türlü önleme ragmen bir türlü basaçikamadiklari tifüs salgini ve savasin son aylarinda Alman tasima sisteminin çökmesinedeniyle bazi kamplarda, özellikle Dogu Polonya'daki büyük kamplarda basgösterenaçlikti. Buna karsilik, daha Bati'da yer alan kamplardaki Yahudi tutuklularin gayetsihhatli ve psikolojik yönden de rahat bir durumda oldugu gözlenebiliyordu.
Logged
arzum
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 629


ALLAH,SEÇİMİ ONA BIRAKANLARA EN İYİSİNİ VERİR..


« Yanıtla #1 : 15 Ekim 2008, 21:24:40 »

Israil'in Terör Gelenegi

Bir süredir "baris" rüzgarlarinin estigi Ortadogu, son bir hafta içinde Israil'in Lübnan'da gerçeklestirdigi bombalamalarla yeniden isindi. Bu durum, bazilari için sasirticiydi. Bir "baris ve demokrasi sembolü" olarak gördükleri Israil'in, içi küçük çocuklarla dolu bir ambulansi nasil olup da havaya uçurdugunu, ya da sivil yerlesim bölgelerini nasil olup da fütursuzca bombaladigini anlamakta güçlük çektiler.

Oysa, Bati medyasinin propaganda ilüzyonundan kurtularak ve Israil'in gerçek kimligini göz önünde bulundurarak vaziyete bakildiginda, Israil'in sözkonusu "gazap üzümleri" operasyonunun hiç bir sasirtici yönü olmadigini görebiliriz. Çünkü Israil, bir terör devletidir; terör, Yahudi Devleti için olagan bir dis politika aracidir.

Israil'in geçmisine bir göz attigimizda ise, bu tanimi kesinlestiren yüzlerce örnek bulmak mümkündür.

Terörizmden Basbakanliga

Israil'in kuruldugu yillar, ayni zamanda Ortadogu'nun da terörle tanistigi yillar olmustu. Yüzyilin basindan beri sistemli bir "devlet kurma" programi izleyen Siyonist hareket, 1940'li yillarda Filistin'de olusturdugu terör örgütleri ile bölgeyi kan gölüne çevirdi.

Sag kanat Siyonistler, Filistin'deki Araplara ve ilerleyen yillarda da Ingilizlere karsi savasacak olan Irgun Zvei Leumi (Ulusal Askeri Örgüt) ya da kisaca Irgun adli silahli yeralti örgütünü kurdular. Irgun ve 1940 yilinda ondan ayrilan Avraham Stern'in kurdugu LEHI (Lomamei Herut Yisrael-Israil'in Özgürlügü Savasçilari), Araplar'a ve Ingilizlere karsi kanli terör eylemleri gerçeklestirdiler (LEHI, kurucusunun adindan dolayi Stern Çetesi olarak da anilir). Irgun ve Lehi'nin iki aktif teröristi, yillar sonra tüm dünyanin taniyacagi isimler haline geleceklerdi: Menahem Begin ve Yitzhak Samir!   Ikisi de, sirasiyla, Basbakan oldular.

Bu sag kanat teröristler ile sol kanat Siyonistler arasinda da gizli bir ittifak vardi.  16 Eylül 1948 günü Stern örgütünün teröristleri, Birlesmis Milletler'in Filistin arabulucusu olan ve Siyonistlerin isgal politikalarini elestirmesiyle taninan Kont Folke Bernadotte'u Kudüs'te öldürdüler. Yeni kurulmus olan Israil Devleti'nin Basbakani Ben Gurion, Stern militanlarinca gerçeklestirilen suikasti lanetledi ve Bernadotte'un BM karargahindaki cenazesine de katilarak taziyelerini sundu. Suikastin sorumlusu olan Stern üyeleri ise kayiplara karistilar. Ancak bir süre sonra bu militanlar ortaya çiktilar, hem de çok ilginç bir biçimde... Bernadotte'u vuran Joshua Cohen adli tetikçi, Basbakan Ben Gurion'un özel korumasi oluverdi birden bire.! Suikast emrini verenlerden Yitzhak Samir ise Mossad'in Avrupa masasi sefligine getirildi.(1) Ben Gurion'un basbakanliginin sürdügü bu dönemde, Samir'in de katkisiyla, çok sayida "Israil düsmani" Mossad ajanlarinca Avrupa'da öldürüldü. Kisacasi Israil'in liderleri aktif birer teröristtiler, ya da terörizmi el altindan destekliyorlardi.

Terör, Israil'in kurulmasiyla bitmedi, azalmadi da. Aksine, daha da çok kan dökmeye basladi.

Israil Tarzi Terör

    ... 80-100 kadar erkek, kadin ve çocuk öldürülmüstü. Çocuklari kafalarina sopalarla vurarak öldürdüler. Her evden en az bir kisinin canina kiyildi. Köylerde erkek ve kadinlar yiyecek ve su verilmeksizin evlere kapatildilar. Sonra da sabotajcilar gelip evleri havaya uçurdu. Bir kumandan, bir ere emir vererek, havaya uçurmak istedigi bir evin içine 2 kadin kapatmasini söyledi. Bu arada bir asker, öldürmeden önce bir Arap kadinin irzina geçtigini anlatti. Yeni dogmus bir çocugu olan Arap kadinina birkaç gün süreyle etraf temizlettirildikten sonra kadin ve çocuk öldürüldü. 'Harika bir adam' diye nitelenen iyi yetistirilmis, iyi bir egitim görmüs kumandanlar, asagilik katiller haline gelmisti. Hem de gelisen korkunç olaylarin içinde ister istemez bu duruma düsmüs degillerdi. Aksine soykirimi ve yoketme metodlarini bilinçlice kullaniyorlardi. Onlara göre dünyada ne kadar az Arap kalirsa, o kadar iyiydi...

Üstteki satirlar, Israil'in Davar gazetesinin 9 Haziran 1979 tarihli sayisinda yayinlandi. Yazilanlar, 1948'de Dueima adli Filistin köyünün ele geçirilmesi sirasinda yapilanlara taniklik eden Israilli bir askerin katliam hatiralariydi.

Önemli olan bu satirlarda anlatilanlarin, istisnai bir terör eylemini degil, Israil'in kutsal terörünün siradan bir örnegini tarif etmesidir. Bir diger "siradan örnek", Israillilerin devlet kurduklari yilda, 1948'de Deir Yassin köyündeki Arap halka giristikleri katliamdir. Menahem Begin'in yönettigi Irgun ve Stern teröristleri, Kudüs yakinlarindaki Deir Yassin köyüne düzenledikleri baskin sirasinda, hamile kadinlarin ve çocuklarin da dahil oldugu 280 kadar Arap köylüsünü önce sokaklarda dolastirdiktan sonra kursuna dizmislerdir. Ancak bir de önemli "detaylar" vardir: Öldürülen genç kizlarin çogunun irzina geçilmis, erkeklerin cinsel organlari koparilmistir. Siyonistler bazi kurbanlari öldürmek için biçak kullanmislardir. Raporlarda "ortadan ikiye biçilen" küçük bir kiz çocugundan da söz edilmektedir.(2)

Bu sekilde alti ay içinde Arap köylerine düzenlenen sayisiz baskinlarla 400 bine yakin Arap, yurdunu terketmek zorunda kaldi. Deir Yassin Katliami bu baskinlarin sadece birisiydi. Israilliler'in yillar içinde terör yoluyla bosalttiklari köy sayisi, Israil'in az sayidaki "muhalif" seslerinden biri olan Israel Shahak'in tespit ettigi rakama göre, 385'tir. Bu köylerde yasayanlarin içinde korku yöntemiyle kaçirilanlarin yaninda, Deir Yassin'le ayni kadere ugrayanlar da vardir.

Israil'in terörü, ilerleyen yillarda da kan dökmeye devam etmistir. Kibya ya da Sabra Satilla katliamlari, yine buzdaginin görünen kisimlaridir. Israilliler çogu kez bu açik eylemleri bile üstlenmemeye çalismislardir. Örnegin Israil'in 1982 yazindaki Lübnan'i isgali sirasinda Sabra ve Satilla mülteci kamplarinda öldürülen 1.500'ün üstündeki Filistinli'ler hakkinda Begin "yahudi olmayanlar, yahudi olmayanlari öldürdü, bize ne!" demisti. Oysa kisa süre sonra katliami gerçeklestiren Falanjistlerin Israil subaylarinin komutasinda oldugu ve Israil ordusunca silahlandirildiklari ortaya çikti.

Israil Tarzi Iskence

Israil'in kutsal terörünün önemli bir parçasini ise iskence olusturmaktadir. 1967'den bu yana iki milyondan fazla Filistinli'yi isgal altinda yasamaya zorlayan Yahudi Devleti, bu Filistinlilerin muhalefetini kirmak ve onlari göçe ikna etmek için sistemli bir iskence politikasi uygulamistir.

Yahudi Devleti'nin korkunç iskence yöntemleri, ilk kez Londra'da yayimlanan Sunday Times'in 1977 yilinda yayinladigi uzun bir arastirmada ortaya çikti. Belgelenen vakalar, 1967'den itibaren on yillik Israil isgali sirasinda iskence gören kirkdört Filistinlinin durumlarini ortaya koyuyordu.

Buna göre, Israil'in; Nablus, Ramalla, Hebron ve Gazze'deki hapishanelerinde, Kudüs'teki Rus sitesi ya da Moskoviya olarak bilinen sorgu ve gözalti merkezinde ve Yona, Ramle, Sarafand, Nafha gibi özel askeri hapishanelerde inanilmaz iskenceler uygulaniyordu. Sistemli dayak disinda, Israillilerin kullandigi iskence türleri arasinda; cinsel organlara elektrik verme, tutukluyu çirilçiplak buzlu suya sokma, gözleri baglanmis olan tutuklunun üzerine özel egitilmis köpekleri saldirtma, vücudun degisik yerlerinde sigara söndürme, arkadan tecavüz, tirnaklarin ve saglam dislerin sökülmesi gibi yöntemler vardi. Bazi tutuklularin kizlari da tutuklanmis ve bunlara babalarinin gözü önünde tecavüz edilmis, sonra da tutuklu kendi kiziyla cinsel iliskiye girmesi için zorlanmisti. Bazi erkek tutuklularin cinsel organlarina ince cam çubuklar sokulmus ve sonra da bu çubuklar organin içindeyken iskenceciler tarafindan kirilmisti. Erkek tutuklularin hayalarinin sikistirilmasi da çok kullanilan yöntemlerin biriydi. Bu iskenceler sonucunda çok sayida Filistinli tutukluda kalici sakatliklar meydana geldi. Çogunun cinsel fonksiyonlari sona erdi, görme ve isitme duyularini ve akli dengelerini yitirenler oldu. Bu fiziki iskencelerin yaninda psikolojik yöntemler de vardi. Siyasi tutuklular, kasten, Israil ordusuna çizme, kamuflaj agi, vb. malzeme imal etme islerine kosuluyorlar, reddettiklerinde fiziki yöntemlere basvuruluyordu.(3)

Sunday Times'in ortaya çikardigi bu vakalar, 1967-1977 yillari arasindaki iskence vakalariydi. Ilerleyen yillarda da Israil'in kutsal terörü ve kutsal iskencesi sürdü. Yalnizca 1987-1993 döneminde; Israil birlikleri tarafindan 1.283 Filistinli öldürülmüs, 130.472 tanesi hastaneye kaldirilacak derecede yaralanmis, 481 tanesi sürülmüs, 22.088 tanesi gözaltina alinmis, 2.533 ev mühürlenmistir. (4) Gözalti ve tutukluluk sirasinda kullanilan iskence yöntemlerinin hangi boyutlara vardigini bilmek de mümkün degildir.

Israil iskence gelenegi ile ilgili olarak en son 1995 Agustosunda ortaya bazi yeni bilgiler çikti. Emekli Albay ve tarihçi Mose Givati, "Çöl ve Alevlerin Içinde" adli kitabinda, 1948, 1956 ve 1967'deki Arap-Israil savaslarinda Israil ordusunun savas esirlerine inanilmaz iskenceler yaptigini yazdi. Buna göre, esir alinan Misirli askerlerin gözleri sigara ile oyulmus, cinsel organlari kesilerek agizlarina tikanmisti...

Burada önemli olan bir nokta var. Israil devlet aygiti, terör ve iskenceyi yalnizca pragmatik bir uygulama olarak degil, bunun da ötesinde kutsal bir misyon olarak görmektedir. Israil'in terörü, Livia Rokach'in ifadesiyle, "kutsal" bir terördür. Çünkü bu terör, yahudi dini kaynaklari tarafindan emredilir.

Terörün "kutsalligi"

Eski Ahit'in Tesniye kitabinda, 7. Bap söyle baslar:

    "Allahin Rab, mülk olarak almak için gitmekte oldugun diyara seni götürecegi ve senin önünden çok milletleri, Hittileri ve Girgasileri ve Amorileri ve Kenanlilari ve Perizzileri ve Hivileri ve Yebusileri, senden daha büyük ve kuvvetli yedi milleti kovacagi; ve Allahin Rab onlari senin önünde ele verecegi ve sen onlari vuracagin zaman; onlari tamamen yok edeceksin; onlarla ahdetmeyeceksin ve onlara acimayacaksin ve onlarla hisimlik etmeyeceksin; kizini onun ogluna vermeyeceksin ve onun kizini ogluna almayacaksin... Çünkü sen Allahin Rabbe mukaddes bir kavimsin; Allahin Rab, yeryüzünde olan bütün kavimlerden kendine has bir kavim olmak üzere seni seçti."

I. Samuel kitabi 15. Bap'in basinda ise su ayet yer alir:

    "Ordularin Rabbi söyle diyor: Amalek'in Israil'e yaptigini, Misir'dan çiktigi zaman yolda ona karsi nasil durdugunu arayacagim. Simdi git, Amaleki vur ve onlarin herseylerini tamamen yok et ve onlari esirgeme ve erkekten kadina, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden esege kadar hepsini öldür."

Ayetlerde geçen Hittiler, Yebusiler, Amalekler gibi kavimler, M. Tevrat'in yazildigi dönemlerde Ortadogu'da bulunan toplumlardir. Bu nedenle bu ayetlere (ve M. Tevrat'in içindeki yüzlerce benzerlerine) göz atan pek çok kisi, tarihin derinliklerinde kalmis birer siddet olayinin hikayesini okudugunu sanabilir. Oysa gerçek böyle degildir... Israil'in "güvercin" siyasetçilerinden Amnon Rubinstein, su satirlari yaziyor:

    "(Israilli radikallerin) kullandigi lisanda, günümüzdeki Araplar; Yebusiler'dir, Amalekler'dir ya da Kenan diyarinin Tevrat tarafindan lanetlenen yedi kavminden herhangi birisidir... Tesniye'de, 'geride hiç bir sey kalmayacak sekilde' Amalek'i yok etmek üzere verilen emir, dogrudan bugünkü Araplar'a yönelik olarak yorumlanmaktadir... Israil'in savaslari da bu çerçevede anlasilmakta ve bu savaslarda bu 'yeni Amalekler'e karsi insancil davranilmamasi gerektigi söylenmektedir. Haham Menachem M. Kasher, 1967 savasindan sonra yazdigi bir yazida, Tevrat'in 'onlari sizin önünüzden yavas yavas azaltacagini ve yurtlarina sizi yerlestirecegim' seklindeki ifadesinin, Israil'in Araplar'la olan iliskisini tarif ettigini yazmistir... Bar Ilan Üniversitesi'nden Haham Israel Hess, daha da ileri gitmis ve 'Tanri'nin Amaleklere karsi girisilen savasa bizzat katildigini' söylemistir. Israel Hess'in konuyla ilgili yazisinin basligi ise, 'Tevrat'in katliam emirleri'dir." (5)

Kisacasi, Israil kimligi olusturan en büyük faktör olan "dinci" ekol, Muharref Tevrat ayetlerini bu sekilde yorumlamakta, ve böylece Yahudi Devleti'nin uyguladigi teröre teolojik bir mesru temel olusturmaktadir. Iste bu nedenle terör ve Israil, birbirinden ayrilmaz iki parçadir. Yahudi Devleti, mevcut ideoloji ve kurumlariyla ayakta kaldikça, terörü mesru bir siyaset araci olarak görmeye devam edecektir.

"Gazap üzümleri"nin bombalariyla ambulans içinde parçalanan çocuklar, bu gerçegin ne ilk ne de son kurbanlaridir.
 

    DIPNOTLAR
    1) Richard Curtiss, "The Good Cops and Bad Cops Who Killed the Peace Process". Washington Report on Middle East Affairs. Haziran 1995
    2) Lenni Brenner, The Iron Wall: Zionist Revisionism from Jabotinsky to Shamir, London: Zed Books, 1984, ss. 141-143
    3) Ralph Schoenmann, Siyonizm'in Gizli Tarihi, Kardelen Yayincilik. 1992. ss. 79-95
    4) Washington Report on Middle East Affairs, Haziran 1994
    5) Amnon Rubinstein, The Zionist Dream Revisited: From Herzl to Gush Emunim and Back, 1.b., New York: Schocken Books, 1984, s. 116

 
Logged
yilmazx
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1733



« Yanıtla #2 : 15 Ekim 2008, 21:37:07 »

onların da sonları yavaş yavaş geliyor inşaallah
batan gemiyi önce fareler terk edermiş
amerika battıkça oradan kaçacak yahudiler israil de toplanacak
bundan 65 yıl önce israili kurmak için avrupadaki yahudileri göçe zorlamak amacıyla bir kısmını katlettirdiler
bugün ise amerikadaki rahata alışmış yahudilerin büyük israili kurmak için amerikayı terk edip israile göç etmesi gerekmektedir
bunun için gerekirse amerikayı bile yıkmaktan geri kalmayacaklar
ama büyük israil kurulunca tüm dünya siyonistleri birarada ve elimizin altında olacak
Allahu Alem
sonra da rabbimizin vaadi gerçekleşecek
Amenna ve Saddakna
Logged

Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: Şunu duyardık: "Kıyamet gününde bîr adam tanımadığı bir adamın yakasından yapışacak. Adam şöyle diyecek:
'Benden ne istiyorsun? Ben seni tanımıyorum.' O şöyle diyecek: 'Dünyada beni hata ve çirkin işler üzerinde görüp de beni onlardan alıkoymazdın'." [Rezîn]
arzum
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 629


ALLAH,SEÇİMİ ONA BIRAKANLARA EN İYİSİNİ VERİR..


« Yanıtla #3 : 15 Ekim 2008, 21:46:45 »

amin inşallah Rabbim ıslah etsinn hepsini....
Logged
Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Genel Tarih  |  İsrail'in Kirli Tarihi???? « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: