Karteli Boykot Edin
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
25 Mayıs 2012, 12:26:51
79065 Mesaj 10726 Konu Gönderen: 1295 Üye
Son üye: selcen
Hayatname.com  |  Gündelik Hayat  |  Hayat Gündemi  |  Türkiye'den Haberler  |  Karteli Boykot Edin 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Karteli Boykot Edin  (Okunma Sayısı 203 defa)
yilmazx
Ziyaretçi
« : 11 Ekim 2008, 17:09:21 »

VAKİT Deveye sormuşlar boynun neden eğri diye o da nerem doğru ki demiş. Kartel medyası geride bıraktığımız 2007’yi de İslâm’a, dindar çevrelere saldırıyla geçirdi.

Diline doladığı imam hatip, başörtüsü, cami, namaz, oruç gibi konular üzerine yaptığı haberleriyle mütedeyyin çevreleri hedef alan, karalamaya çalışan kartel medyası bu uğurda pek çok yalan ve iftiraya imza attı.
Kartel medyası geride bıraktığımız 2007’yi de İslâm’a, dindar çevrelere saldırıyla geçirdi. Diline doladığı imam hatip, başörtüsü, namaz, oruç gibi konular üzerine yaptığı haberleriyle mütedeyyin çevreleri hedef alan, karalamaya çalışan kartel medyası, bu uğurda pek çok yalan ve iftiraya imza attı. Ankara Prebiteryen Kilisesi Papazı Yavuz’un “Bu kadarını biz bile yapamazdık” yönündeki açıklaması, 2007’ye damgasını vurdu.

VAKİT BİR BİR ORTAYA ÇIKARDI

Kartel, yalanları ile toplumu yanlış bilgilendirirken, Vakit, kartelin yalan haberlerini bir bir ortaya çıkardı. İşte kartelin 2007′ye damgasını vuran yalan ve saldırı haberlerinden bazıları:



3’Ü DE YALAN
Hürriyet, Milliyet ve Akşam gazetelerinin manşetten verdiği haberler yalanlandı. Kartel gazetelerinin Eyüp Belediye Başkanı Ahmet Genç ile ilgili sokaklara ve bulvarlara kendisinin ve çocuklarının isimlerini verdiği yönündeki haberler tamamen uydurma çıktı. Gazetemize konuşan Eyüp Belediye Başkanı Ahmet Genç; Milliyet, Akşam ve Hürriyet gazetelerine tazminat davası açacağını vurguladı. (VAKİT / 17.02.2007)
Akşam gazetesi Şubat ayı içindeki haberinde, Şevki Yılmaz’ın, eski bir memur olan abisi Aziz Yılmaz’ın TSE’de torpilli işe başladığını iddia ederek, manşetten hedef gösterdi. Aziz Yılmaz, kendisinin 23 yıl memurluk hizmeti bulunduğunu sınava girmesine gerek olmadığını, hukuki incelemeleri yaptıktan sonra gazete aleyhine dava açacağını söyledi.

AKŞAM’CILAR YİNE İŞ BAŞINDA

Kaçak ve ruhsatsız içkili mekânların avukatlığını yapan kartel gazetelerinden Akşam, geçtiğimiz Ocak ayı sonunda El Kaide operasyonları çerçevesinde örgüt evi olduğu iddiasıyla baskın düzenlenen Konya’daki bir evde 4-9 yaş arasındaki çocuklara El Kaide andı okutulduğunun ortaya çıktığını iddia etti. Akşam’ın “Anaokulunda El Kaide andı” başlığını taşıyan Zeki Dursun imzalı haberi, 31 Ocak 2007 tarihli Sabah gazetesinde, Savaş Ay tarafından abartılarak gündeme getirilmişti. İddiaları yalanlanan Savaş Ay, Vakit’e konuşmuş, “Dolduruşa geldim. Yanlış yaptım. Oraya örgüt evi olarak gitmiştim. Ama içeri girdiğimde şaşırdım. Yanlış yapmışlar” diyerek özür dilemişti. Akşam’ın dünkü sayısında yeniden ısıtarak verdiği haberin, Savaş Ay imzasını taşıyan haberle neredeyse aynı olması dikkat çekti. (VAKİT / 18.03.2007)

İNZAR DERGİSİ’NDEN KARTELE YALANLAMA

Mart ayında Fatih’teki merkezi basılarak bilgisayarlarına el konulan İnzar Dergisi’nin Nisan sayısını milletvekillerine göndermesi, kartel gazetelerini rahatsız etti. Başta Hürriyet ve Akşam gazeteleri olmak üzere kartel gazetelerinin terör dergisi diyerek derginin TBMM’ye gönderilmesini eleştirmesi tepkiye sebep oldu. Kartel gazetelerinin kendilerini terör örgütü olarak lanse etmesine sert tepki gösteren İnzar Dergisi Yazı İşleri Müdürü Zeki Ergin, “Dergimiz yasal prosedürlere uygun kurulmuş ve hâlâ da bu prosedürlere göre yayın hayatına devam etmektedir. Ancak haksız ve iftira dolu ithamlarla, saldırılarla ve dışlamalarla bu ülkede kimse maksadına ulaşmamış ve ulaşamaz da” dedi. (VAKİT / 08.04.2007)

