İnsani Güzelleştiren Kelimeler
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
11 Åžubat 2012, 11:50:55
78913 Mesaj 10712 Konu Gönderen: 1296 Üye
Son üye: selcen
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Lügatname  |  İnsani GüzelleÅŸtiren Kelimeler 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: İnsani GüzelleÅŸtiren Kelimeler  (Okunma Sayısı 1624 defa)
Tebessüm
TeBeSsüM
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7824



WWW
« : 13 Kasım 2009, 14:22:55 »


Edeb
Güzel terbiye ve güzel huylarla vasıflanmaktır, utanılacak şeylerden insanı koruyan bir hal demektir.
Edeb, insan için büyük bir şereftir. Edebin karşıtı İsaet'dir ki, kötülük yapmak ve terbiyeye aykırı davranmak demektir.
Edeb, insanın süsüdür. Edeb, insanı nefsin arzusuna uymaktan korur ve kurtarır.
"İnsanın edebi, zehebinden (altınından) iyidir" denilmiştir.
Edebden yoksun olan bir insan, bir toplum için zararlı mikroblardan daha tehlikelidir.


İttika Yüce Allah'dan korkmak, haramdan ve şüpheli şeylerden sakınmaktır. Böyle bir hale "Takva" denir. Bunun sahibine de "Müttakî" denilir. Müttakî olan bir zat, güvenilir ve itimat edilir bir insan demektir. Ondan hiç bir kimseye zarar gelmez.
İslâm önünde insanlar esasen birbirine eşittirler. Bunların seçkinliği ancak takva iledir. Kur'an-ı Kerimde buyurulmuştur:
"Şüphe yok ki, Allah yanında en iyiniz, en çok müttakî olanınızdır."
İttikanın karşıtı fısk'dır, fücur'dur. Daha açığı, doğru yoldan çıkmak, Allah'a asi olmak, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmamaktır. Böyle bir halin sonucu da felâkettir, azabdır.
Logged

Tebessüm
TeBeSsüM
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7824



WWW
« Yanıtla #1 : 13 Kasım 2009, 14:27:27 »


İhsan
Bağışlama, iyilik etme, bahşiş verme, hayır olarak yapılması uygun olan bir şeyi yapma demektir. İhsan, adaletin üstünde bir faziletdir.
Bir âyet-i kerimede buyurulmuştur:
"İhsan ediniz; şübhe yok ki, Allah ihsan edenleri sever."
Diğer bir âyet-i kerimede de buyurulmuştur:
"Yüce Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et."

ihlâs
Herhangi bir işi güzel bir niyetle ve saf bir kalb ile yapmak, işe başka bir şey karıştırmamaktır. Böyle bir hâle, "Hulûs" da denir, Yapılan görevlerin değerleri ihlâsa göre artar. İhlâsın karşıtı Riya (gösteriş)dir. Bir görevi yalnız bir gösteriş için veya maddî bir yarar için yapmaktır.
Riyakâr bir insan, temiz ruhlu, iyi bir insan değildir. Yaptığı işlerin mükâfatını Allah'dan dilemeğe yüzü olmaz.
Bir hadis-i ÅŸerifde buyurulmuÅŸtur:
"Şüphe yok ki Allah, sadece kendisi için yapılan ve kendi rızası için istenen bir işi kabul eder.
<!-- google_ad_section_end -->
Logged

Tebessüm
TeBeSsüM
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7824



WWW
« Yanıtla #2 : 23 Kasım 2009, 02:17:59 »

Cûd

Cömert davranmak, insanlara ihtiyaçlarını bildirmelerine meydan vermeksizin ihsan ve ikramda bulunmaktır. Verilmesi uygun olan şeyleri, uygun yerlere kolayca vermek huyudur ki, buna sehavet de denir.

Cûd ve seha (cömertlik), insana yaraşan iyi bir huydur. Bunların karşıtı, hasislik, cimrilik ve tama'dır ki, insanlara asla yakışmaz.
Bir hadis-i ÅŸerifde buyurulmuÅŸtur:
"Cömert kimsenin yemeği şifadır. Hasis (cimri) kimsenin yemeği de hastalıktır."

Hazm

Anlayışla yürümek, tedbirli davranmak ve sonucu bilinmeyen şeylere hemen atılmamaktır. Karşıtı, tedbirsizliktir. Tedbirli hareket edenler pişmanlık duymazlar. Bununla beraber hazm (ihtiyatlı bulunmak), bazan kötü kuruntulardan da ileri gelir. Onun için hazm deyip de teşebbüste tereddüt ve kuruntuya düşmemelidir.

Onun için bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:

"Hazm bir kötüzan'dır."
Logged

ahuzar
f.betül k.
Emektar
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1481


ey insanlık! Elma dersem çık!


« Yanıtla #3 : 23 Kasım 2009, 16:26:15 »

Alıntı
Edeb
Güzel terbiye ve güzel huylarla vasıflanmaktır, utanılacak şeylerden insanı koruyan bir hal demektir.
Edeb, insan için büyük bir şereftir. Edebin karşıtı İsaet'dir ki, kötülük yapmak ve terbiyeye aykırı davranmak demektir.
Edeb, insanın süsüdür. Edeb, insanı nefsin arzusuna uymaktan korur ve kurtarır.
"İnsanın edebi, zehebinden (altınından) iyidir" denilmiştir.
Edebden yoksun olan bir insan, bir toplum için zararlı mikroblardan daha tehlikelidir.

Edeb dediniz de aklıma geldi;

Bir insanda yok ise edep,
Neylesin onu medrese mektep.
Okusa alim olsa,
Yine merkep, yine merkep =)
Logged

" evet azizim! ben hayallerin arkasina gizlenmis olan hayaletleri ariyorum."
Tebessüm
TeBeSsüM
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7824



WWW
« Yanıtla #4 : 11 Aralık 2009, 17:34:13 »

Hüsnüzan

Güzel sanma veya bir şeyin iyiliği üzerinde inanç beslemedir. Bunun karşıtı Suizan (kötü sanma)dır. İnsan kötüzan beslemekle hiç bir zaman aşırı gitmemelidir. Hiç kimse hakkında da yok yere kötüzanda bulunmamalıdır.

Doğrusu, herhangi bir kimse hakkında körü körüne "Pek iyi bir insandır" diye hüküm vermek de hüsnü zannı kötüye kullanmak olacağından iyi bir davranış değildir. Onun bunun işlerini araştırmak, kusurlarını öğrenme arzusunda bulunmak, tecessüs denilen, kötüzandan doğan ve ahlâka aykırı olan bir harekettir ve haramdır.
Bunun hakkında Kur'an-ı Kerimde buyurulmuştur:

"Şüphe yok ki, zannın bir kısmı günahtır."

Hıfz-ı Lisan

Dili gereksiz sözlerden koruyup ihtiyaçtan fazla söz söylememek halidir ki, çok iyidir. Bunun karşıtı "Malâyani" denilen faydasız şeylerle uğraşmak ve ağıza gelen her şeyi söylemektir.

Akıllı olanlar çok kez susarlar. Gerek görülmedikçe söz söylemek istemezler.
Susmak çok güzel bir şeydir. Yeter ki, bir hakkın kaybolmasına veya bir gerçeğin yanlış anlaşılmasına sebebiyet vermiş olmasın.


Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuşlardır:

"Her kim Allah'a ve âhiret gününe iman ediyorsa hayır söylesin veya sussun."
Logged

Tebessüm
TeBeSsüM
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7824



WWW
« Yanıtla #5 : 11 Aralık 2009, 17:35:30 »


Hakk

Yüce Allah'ın mübarek bir ismidir. Her doğru olan ve değişmeyen şeye de hak denir. Bunun karşıtı "Batıl" sözüdür.

Herkesin meşru bir şekilde elinde bulundurduğu yetkiye veya mülke de hak denilmiştir. Bunun çoğulu "Hukuk"dur.

Her hak karşılığında bir görev vardır. Bir insan hayat (yaşama) hakkına, namus ve şeref hakkına sahibdir. Bunlara hiç kimsenin tecavüz hakkı yoktur. Her insan karşılıklı olarak bu hakka sahib olduğu için herkes karşısındakinin hakkını kabul ve ona uygun hareket etmekle görevlidir ve bu görevleri korumakla yükümlüdür. Bu haklara tecavüz haramdır, cezayı gerektirir. Toplum düzenine engel olur.

Hak hiç bir zaman değişmez. Hakka, kuvvet ve diğer şeyler üstün gelemez. Geçici olarak kaybolan bir hak, bir gün dünyada değilse bile âhirette meydana çıkacaktır.

Hikmet

İlim ile amelin birleşmesinden meydana gelen yüksek bir sıfattır. Bilmeyen veya bildiği ile amel etmeyen kimse hikmet sahibi değildir. Her şeyin aslını öğrenmek için edinilen bilgiye de hikmet denir. Adâba, ahlâka, öğütlere ait güzel sözlere ve fıkralara da hikmet denir.

Hikmet sahibi olan insanda, zekâ, ezberleme, güzel düşünme, kolaylıkla öğrenme, açık zihin, iyi anlayış ve kavramları hafızada tutma gibi duygular belirir.
Bir âyet-i kerimede buyurulmuştur:
"Kendisine hikmet verilen kimseye, muhakkak birçok hayır verilmiş olur."

Bir hadis-i şerif de şöyle:
"Hikmet, müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa alır."
Logged

âsım
âsım
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3480


Vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzdendir


« Yanıtla #6 : 12 Aralık 2009, 00:55:14 »

very great : thank you Gülümseme
Logged

Tebessüm
TeBeSsüM
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7824



WWW
« Yanıtla #7 : 18 Aralık 2009, 21:48:01 »

Hilm

Şiddete sabredip tahammül etmek, öfke ateşini söndürmek ve nefsi heyecandan korumaktır. Yerinde yapılan böyle bir davranış büyük bir fazilettir. Bunun karşıtı "Hiddet, tehevvür"dür. Bu da bir öfke, titizlik ve kızgınlık halidir. Hoşa gitmeyen bir olaydan dolayı gazab kuvvetinin parlayıp meydana çıkmasıdır.

Kızgınlık ve darılma halleri, kalbdeki kanın taşması zamanında meydana gelen bir nefis değişikliğidir ki, haksız yere olunca bir kusur sayılır, pişmanlığı gerektirir. Fakat akla uyarak haksızlığa karşı olan bir öfke iyidir. Çünkü kutsal inançlar bununla korunur.

Hilm, ilim ve hikmete bağlı olmalıdır.
Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:
"Hiç bir şeyin bir kimsede birleşmesi ilimle hilmin birleşmesinden daha üstün olamaz."

Hamiyet

Kutsal şeyleri ve milletin haklarını gözetmek, namus ve şerefi suçlamadan koruma üzerinde gösterilen ve fikirleri korumak yolunda gösterilen çabaya "Cahilce hamiyet" denir ki, bu pek kötüdür.
Logged

emine
emine
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 655



« Yanıtla #8 : 19 Aralık 2009, 18:18:29 »

EDEP GÜZELDİR AMA; KADINDA DAHA GÜZELDİR...
Logged

Eğer dua için temiz bir yüreğin yoksa;
Temiz yüreklerden dua iste(HZ.MEVLANA)
Tebessüm
TeBeSsüM
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7824



WWW
« Yanıtla #9 : 21 Aralık 2009, 00:35:08 »

Haya

Utanma, hicab, ar, namus manalarına gelir. Çirkin şeylerden nefsin darlanması, edebe aykırı bir işin meydana çıkmasından dolayı kalbin duygulanıp sıkıntı içinde kalması demektir. Bunun eseri hemen yüzde belirmeye başlar.

Haya pek güzel bir huydur. Bunun karşıtı Vakahat (utanmazlık)tır.
Batılı hak şeklinde görüp çekinmeksizin onu yapmaktır.

Hayasızlık, insanı insanlıktan çıkarır, hayvanlardan daha aşağı düşürür.
Bir hadis-i şerifin anlamı şöyle:
"Haya imandan bir bölümdür. İnsanlardan utanmayan Allah'dan da utanmaz."

HuÅŸu

Tevazu göstermek, hakka boyun eğmek, korku ile sevgi karışımı olan saygılı bir tavır takınmak demektir. Karşıtı, gaflet içinde kendini büyük görme, kalb huzurundan yoksun olmadır. Bir ibadetin değeri, huşua olan yakınlığı nisbetinde artar. Haşyet de, saygı ile karışık kalble ilgili bir korkudur. Allah korkusuna "Haşyetullah" denir.

Kalbinde Allah korkusu bulunmayan kimsenin her çeşit fenalığı yapması mümkündür.
Bir hadis-i ÅŸerifde buyurulmuÅŸtur:
"Hikmetin başı Allah korkusudur."

Yüce Allah'ın kudret ve azametini düşünen her müminin kalbinde Allah korkusu parlar ve onu daima iyiliğe götürür.
Logged

Crazy_Sinan
Uslu Çatlak
Emektar
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 398


ALLAH yar ve yardımcımız olsun


« Yanıtla #10 : 22 Aralık 2009, 03:00:48 »

Hz. Osman gibi olmak..
Logged

Üsâme İbnu Zeyd (radıyalahu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Kim, kendisine yapılan bir iyliğe karşı, bunu yapana: "Cezâkellâhu hayran (Allah sana hayırlı mükâfaat versin!)" derse teşekkürü en mükemmel şekilde yapmış olur."

Tirmizî, Birr 86, (2036).

zeynel
Zeynel ÜNAL (Computer Challenger ™)
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 155



WWW
« Yanıtla #11 : 23 Aralık 2009, 16:04:09 »

bence bir müslümanda hepsinin olması gerek. Bizim diger dinlerden en buyuk farkımız bunların hepsinin olması bence...
Logged
Crazy_Sinan
Uslu Çatlak
Emektar
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 398


ALLAH yar ve yardımcımız olsun


« Yanıtla #12 : 23 Aralık 2009, 16:16:56 »

kim gibi olmak istersin deseler bu vasıfları taşıyan bir sürü mübarek insan var ama ben..
bana en uygun gördüğüm Hz. Vahşi gibi olmayı isterdim diplerin dibine düşmüşken hidayete ulaşmış ve göz yaşları yüzünden eksik olmamış.. onun gibi tevbe edip bir daha yapmamak isterdim eski hatalarımı
Logged

Üsâme İbnu Zeyd (radıyalahu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Kim, kendisine yapılan bir iyliğe karşı, bunu yapana: "Cezâkellâhu hayran (Allah sana hayırlı mükâfaat versin!)" derse teşekkürü en mükemmel şekilde yapmış olur."

Tirmizî, Birr 86, (2036).

Tebessüm
TeBeSsüM
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7824



WWW
« Yanıtla #13 : 23 Aralık 2009, 20:44:32 »

Hayır

İyilik demektir. Her helal olan mal ve yarar da bir hayırdır, Allah'ın ihsanıdır. Allah rızasını kazanmaya sebeb olan her güzel iş bir hayırdır. Geçerli olan asıl hayır da budur.

Hayrın karşıtı "Şerr"dir. Hakka ve yaratılışa uymayan ve kötü bir sonucu gerektiren her şey bir şerdir, fenalıktır.

Herkes için iyilik istemeye "hayırhahlık" denir.(Allah'ım bızı bunlardan yaz) Bu ruhun temizliğinden ileri gelir. Bütün hayır müesseseleri, hayırseverliğin bir eseridir. Başkasının fenalığını istemek de, "Bedhahlık"tır. Bu, bir ruh hastalığıdır ki, sahibinin kötü kimse olduğuna bir alâmettir. (Bundan da sana sıgınırız Allah'ım)

İşte "hased", çekememezlik ve kıskançlık denilen kötü hal, bu kötülükseverlikten başkası değildir.

Başkasının hak kazanarak elde ettiği nimetlerden rahatsız olup da o nimetlerin kaybolmasını istemek bir hasedden ibarettir. Bu pek fena bir huy olduğundan bundan çok sakınmalıdır.
Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:

"Hasedden kaçınınız; çünkü ateş, odunları yakıp bitirdiği gibi, hased de güzel işleri (salih amelleri) yer bitirir."

Kötülüğe alet olan bir varlığın kaybolmasını istemek hased sayılmaz. Yine başkasının elde ettiği bir nimetin benzerine kavuşmayı istemek de hased değildir. Bu isteğe "Gıbta ve Münafese" denir ki, bazı hallerde caizdir. Yüksek bir alimin ilmine ve faziletine gıbta edilmesi (imrenilmesi) gibi...

Dostluk

İki ve daha çok kimseler arasında meydana gelen samimi bir sevgi ve bağlılık demektir. Allah için olan dostluk devam eder. Dünya için olan dostluk da bir akan yıldız gibi parlayıp söner.

Dostluğun karşıtı, düşmanlık, adavet ve kindarlıktır. Bütün müslümanlar birbirine dosttur. Çünkü aralarında sönmeyen bir din kardeşliği vardır.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetine şöyle emretmiştir:

"Birbirinize kin tutmayınız, hased (kıskançlık) etmeyiniz, birbirinizden yüz çevirmeyiniz, ey Allah'ın kulları!... Kardeş olunuz. Bir müslümanın müslüman kardeşine üç günden çok dargın kalması helal olmaz."

Başkasının bir kederinden ötürü sevinmek de bir düşmanlık eseri olduğundan caiz değildir. Buna "Şematet" denir.

Bir hadis-i ÅŸerifde buyurulmuÅŸtur:

"Kardeşin için şematet eyleme (kötü haline sevinme); sonra Allah ona merhamet eder de, seni belâya düşürür."
Logged

Tebessüm
TeBeSsüM
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7824



WWW
« Yanıtla #14 : 25 Aralık 2009, 21:23:33 »

Diyanet

Dindarlık yapmak, dinin kutsal emirlerine uyarak gereği üzere hareket etmektir. Karşıtı dinsizliktir, din hükümlerine aykırı davranmaktır, bütün fenalıkların en büyük kaynağıdır.

İnsanların kurtuluşu, temiz bir halde yaşayışı ve mutluluğa ermesi, ancak diyanet sayesindedir. Diyanet doğuştan vardır. Gerek ferdler için ve gerekse cemiyetler için zorunludur. Onun için diyanete sımsıkı sarılmalıdır. Bu, insanlığın yararı ve selâmeti bakımından son derece gereklidir.

Zikir

Anmak ve hatırlamak manasınadır. Yüce Allah'ın kutsal isimlerini anmak vacib olan bir görevdir, en yüksek bir zikirdir.
Yüce Allah'ı zikretmek, ya büyüklüğünü düşünmekle olur ki, bundan yüceltme ve tazim meydana gelir.
Ya da Allah'ın sonsuz kudretini düşünmekle olur. Bundan da korku ve hüzün doğar.
Bir de nimetlerini anmakla olur ki, bundan şükür ve hamd meydana gelir.
Yahut pek acaib ve üstün olan eserlerini düşünmekle olur. Bundan da uyanma ve ibret alma yüz gösterir.

Zikrin karşıtı, "Nisyan (unutma)"dır. Yüce Allah'ın mübarek isimleri ile kulun gönlünü süslememesidir. Bu çok acınacak bir dalgınlık eseridir.
Bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmuştur:
"Allah'ı çok zikrediniz ki, kurtulabilesiniz."

Bir hadis-i şerifde de: "Zikrin en faziletlisi Lâ ilâhe İllallah'dır. Duanın da en faziletlisi Elhamdülillah'dır, " buyurulmuştur.
Logged

Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Lügatname  |  İnsani GüzelleÅŸtiren Kelimeler « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: