aseman
Aktif Üye

Offline
Mesaj Sayısı: 355
ve bir gün bu dünya gül bahçesine dönecek..
|
 |
« : 03 Eylül 2010, 18:24:45 » |
|
Karşı Konulsa Sorun Çözülür İbrahim Toprak / İstanbul Üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kalkması konusunda adeta bir “toplumsal mutabakat” oluşmuşken, hiçbir kanunî temeli olmayan yasak daha da genişletilerek sürdürülüyor. Malatya İnönü Üniversitesi gibi kimi üniversiteler, kayıt için bugüne kadar istenen “başı açık fotoğraf” şartına “boynu açık” şartını da ekledi.
Üniversitelerde bir zihniyet değişimi yaşanırken hiçbir kanunî temeli olmayan, bu darbe mahsulü zorbalığın keyfi yönetmeliklerle sürdürülmesine karşı çözüm, “öğrenci duyarlılığı” görünüyor. Sivil Toplum Kuruluşları, öğrencilerin yasal dayanağı olmayan, darbe ürünü uygulamaya karşı haklarına sahip çıkmalarını ve hukuksuzluğa boyun eğmemeleri gerektiğini belirtiyor.
İkra Eğitim Der Genel Başkanı Av. Abdulgani Orhan “Başörtülüler, hukuksuzluğa karşı koymalıdır” derken Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya “Öğrenciler direnir, karşı tavır sergilerse yasakçıların geri adım atacağını düşünüyorum” dedi.
72 Sivil Toplum Kuruluşları Kısmi Değerlendirme Raporu Koalisyonu Adına konuşan Av. Fatma Benli ise “Bir yasak var olduğu ve başörtülü kadınlar da yaşamaya devam ettiği müddetçe direniş devam edecek. Birilerinin size senin yaşam hakkın yok demesi, sizin yaşadığınız, dolayısıyla eninde sonunda hakkınızı alacağınız gerçeğini değiştirmiyor” diyerek yasağa karşı koymanın insanî bir hak olduğunu vurguladı.
BAŞIN YETMEZ BOYNUNU DA AÇ
Üniversite kayıtlarında uygulanan başörtüsü yasağı farklı boyutlara ulaştı. Kayıt için istenen fotoğraflara “başı ve boynu açık” ibaresi düşüldü. Tahammülsüzlüğün bu kadarı da pes dedirtti.
Hak, hürriyet ve özgürlüklerin arttırılması konusunda adımlar atılırken Türkiye için bir utanç kaynağı olan başörtüsü yasağı üniversitelerde uygulanmaya devam ediyor. Üniversite kayıtlarının başlamasıyla zulüm bir kez daha kendini gösterdi. Nice umutlarla üniversite kapılarına gelen binlerce başörtülü öğrenci, güvenlik görevlilerinin “Başını açacaksın” uyarısıyla büyük bir hayal kırıklığına uğruyor.
Başta Malatya İnönü Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Van Yüzüncüyıl Üniversitesi olmak üzere birçok üniversitede kayıt için istenen fotoğraflarda aranan koşullarda “başı ve boynu açık” ibaresine yer verildi. Böylece yasak daha da ağır bir boyuta taşındı.
BAŞÖRTÜLÜLER DİRENMELİ
Başörtüsü sorununun yasağa karşı konularak çözüleceğinin altını çizen İkra Eğitim Der Genel Başkanı Abdulgani Orhan, “1998’den 2000’e olan örtü direnişi bugün ayağa kalkacak olursa, bugün örtülü olup da okula giden kızlarımız aynı direnişi gösterecek olursa bu sorun kendiliğinden ortadan kalkacak. Bu anlamda da örtülü bacılarımıza çok iş düşüyor. Örtü misyonunu üstlenip bu sorunu aşmak için mücadele etmeleri lazım. Okulun kapısında hukuksuzluğa karşı koymaları gerekir” dedi.
BİZ DE DESTEK OLMALIYIZ
Hukuksuzluğa karşı durulmazsa hakkın alınamayacağını belirten Orhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başörtülü bacılar hukuksuzluğa karşı koymalıdır. Bizim de onların yanlarında durup destek olmamız lazım. Sorununu seslendiren olmayınca adamlar ‘sorun kalmadı ki hangi sorunu çözelim’ diyorlar. Bu konuda öğrencilerle beraber STK’lara da iş düşüyor.”
YETKİLİ KURUMLAR YASAKÇILARI SORUŞTURMALI
Rektörler değiştiği halde yasakçı uygulamaları sürdürenler hakkında yasal işlem başlatılması gerektiğini belirten Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, gerek üniversite yönetimlerinin ve gerekse YÖK’ün bu konuda doğru bir tavır sergileyip yasağı arttırmak ve devam ettirmek isteyenlere karşı tavır almaları gerektiğini ifade etti. Bu konuda halka ve öğrencilere büyük görev düştüğünü sözlerine ekleyen Kaya, şunları söyledi: “Yetkililer, bu hukuka aykırı uygulamaları kim yapıyor, kim yaygınlaştırmaya çalışıyor, diyerek buna karşı tavır almalı. Bunun dışında da idareciler ‘biz insanların özgürlüğünden yanayız’ diyerek net tavır koyarlarsa sorun ortadan kalkacaktır. Ayrıca burada iş biraz da halka ve öğrencilere düşüyor.
Maalesef öğrenciler o kadar kimliksizleştirildi ki, daha doğrusu 28 Şubat’la toplum o kadar baskı altına alındı ki öğrenci kayda giderken daha okulun kapısında kimse ona söylemeden başını açar oldu. Ortam geri adım attırmak için müsait. Yeter ki bu konuda bir direnç olsun. Öğrenciler direnir, karşı tavır sergilerse yasakçıların geri adım atacağını düşünüyorum.”
YASAK SÜRDÜKÇE DİRENİŞ DE SÜRECEK
Geçmişten günümüze yaşanan başörtüsü zulmünü değerlendiren 72 Sivil Toplum Kuruluşları Kısmi Değerlendirme Raporu Koalisyonu adına Av. Fatma Benli ise yasak sürdüğü sürece başörtüsü direnişinin de devam edeceğini söyledi. 28 Şubat kararları sonrası Yüksek Öğretim Kurumlarında kesin olarak başörtüsünün yasaklanmasının, 1997 yılı sonrası yasağa ivme kazandırdığını hatırlatan Benli, yasağın tamamen keyfi dayatmalarla gerçekleştiği için, üniversite öğrencileri ya da memurlar dışındaki başörtülü kadınları da etkilediğini söyledi.
Ehliyet sınavlarından ya da özel ilkokul ve hatta hastane kapısından geri çevrilen başörtülü kadınlar olduğunu belirten Benli, sözlerini şöyle sürdürdü; “Günümüzde keyfiliğin daha az olduğunu gözlemlemek mümkün. Göreceli olsa da eğitim haklarını sorunsuz olarak kullanan başörtülü öğrenciler mevcut. Buna karşın halen yasak olduğu için üniversite sınavına girmemiş ya da her gün okul ya da iş kapısında değişmek zorunda bırakılan kadınlar için zulüm devam ediyor. Bir yasak var olduğu ve başörtülü kadınlar da yaşamaya devam ettiği müddetçe de direniş devam edecek. Sonuçta birilerinin size ‘senin yaşam hakkın yok’ demesi, sizin yaşadığınız ve herkesle eşit haklara sahip olduğunuz, dolayısıyla eninde sonunda hakkınızı alacağınız gerçeğini değiştirmiyor” ifadelerini kullandı.
dogru haber
|