KANAL D DE YALAN HABER KERVANINDA

Kanal D, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi öğretmeni atamasındaki 1300, fizik öğretmeni atamasındaki 15 sayılarını, “bir öğretmen grubunun kayırılması” olarak verdi. Oysa ortada şöyle bir gerçek var: Din öğretmenleri kayırılmadı. Aksine, tepki endişelerinden dolayı, ihtiyacın çok altında bir kadro alabildi!.. Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre, tam 9184 din öğretmeni açığı var. Buna karşılık sadece 1300 kadro verilebildi. Yani ihtiyacın sadece yaklaşık yüzde 15’i karşılanabildi!.. Fizik öğretmenliğinde ise norm kadro 4732, mevcut öğretmen sayısı 5411. Yani, fizik öğretmenliğinde 679 fazlalık var! (VAKİT / 08.09.2007)

MİLLİYET’İN YALANI ‘KÖŞK’TEN DÖNDÜ

“Mitingcilere veto” başlığıyla duyurduğu haberde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Cumhuriyet mitinglerinin organizatörlerini Köşk’e davet etmediğini iddia eden kartel gazetesi Milliyet, Cumhurbaşkanlığı tarafından yalanlandı. (VAKİT / 09.09.2007)

MÜFTÜLÜKTEN KARTEL YAZARINA YALANLAMA

Eyüp Sultan Camii’nde kadınlar için ayrılan yer dışında, erkekler arasında namaz kılmak isteyen kadını camiden kovulmuş gibi lanse eden kartel yazarı, yine yalanlandı. İstanbul Müftülüğü, yaptığı resmi açıklamada, kartel yazarının yalan yazdığını ve söz konusu kadının 19 Temmuz 2007 tarihinde Regaip Kandili gecesinde erkeklerin arasında namaz kılmak istediğini ve bunun üzerine tartışmaya sebep olduğunu belirtti. (VAKİT / 01.10.2007)

AKŞAM’CILARDAN KUYRUKLU YALAN

Akşam gazetesi, büyük bir yalana imza attı. 7 Nisan 2004 tarihinden beri Türkiye’de yaşayan İmdat Kaya Hocaefendi’nin Amerika’da olduğunu ve yurda dönmek için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan yardım istediğini yazdı. Gazetemiz, Akşam gazetesinin Amerika’da olduğunu öne sürdüğü İmdat Kaya Hocaefendi’ye ulaştı. Vakit’e konuşan İmdat Kaya Hocaefendi, “Bu haberin tamamı yalan. Ben Türkiye’ye geleli 3.5 sene oldu. 7 Nisan 2004 tarihinde Türkiye’ye geldim. Hakkımdaki davaların tamamı sonuçlandı” dedi. (VAKİT / 02.10.2007)

MİLLİYET’E ÇİFTE YALANLAMA!..

Milliyet gazetesinin gündeme getirdiği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Erdal İnönü’nün vefatı ile ilgili ailesinin yaşadığı Pembe Köşk’e taziyeye gitmek istediği fakat kardeşi Özden Toker ve yeğeni Gülsün Bilgehan tarafından kabul edilmediği yönündeki haber yalanlandı. Hem Cumhurbaşkanlığı hem de İnönü ailesi iddiayı yalanladı. (VAKİT / 03.11.2007)

BİR YALAN DAHA

Kartel, beton yığınını tarihi eser yaptı. Büyükşehir’den cevap gecikmedi.
Milliyet gazetesinin önceki gün ‘Tarihini gömen ülke’ başlığıyla manşetten verdiği haber de yalanlandı. Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, söz konusu kartel gazetesinin manşetten verdiği haberin gerçeği yansıtmadığı vurgulandı. (VAKİT / 13.11.2007)

AMASYA’DA DİNİ BASKI YALANI

Kasım ayı içinde kartel gazeteleri Amasya’da 4 kız öğrencinin ‘yurtta dini baskı’ sebebiyle okuldan kaçtığını diline doladı. Ancak gerçek öyle değildi: Söz konusu öğrencilerden ikisi dini baskı gördükleri ileri sürülen yurtta hiç kalmamıştı. Malum medya organları tarafından bir süredir dillendirilen “dini baskı okuldan kaçırttı” iddiasının baştan sona yalan olduğu son olarak Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu tarafından gözler önüne serildi. Bu yöndeki iddialar üzerine oluşturulan alt komisyon üyelerinin Amasya’da yaptığı incelemeler sonucunda hazırlanan raporda, “dini baskı” iddiasının gerçek dışı olduğunun ortaya konulmasıyla kartel medyasının kamuoyundan özür dilemesi isteniyor.

YALANIN ADI MİLLİYET OLDU

20 Kasım tarihli sayısında, Malatya cinayeti iddianamesinde, olayı aydınlatmak adına misyonerlerin tüm faaliyetlerinin masaya yatırılmasından rahatsızlık duyduğunu ortaya koyan Milliyet, bu uğurda bir sonraki gün, yani 21 Kasım’da da koca koca üç yalana birden imza attı. (VAKİT / 23.11.2007)

TOPBAŞ: AMAÇ FARKLI, HABER YALAN

Hürriyet ve Vatan gazetelerinin İETT’nin İmam Hatip Lisesi öğrencilerine özel servis aracı tahsis ettiği yönündeki haberleri, çarpıtma çıktı. Haberlerin yalan olduğunu belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve İETT yetkilileri, İETT’de ‘Depar Servis Hizmeti’ uygulamasının olduğunu ve bu kapsamda çok sayıda otobüsün çalıştığını açıkladı. İETT’nin ‘Depar Servisi’nden Hava Harp Okulu öğrencileri ve Polis Okulu öğrencileri de yararlanabiliyor. Ayrıca bu kapsamda hakim ve savcılar için de 36 otobüs hizmet veriyor. (VAKİT / 14.12.2007)

UTANMAZLIĞA DEVAM!

Malum medya organları tarafından bir süredir dillendirilen “dini baskı okuldan kaçırttı” iddiasının baştan sona yalan olduğu son olarak Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu tarafından gözler önüne serildi. Bu yöndeki iddialar üzerine oluşturulan alt komisyon üyelerinin Amasya’da yaptığı incelemeler sonucunda hazırlanan raporda, “dini baskı” iddiasının gerçek dışı olduğunun ortaya konulmasıyla kartel medyasının kamuoyundan özür dilemesi isteniyor. (VAKİT / 01.12.2007)

AÇIKÇA CAMİ DÜŞMANLIĞI

“Lisede namaz”, “Yolda zorunlu namaz molası”, “Metroda toplu namaz”, “Cami gibi devlet hastanesi”, “Abdest suyu hurafesi”, “Tesettür Faciası”… Mütedeyyin insanlarla ilgili sayısız yalan haber üreten kartel medyasının hazımsızlıkta ulaştığı son nokta bir fotoğraftaki cami siluetine gösterdikleri tahammülsüzlük oldu. Kartel basını, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Eşi Hayrünnisa Gül’ün Köşk sitesine koydukları ikili fotoğrafı “Gül çifti cami silueti önünde”, “İlk poz cami silueti önünde” diyerek eleştirdi. “Açıkça cami düşmanlığı” olarak nitelendirilen haberler, Köşk tarafından yalanlandı. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada “fotoğraf bir nişan merasimi sırasında İstanbul Conrad Otel’de çekilmiştir” denildi.

PAPAZ BİLE ŞAŞTI BU İŞE

Milliyet 5 Eylül tarihli sayısında “şehirlerarası otobüslerde namaz molası talebi arttı” diye manşet attı. Samsun’dan İstanbul’a giden bir otobüsün, yolcuların talebi üzerine “namaz molası” vermesini büyük bir skandal olarak duyurdu!.. Bir bayan yolcunun Milliyet’e şikâyeti üzerine hazırlanan haberde, diğer yolcuların da olaya tepki gösterdiği iddia edildi. Vakit, otobüs şoförü ve firma yetkilileri ile yaptığı görüşmeler sonucunda, sadece bir yolcunun tepkisinin söz konusu olduğunu, diğer yolcuların ise ya namaz kıldıklarını ya da beş dakikalık molayı ihtiyaç gidermek, dinlenmek için kullandıklarını gözler önüne serdi. Milliyet’in “tavrı” buna rağmen devam etti. “Laik ülkede namaz molası verilemeyeceği” mantığından hareket eden Milliyet ısrarını sürdürdü. Vakit, bu tavra 9 Eylül 2007 tarihli sayısıyla cevap verdi: “Papaz bile namaza daha saygılı!..” Turizmcilerin Milliyet’in tavrına ilişkin değerlendirmeleri, “Avrupa’da rahipler bile bu tavrı göstermezler” cümlesinde toplanırken, Vakit’e konuşan Ankara Prebiteryen Kilisesi Papazı Yavuz, “Ben herhangi bir gazetede yönetici olsaydım, böyle bir haberi kullanmazdım” dedi. Papaz Yavuz, bu konuda şunları söyledi: “Eğer ben bu papaz kimliğimle, aynı zamanda gazetenin başında olsaydım ve böyle bir haber önüme gelseydi, kullandırmazdım. Evet, bir gazete aynı şekilde inanmayabilir ancak saygısızlık edemez. Kabul etmek lazım, burası Müslüman memleketi. Halkının çok büyük çoğunluğu Müslüman. Herhangi bir gazetede sorumluluk sahibi birisi olsaydım o haberi yayınlamazdım.”

Logged
yilmazx
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 11 Ekim 2008, 17:14:27 »

1- “9 AY BOYUNCA CEZAEVİNDE YATTILAR”
Konya’da, İslâmi duyarlılığa sahip vatandaşlar kartel tarafından hedef gösterilmişti. Geçtiğimiz sene Ocak ayında El Kaide mensubu oldukları iddiasıyla büyük gürültü koparılarak evlerinden toplanıp tutuklanan çoğu esnaf 38 vatandaşın, tümü çıkarıldıkları ilk duruşmada serbest kalmıştı. Büyük gösteriş ile yapılan operasyonda tutuklanan vatandaşlardan hepsinin ilk duruşmada serbest kalması yaklaşık 9 ay cezaevinde tutulan bu vatandaşlara yargısız infaz yapıldığı yorumuna sebep oldu.


2- SAHTE KİMLİK, MÜŞTERİLERDEN ALINAN NÜSHALAR
Kartelin, “El Kaide operasyonu” haberlerinde “sahte kimlik bulundu” diye yazdığı kimlik fotokopilerinin, suçlanan kişinin işi gereği müşterilerinden aldığı nüshalar olduğu ortaya çıktı. Aksaray’da düzenlenen operasyonda gözaltına alınan ancak savcılık tarafından serbest bırakılan esnaf Derviş Ay, “El Kaide üyesi” diye görüntü ve fotoğraflarını yayınlayan kartel medyası yüzünden iş yapamaz olduğunu belirterek, “Ben, ikinci el telefon alım satımı yapan bir esnafım. Bu yayınlardan sonra dükkanıma müşteri girmez oldu. Üç çocuğum okula gidiyor, arkadaşları kendileriyle konuşmuyor. Medya, benim hayatımı bu şekilde karartma hakkını nereden alıyor” dedi.


3- PİKNİK, “DAĞDA EĞİTİM” DİYE YAZILDI
Kartelin, “El Kaide operasyonu” haberlerinde “Dağda silahlı eğitim yapmışlar” iddiasının aslının “piknik” olduğu bildirildi.
Esnaf Derviş Ay, gözaltına alınmalarıyla ilgili “adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili”nin ağzından haber yapan kartel medyasının “operasyonda sahte kimlik bulunduğu ve Hasan Dağı’nda eğitim yaptıkları” yönündeki yayınlarının tamamen asılsız olduğunu şöyle ortaya koydu: “Cep telefonu alıp satarken benim kanunen müşterilerden kimlik fotokopisi almam zorunlu. Bu fotokopileri sahte kimlik diye yayınladılar. Yazın, Hasan Dağı’na pikniğe gitmiş, kurban kesmiştik. Baskında el konan bilgisayarlarda, piknikte çekilen bazı fotoğraflarımız vardı. Gazeteler bunu "Hasan Dağı’nda eğitim" diye yayınladılar. Savcılık, suçlamaların ciddiyetsizliğini görünce benimle birlikte 14 kişiyi hemen salıverdi” dedi.
Logged
yilmazx
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 11 Ekim 2008, 17:22:42 »


Bunlar Da Malezya Yalanları

ABD eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrooke'un 'Ilımlı İslam' modeli olarak Türkiye ile Malezya'yı benzer göstermesi, kartelde anlamsız bir korku havası başlattı.
Ekonomisi imrenilecek seviyede olan ve Müslüman çoğunluğun yanında gayrimüslim azınlıkların da huzur içinde yaşadığı Uzakdoğu'nun parlayan yıldızı Malezya, bir yandan karalandı, diğer taraftan da Türkiye'nin korkması gerektiği tezi örneklendirilmeye çalışıldı. Kartel en acar muhabir ve köşe yazarlarını Malezya'ya gönderdi ve kamuoyunu aydınlatmaya(!) başladı. Ancak hiç de şaşılmayacak bir şekilde haberlerde yalan ve çarpıtmalara yer verildi. Bu yalanlar öyle bir hâl aldı ki, Malezya'nın yeni Kralı dava açmayı bile düşündü.

MALEZYA KÖŞKÜNDEKİ BAŞÖRTÜSÜNE BİLE TAHAMMÜL EDEMEDİLER

Muhabirini Malezya'ya göndermeden önce yeni Kral Mizan Zeynel Abidin'in seçilmesini haber yapan Hürriyet, başörtülü olan 'first lady' Nur Zahire'nin bir ilk olduğunu yazdı. Bununla da yetinmeyen gazete, başta muhalefet olmak üzere kamuoyunun rahatsız olduğunu iddia etti. Hürriyet'in birinci yalanı başörtülü birisinin ilk defa Kraliçe olduğu iddiası. Çünkü Malezya'da daha önce de başörtülü kraliçeler olmuştu.

KRAL, DAVA AÇMAYI DÜŞÜNDÜ

"Malezya Kralı'nın dört çocuk annesi eşi Nur Zahire, modern Malezya tarihinin ilk türbanlı kraliçesi oldu" ifadeleriyle haberi duyuran Hürriyet, Kral Mizan Zeynel Abidin'i asıl kızdıran yalanını haberin devamında yazdı. Zira, iddia edildiği gibi kamuoyu tepkili değildi. Zaten başörtüsü bir ilk de değildi. Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan yazarımız Dr. Serdar Demirel, uydurma haberi görünce Kralın ne tepki verdiğini şöyle anlatıyor: "Akademisyen Malezyalı arkadaşa bilgilenmek için sormuştum. O da kralın basın danışmanını aramış, Türkiye'de çıkan haberleri aktarmıştı. Kralın basın danışmanı kendisiyle görüşebileceğimi bildirmiş ve o gazeteler hakkında dava açacaklarını beyan etmişti. Ben de, buna gerek olmadığını, zira bu konunun Türkiye iç siyasetiyle alakalı olduğunu, hedefin Malezya değil, Türkiye'deki hükümet olduğunu söylemiştim. Böylece konuyu kapamıştık."

EN SABIKALI GAZETE HÜRRİYET

Malezya yazılarında en sabıkalı gazete Hürriyet oldu. Genelde çizilmeye çalışılan 'korku' tablosunu yalan ve çarpıtmalarla sağlamaya çalışan gazete, şahit olarak da bölgeden marjinal insanları buldu. Malik İmtiaz ve Haris Bin Muhammed isimi avukatların iddialarına yer veren gazete, "11. Madde Hareketi" adlı bir sivil hareketten de bahsetti. Ancak harekette adı geçen kişiler de Malezya'nın aykırı ve marjinal insanları. Hareketleri de polis tarafından takip ediliyor. Müslümanların diğer dinlere serbestçe geçebilmesini (irtidad) savunuyorlar. Bu da Malezya toplumunda sıkıntıya sebep oluyor, misyonerlik faaliyetlerini kışkırtıyor.

"PARALAR İSLAM BANKASINA" YALANI

Yine kartel medyası tarafından Müslümanların paralarını İslam bankasına yatırmak zorunda oldukları iddia edildi. Oysa böyle bir mecburiyet yok. Sadece, Klentan Eyalet Yönetimi kurum olarak kendi paralarını bu bankada değerlendiriyor, insanları da buna teşvik ediyor. Ama insanlar diğer bankalara da paralarını yatırabiliyorlar. Bu eyaletin dışında hiçbir yerde böyle bir uygulama da yok.

KADINLARIN DURUMU TÜRKİYE İLE KIYASLANAMAZ BİLE

Kartelin Malezya'yı karalama çabasının merkezinde elbette kadınlar yer alıyordu. Kadınların sosyal ve kültürel alanda geri plana itildiğini iddia eden kartelin yalanı o kadar bariz ki, Malezya'daki kadınların durumu Türkiye'deki hemcinsleri ile kıyaslanamayacak seviyede rahat. Anaerkil bir topluma sahip olan Malezya'da kadın toplumun muharrik gücü. İş hayatından bürokrasiye, akademiden memuriyete; toplum hayatının her katmanında kadın çok aktif. Türkiye ile mukayesesi bile mümkün değil. Kadının dışlanmasını bir tarafa bırakın, normal hayatın akışında erkek kadına göre silik kalıyor. Gündelik hayatta kadın-erkek faaliyetleri ise çok iç içe. Bu, hayatın tüm alanlarında böyle; televizyon programlarında, akademik çalışmalarda, medyada, sanatsal faaliyetlerde. Malezya'da neredeyse "ev hanımı" mefhumu yok. En azından metropollerde böyle. Ayrıca, dünyada motosiklet kullanan (tesettürlüler dahil) kadınlar sıralamasında Malezya ilk sıralarda gelir. Kadın araba kullanıcısı Türkiye ile kıyaslanamayacak kadar fazla. Ayrıca Malay kadınlar gündelik hayatta da çok rahat.

YALANDA SINIR YOK

Kartelin haberleri, çarpıtmadan da öte yalan boyutunda. 'Şehrin devasa reklâm panolarında hep türbanlı kadın kullanılıyor' şeklinde sunulan bilgi tamamıyla yalan. Çünkü reklam panolarında her iki durum da mevcut. Başörtülü kadınlar olduğu gibi, açık kadınlar da reklam panolarında yer alıyor. Bütün afişlerde Malayca'nın altında bir de Arapçası olduğu iddiası da yalan. Bazı yerlerde durum böyle. Kaldı ki o da Arap turistlerinin uğradığı yerlerde. İkincisi, Malaylar Osmanlıların Arapça harfleriyle kendi dillerini yazdıkları gibi öz dillerini bu harflerle yazıyorlar, tabiî ki bazı yerlerde. Malezya'nın geneli itibarıyla bunları zikretmek devede kulak bile sayılmaz.

GAYRİMÜSLİMLER DE YALANLARA ORTAK EDİLDİ

Kartel haberlerinde elbette Malezya nüfusunun yüzde 40'ını oluşturan gayrimüslimler de yer aldı. Müslümanların bu grupları baskı altında tuttuğunu ve kendilerine azınlık muamelesi yaptığını savunan kartel, Malezya toplumunun sosyal ve tarihi gerçeğini bilmeden sadece şekle bakarak bilgi aktarmış. Zira, gayrimüslimlere bazı alanlarda sınırlamalar var. Ancak bu da "pozitif ayrımcılık" kuralı gereği. Meselâ, ekonomide Çinliler hâkim. Ülkenin ekonomisinin yüzde 90'ını onlar kontrol ediyor. Bu alanı tamamen ele geçirmelerini önlemek için bazı kısıtlamalar getiriliyor. Örnek olarak bazı yerlerde toprak satın almalarına izin verilmiyor. Pozitif ayrımcılık hukukî gerekçesinin dışındaki alanlarda onlara hiçbir baskı yok. Dinlerini, hayat tarzlarını tam bir hürriyet içerisinde yaşayabiliyorlar. Müslümanlar oruç tutarken onlar hiçbir müdahale olmaksızın açıktan ve restoranlarda yiyip içebiliyorlar.

SİVİL TOPLUM ÇOK HAREKETLİ

Malezya'da sivil toplum örgütleri farklı alanlarda farklı hizmetler sunuyor. Bunlar arasında muhafazakâr olanlar olduğu gibi seküler olanlar da tabii ki var. Çin, Hint ve Malay toplumuna hitap eden ve toplumların hassasiyetlerine göre faaliyet gösteren yapılanmalar olduğu gibi, tamamını hedef kitlesi kabul eden sivil toplum örgütleri de var.

KARTELE MÜJDE: UÇAKTA FİŞLEME VAR

Malezya'daki sosyal durum ve toplumsal huzura örnek olabilecek birçok olay aktarıldı bu dönemde bize. Bunlardan sadece birisini bildireceğiz.

Bir Türk yazar Malezya'da uçağa biniyor. Uçak havalandıktan sonra yiyecek içecek servisine sıra geliyor. Türk yazar oruç tutuyor. Hostes kendisine geldiğinde niyetli olduğunu söylüyor ve hostes hemen bir kâğıda not alıyor. Yazar önce bir anlam veremiyor. Ancak havada iftar vakti gelir gelmez yemeği koltuğuna getirilince her şey açığa kavuşuyor. Yani, kartelin gayrimüslimlere baskı uygulandığını iddia ettiği Malezya'da, gündüz vakti yiyecek-içecek servisi yapılıyor. Niyetli olan yolculara ise hiçbir ayrım gözetmeden iftar vakti yemekleri sunuluyor. Türkiye'deki benzeri uygulamaları fişleme olarak nitelendiren kartelin bu tür bilgileri okurlarına aktarmaması ise niyetini açıkça ortaya koyuyor.

Vakit

Logged
yilmazx
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 11 Ekim 2008, 17:28:20 »

Bir dönem Denizli ile ilgili çok sayıda yalan ve çarpıtma haber üreten Hürriyet, Milliyet ve Radikal Gazeteleri'nin yalancılığı mahkeme tarafından teyit edildi.   
Öğrencilere "Dinin Direği Namaz" isimli kitabı dağıttığı iddiasıyla bu üç gazete tarafından linç edilen öğretmen mahkeme tarafından aklandı, kitabı dağıtmadığı kesinleşti. Daha da önemlisi mahkeme, terör suçu işlenmiş havasında verilen habere konu olan kitabın, yasak bir yayın olmadığını, dağıtılmış olması halinde de suç sayılmayacağına hükmetti.

Hürriyet, Milliyet ve Radikal gazeteleri yaklaşık iki yıl önce Denizli'yi adeta gözaltına almış, yalan ve çarpıtma haberlerle, hızla sanayileşen ve gelişen, ekonomisi devleşen Denizli gerçeği yerine, farklı bir şehir imajı oluşturmaya çalışmışlardı.

Mehmet Yıldız isimli öğretmen de bu üç gazetenin Denizli'nin imajını gölgeleme operasyonunun kurbanlarından biri oldu. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olması sebebiyle gazetelerin potansiyel suçlu gördüğü Yıldız, öğrencilere 'Dinin Direği Namaz' isimli kitabı dağıttığı iddiasıyla adeta linç kampanyasına hedef olmuştu.

'27 Nisan e-muhtırası olarak kayıtlara geçen Genelkurmay bildirisinin ardından, Mayıs ayında gündeme getirilen haberi Hürriyet, 'Okulda cihat propagandası iddiası', Milliyet, '23 Nisan'da öğrencilere namaz kitabı', Radikal ise 'Türkiye, Denizli olmasın' şeklinde duyurdu. Hem de manşetlerden.

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı haberleri suç duyurusu kabul etti ve 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açtı. Valilik de idari soruşturma başlattı. Müfettişler dava sonuçlanmadan Yıldız'a para ve kınama cezası verdi. Yıldız, başmüdür yardımcısı olarak görev yaptığı okuldan bir başka okula öğretmen olarak gönderildi.

Öğretmen bir buçuk yıl boyunca bu üç gazetede çıkan haberlerin faturasını ödedi. 1 buçuk yıl süren yargılamanın ardından da Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesi, kararı açıkladı. Mehmet Yıldız, yargıya, kitabın dağıtıldığı iddia edilen tarihte Türkiye'de olmadığını ispat etmişti ve mahkeme Mehmet Yıldız'ı akladı.

Dahası Mahkeme Hürriyet, Milliyet ve Radikal gazetelerinin, "Türkiye'yi yerinden oynatacak" olay havasında verdiği yalan iddiaları da temize çıkardı. Mahkeme, Yıldız'ın kendi branşıyla ilgili kitabı bazı öğrencilere dağıtmış olması halinde bile suç sayılmayacağına hükmetti.

Hiç karışmadığı, karışsa bile mahkemenin suç saymadığı bazı iddialar yüzünden bir buçuk yıldır ceza çeken kişi, Yüksek İslam Enstitüsü mezunu, çalışkanlığından dolayı maaş mükafatı, üç takdir ve üç teşekkür belgesi alan bir öğretmendi. Ve ne yazık ki Hürriyet, Milliyet ve Radikal gazeteleri manşetlere taşıdıkları yalan bir haber yüzünden hem onun ve ailesinin hem de öğrencilerinin hayatıyla oynamış oldu
Logged
yilmazx
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 11 Ekim 2008, 17:34:20 »

Serdar ARSEVEN

Evet…
Şah ve mat!..
Hürriyet’in Yönetmeni, “Müslümanlara attıkları iftiradan dolayı” nihayet özür diledi!..


VAKİT’in “ısrarlı çağrılarına” daha fazla direnemeyen Ertuğrul Özkök, müfettiş araştırmasının “Hürriyet’in yalancılığını” gözler önüne sermesinden sonra… Şunu yazmak mecburiyetinde kaldı:
“Bu sonuçtan sonra yapılacak tek şey, iki kadın görevliden özür dilemek!..”
Böyle bir özür beyanı…
“Yetersiz” değil mi?..
Evet “yetersiz”, zira…
Sadece o “iki kadın görevli” zarar görmedi ki…
Öncelikle, “milyonlarca dindarı” rencide etti bu yalan haber…
Sonra, bütün Konyalıları…
Sağlık camiasını ve tabii Konya Numune Hastanesi’ni…
Hürriyet’in, günlerce savunmaya çalıştığı o yalan haberle uğraştı, Başhekim ve diğer görevliler…
Hastalara ayırmaları gereken zaman ve dikkatlerinin büyük bir bölümünü, Hürriyet’in bu “yalan haberine” cevap yetiştirmek için kullanmak zorunda kaldılar…
Gazeteciler doldu hastaneye; her gelene “böyle skandalın yaşanmadığını, haberin tamamen asılsız olduğunu” anlatmaya mecbur edildiler…
Böylesine büyük bir iftiraya maruz kalmış bir hastanenin yöneticilerinden ve diğer çalışanlarından hiçbir şey olmamış gibi davranmaları beklenemezdi herhalde!..
Günlerce bir gazetenin pisliği ile uğraştı koca ülke, şehir ve hastane!..
Hal böyleyken…
“Yapılacak tek şey iki kadın görevliden özür dilemek” diyerek…
Sıyrıl işin içinden!..

Ne güzel değil mi?..
“Görev kusurlarından dolayı” hayli güç durumda kalmış bir doktorun, bu vaziyetten kurtulmak için “doldurduğu” bir kâğıda dayanarak…
“İthamlara maruz bırakılan” taraflarla görüşme ihtiyacını hissetmeksizin…
Vuruyorsun damgayı.
Önce…
Simgesel anlamı büyük olan bir başlık:
“Tesettür faciası!..”
Sonra…
Yüklen, “Tâli hedeflere”,
Radyoloji uzmanı iki kadıncağıza:
"Konya’da tesettürlü iki kadın doktor, testisleri şişen 17 yaşındaki gencin ultrasonunu çekmedi. Ameliyat geciktiği için gencin bir testisi alındı"
Yalan olduğu “nihayet” gazetenin yönetmeni tarafından “itiraf edilen” haberin hedefi çok açık değil mi?..
“Eşi örtülü olan bir politikacının Köşk’e çıkması uygun olur mu olmaz mı?” tartışmasının yoğunlaştığı günlerde...
Kamplaşmayı hedefleyen bir pis haber!..
Kamplaşmadan ve gerginlikten beslenenlerin kimler olduğunu, açıkça ortaya koyan bir skandal!..
UĞUR DÜNDAR’A DA HAKSIZLIK!..
Özkök yazısında, haberi hazırlayan muhabirin yani araştırmacı-gazeteci Uğur Dündar’ın da, bu tür yalan haberleri getirmemesi konusunda uyarıldığını belirtmekte…
Haksızlık bir değil ki…
Haberin faturasını salt Uğur Dündar’a yüklemek de haksızlık!..
Hürriyet’in Yayın Kurulu, yakasından paçasına kadar defolarla dolu olduğunu ilk bakışta belli eden bu haberi, nasıl oldu da “yedi” acaba?..
Aralarından biri olsun çıkıp da, “Yahu arkadaşlar, böyle tek taraflı haber olmaz. Hastane başhekimi ile, itham edilen doktorlarla mutlaka görüşülmeli” diyemedi mi?..
Hürriyet’teki “süzgeçlerin delikleri” böylesine büyük yalanları geçirecek kadar geniş mi?..
Yok yok… Kimse kıvırmasın!..
Suçu muhabire filan atmasın…
Zihniyet sakat!..
Refah Partili belediyelerin iktidara geldiği günlerde, “Mini etekli kıza jiletli saldırı” haberlerini birbiri ardına dizenler de bunlar değil miydi?..
Ne oldu o haberlere?..
Söyleyelim:
Önce,
“Bu türden vak’alar intikal etmiş mi” diye Emniyet kayıtlarına baktık…
Yok böyle bir şey!..
“Öyleyse” dedik…“Yine asparagas!..”
Haberlerde malzeme olarak kullanılan kadınlardan bazılarını bulduk hemen…
“Uyuşturucu krizi esnasında kendilerini jiletleyen hayat kadınları!..”
Gerçeği bu…
Asparagası ise:
‘Refahçılar gelir gelmez mini etekli doğradı!..”
Hatırlayın;
Bu Hürriyet, “Mini etekli kızı diri diri yaktılar” manşetini atmadı mı?..
Mini etekli kızı “şeriatçıların” değil de, Kuzey Afrika göçmeni C. Darrar ile İtalyan asıllı T. ROCCO adlı “laikçi-ayyaşların” yaktığı kısa süre içinde anlaşılmadı mı?..
Uzatmaya gerek yok;
Bu türden yalan haberlerin bir araya getirildiği bir çalışmadan, ciltlerce kitap çıkar… (Aslında fena fikir değil!..)
Böyle…
Tek tek haberlerin üzerinde durmaktansa, zihniyeti sorgulamak gerek…
Bu haberler, Hürriyet ve benzerlerinin “Aslında biz de dine saygılıyız” kalıbı ile başlayan…
“Ama” ile devam eden…
Ve…
“İstismar, dini siyasete alet etmek” gibi kavramlarla bir yerlere bağlanan cümlelerinin, esas amacı gizlemek için kullanıldığını gösteriyor.
Aslında “neyi hedef aldıklarını”, “neye savaş açtıklarını” gözler önüne seren son derece mânidar bir süreç…
Ve tabii…
Haberdeki yalanları, daha ilk gün, bütün ayrıntılarıyla gözler önüne sermiş olmamızdan dolayı şunu belirtmek de hakkımız:
“VAKİT giren eve kartel yalanı girmez” cümlesinin ne denli anlamlı olduğunu gösteren bir sonuç.
Elhamdülillah!..
Logged
Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Gündelik Hayat  |  Hayat Gündemi  |  Türkiye'den Haberler  |  Karteli Boykot Edin « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: