YAZIM KURALLARI
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
24 Mayıs 2012, 13:28:32
79063 Mesaj 10725 Konu Gönderen: 1295 Üye
Son üye: selcen
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Kültür & Edebiyat  |  YAZIM KURALLARI 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: YAZIM KURALLARI  (Okunma Sayısı 176 defa)
Tebessüm
eyhayat..
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7827



WWW
« : 11 Nisan 2008, 14:00:22 »


Ses, Harf ve Alfabe


Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşime

ses denir. Ses, dili oluşturan en küçük birimdir. Harf ise sesin yazıdaki

karşılığıdır.

Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir.

Türk alfabesi, Latin harfleri esas alınarak 1.XI.1928 gün ve 1353

sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun ile kabul edilmiştir. Bu

Kanun’a göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır.*

Türk alfabesindeki harflerin sıra sayıları, adları, kitap ve el yazısı

biçimleri ile kodları ** aşağıda belirtilmiştir:


http://www.tdk.gov.tr/TR/resimgoster...=al fabe2.jpg


* Kanun’da önce “i” sonra “ı” belirtilmişse de yaygın ve yerleşmiş olan sıraya

göre önce “ı” sonra “i” gelmektedir.


** Türk Kodlama Sistemi, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak TDK İmla

Kılavuzu Çalışma Grubu tarafından 8 Ocak 2004 günü belirlenmiş ve TSE

tarafından Nisan 2005/TS 13148 numaralı belge ile ölçünlü (standart) hâle

getirilmiştir



Sesler ve Ses Uyumları


Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır.


Ünlülerin Nitelikleri


Ses yolunda herhangi bir engele çarpmadan çıkan seslere ünlü denir. Türkçede

sekiz ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.

Ünlüler şu biçimde sınıflandırılır:

A. Çıkış yeri ve dilin durumuna göre:

1. Kalın ünlüler: a, ı, o, u.

2. İnce ünlüler: e, i, ö, ü.

B. Dudakların durumuna göre:

1. Düz ünlüler: a, e, ı, i.

2. Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü.

C. Ağzın açıklığına göre:


1. Geniş ünlüler: a, e, o, ö.

2. Dar ünlüler: ı, i, u, ü.

Ünlülerin nitelikleri aşağıdaki çizelgede toplu olarak gösterilmiştir:




Uzun Ünlü


Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve

Farsçadan Türkçeye giren kelimelerde görülür: şair (şa:ir), numune (numu:ne),

iman (i:man). Bu örneklerde iki noktadan önceki harfin gösterdiği ses uzun

ünlüdür ve uzun söylenir. Ancak, birçok kelimede uzun ünlü kısalmıştır: beyaz,

hiç, rahat, ruh. Bu örneklerdeki koyu harflerle belirtilen sesler, alındıkları dilde

uzun oldukları hâlde Türkçede kısa söylenir.

Uzun ünlülü kapalı hecelerle biten kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında

veya yardımcı fiillerle kullanıldıklarında, açık duruma dönüşen hecenin

ünlüsündeki uzunluk, ayraç içerisindeki söyleyişte gösterildiği gibi çoğunlukla

yeniden ortaya çıkar: esas / esasen (esa:sen); hayat / hayatı (haya:tı);

kanun / kanuni (ka:nu:ni); ruh / ruhum (ru:hum); usul / usulü (usu:lü);

vicdan / vicdanen (vicda:nen); ahbap olmak (ahba:b olmak), hitap etmek

(hita:b etmek). Bazı örneklerde bu durumda da kısalma görülür: beyaz /

beyazı, can / canım, kitap / kitaba, meydan / meydana.

Uzun ünlüler, genellikle yazıda gösterilmez: adalet (ada:let), badem (ba:dem),

beraber (bera:ber), idare (ida:re), ifade (ifa:de), işaret (işa:ret), kaide

(ka:ide), numune (numu:ne), rica (rica, şair (şa:ir), şive (şi:ve), şube

(şu:be), vali (va:li), vefa (vefa.


Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya

üç ünlü yan yana gelebilir: ooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil

uzun olarak söylenir.




Düzeltme İşareti


Düzeltme işaretinin kullanılacağı yerler aşağıda gösterilmiştir:


1.
Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için,

okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine konur: adem (yokluk), âdem (insan);

adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren);

alim (her şeyi bilen), âlim (bilgin); aşık (eklem kemiği), âşık (vurgun, tutkun);

hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hal (pazar yeri), hâl (durum, vaziyet);

hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu).


UYARI : Katil (< katl = öldürme) ve kadir (< kadr = değer)

kelimeleriyle karışma olasılığı olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren) ve kadir (<

ka:dir = güçlü) kelimelerinin düzeltme işareti konmadan yazılması

yaygınlaşmıştır.


2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerle özel

adlarda bulunan ince g, k ünsüzlerinden sonra gelen a ve u ünlüleri üzerine

konur: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, Nigâr; dükkân, hikâye, kâfir,

kâğıt, Hakkâri, Kâzım, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût. Kişi ve yer

adlarında ince l ünsüzünden sonra gelen a ve u ünlüleri de düzeltme işareti ile

yazılır: Halûk, Lâle, Nalân; Balâ, Elâzığ, İslâhiye, Lâdik, Lâpseki.


3. Nispet i'sinin belirtme durumu ve iyelik ekiyle karışmasını önlemek

için kullanılır. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslam) dini ve dinî

(bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî

(kuruluşlar) gibi anlamları farklı kelimelerin karıştırılması da önlenmiş olur.


Nispet i'si alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti

olduğu gibi kalır: millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik.






Büyük Ünlü Uyumu


* Bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer

hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer

hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, boyunduruk, burun,

dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi,

yüzük. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir.

Büyük ünlü uyumuna aykırı bazı Türkçe kelimeler de vardır: anne, dahi, elma,

hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman.



* Büyük ünlü uyumu alıntı kelimelerde aranmaz: ahenk, badem, ceylan, çiroz,

dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, limon, model, nişasta, pehlivan, selam,

tiyatro, viraj, ziyaret.

* Birleşik kelimelerde büyük ünlü uyumu aranmaz: açıkgöz, bilgisayar, çekyat,

hanımeli.

*-gil, -ken, -leyin, -mtırak, -yor ekleri büyük ünlü uyumuna uymaz: akşam-

leyin, bakla-*gil-ler, çalışır-ken, ekşi-mtırak, yürü-yor.

*-daş (-taş) eki bazı kelimelerde büyük ünlü uyumuna uymaz: din-daş, gönül-

daş, meslek-taş, ülkü-daş.


*-ki aitlik eki büyük ünlü uyumuna uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, yoldaki,

ondaki, yazıdaki, onunki.

* Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelere gelen ekler, kalınlık incelik bakımından

son hecenin ünlüsüne uyar: adalet-li, anne-si, kardeş-lik, meslektaş-ımız,

şişman-lık.

*Son ünlüleri kalın sıradan olmasına karşın incelik özelliği gösteren bazı alıntı

kelimeler ince ünlülü ekler alır: alkol / alkolü, hakikat / hakikati, helak /

helakimiz, kabul / kabulü, kontrol / kontrolü, protokol / protokolü, saat /

saate, sadakat / sa*dakatten.




Küçük Ünlü Uyumu


Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür:


1. Bir kelimenin ilk hecesinde düz ünlü (a, e, ı, i) varsa son*raki hecelerde de

düz ünlü bulunur: anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek,

yelek, bilek, çilek.


2. Bir kelimenin ilk hecesinde yuvarlak ünlü (o, ö, u, ü) varsa bunu izleyen ilk

hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlü bulunur: boyunduruk,

çocuk, odun, yorgunluk, yoklamak, vurmak, yumurta, özlemek, güreşmek,

sürmek.

Küçük ünlü uyumuna aykırı bazı Türkçe kelimeler de vardır: avuç, avurt,

çamur, kabuk, kavuk, kavun, kavur-, kavuş-, savur-, yağmur.

Küçük ünlü uyumu, alıntı kelimelerde aranmaz: aktör, alkol, bandrol, daktilo,

doktor, horoz, kabul, kitap, konsolos, muzır, mühim, mümin, müzik, profesör,

radyo, vakur.

Küçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne

uyar: kavun-u, konsolos-luğ-u, mümin-lik, müzik-çi, yağmur-luk.

-ki aitlik eki yalnızca birkaç örnekte küçük ünlü uyumuna uyar: bugünkü,

dünkü, öbürkü.

Bu ünlü düzenleri ve ilk heceyi izleyen ünlüler aşağıdaki çizelgede gösterilmiştir:



a › a, ı (bakar, alır) ----- o › u, a (omuz, oya)

e › e, i (geçer, gelir) ----- ö › ü, e (ölçü, ördek)

ı › ı, a (kılıç, kısa) ----- u › u, a (uzun, uzak)

i › i, e (ilik, ince) ----- ü › ü, e (ütü, ürkek)


Ünlü Daralması (a - ı, e – i)

Türkçede a, e ünlüsü ile biten fiillerin şimdiki zaman çekiminde, söyleyiş ve

yazılışta da a ünlüleri ı, u; e ünlüleri i, ü olur: başlıyor, kanı*yor, oynuyor,

doymuyor; izliyor, diyor, gelmiyor, gözlüyor.

Birden çok heceli ve a, e ünlüleri ile biten fiiller, ünlüyle başlayan ek

aldıklarında bu fiillerdeki a, e ünlülerinde söyleyişte yaygın bir daralma (ı ve i'ye

dönme) eğilimi görülür. Ancak, söyleyişteki ı, i ünlüleri yazıya geçirilmez:

başlayan, yaşayacak, atlayarak, saklayalı, atmayalım, gelmeyen, izlemeyecek,

gitmeyerek, gizleyeli, besleyelim.

Buna karşılık tek heceli olan demek ve yemek fiillerinde, söyleyişteki i ünlüsü

yazıya da geçirilir: diyen, diyerek, diyecek, diyelim, diye; yiyen, yi*yerek,

yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip. Ancak deyince, deyip sözlerindeki e yazı*

lışta korunur.




KAYNAK TÜRK DİL KURUMU
Logged

Tebessüm
eyhayat..
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7827



WWW
« Yanıtla #1 : 11 Nisan 2008, 14:00:59 »


Ünlü Düşmesi


İkinci hecesinde dar ünlü bulunan iki heceli kelimeler ünlüyle başlayan bir ek

aldıklarında ikinci hecelerindeki dar ünlüler genellikle düşer: ağız / ağzı, alın /

alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin / beynimiz, boyun / boynu,

böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül /

gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu; çevir- / çevril-, devir- / devril-.


Ünsüzlerin Nitelikleri

Ses yolunda bir engele çarparak çıkan seslere ünsüz denir.


Dilimizde yirmi bir ünsüz vardır. Bunlar: b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r,

s, ş, t, v, y, z.

Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır:


1. Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere tonlu (yumuşak) ün*süzler adı

verilir: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z.



2. Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere tonsuz (sert) ünsüzler denir: ç, f,

h, k, p, s, ş, t.


Kökeni Türkçe olan kelimelerin so*nunda b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz. Ancak,

anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç kelimenin yazılışında buna

uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı

demir), saç (kıl).

Dilimizdeki hac, şad, yâd gibi birkaç örnek dışında, alıntı ke*limelerde

tonsuzlaşma kuralına uyulmuştur: sebep (< sebeb), kitap

(< kitab), bent (< bend), cilt (< cild), bant (< band), etüt (< etüd), metot

(< metod), standart (< standard), ahenk (< aheng), hevenk (< aveng), renk

(< reng). Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında kelime sonundaki

tonsuz ünsüzler tonlulaşır: sebep / sebebi, kitap / kitabı, bent / bendi, cilt /

cildi, etüt / etüdü, metot / metodu, ahenk / ahengi, hevenk / hevengi, renk /

rengi.

UYARI : Bazı alıntı kelimelerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz: ahlak / ahlakın,

cumhuriyet / cumhuriyete, evrak / evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka,

sepet / sepeti, tank / tankı, bank / bankı.


Birden fazla heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ünlüyle

başlayan bir ek aldığında tonlulaşarak b, c, d, ğ'ye dönü*şür: kelep / kelebi;

ağaç / ağacı, kazanç / kazancı; geçit / geçidi, kanat / kanadı; başak /

başağı, bıçak / bıçağı, çocuk / çocuğu, dudak / dudağı, durak / durağı, uzak /

uzağı.


Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında

çoğunlukla korunur: ak / akı; at / atı; ek / eki; et / eti; göç / göçü; ip / ipi;

kaç / kaçıncı; kök / kökü; ok / oku; ot / otu; saç / saçı; sap / sapı; suç /

suçu; süt / sütü; üç / üçü. Ancak, tek heceli olduğu hâlde sonundaki ünsüzü

tonlulaşan kelimeler de vardır: but / budu, dip / dibi, gök / göğü, kap / kabı,

kurt / kurdu, uç / ucu, yurt / yurdu.




Ünsüz Uyumu ve Ünsüz Düşmesi


Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten kelimelere gelen ekler tonsuz (sert)

ünsüzle başlar: aç-tı, aş-çı, bak-tım, bas-kı, çiçek-ten, düş-kün, geç-tim,

ipek-çi, seç-kin, seç-ti, süt-çü.



Ünsüz Türemesi (y, v)

İki ünlünün yan yana bulunduğu bazı alıntı kelimelerde ünlüler arasında y, v

sesleri türemiştir: fiyat (< fiat), zayıf (< zaif); konservatuvar, labora*tuvar,

pisuvar, repertuvar, tretuvar, tuval, tuvalet.


Ünsüz Düşmesi

Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunan kelimelerin yalın

durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss),

ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür kelimelere ünlüyle başlayan

bir ek geldiğinde düşen ünsüz ortaya çıkar: hak, hakka; his, hissimiz; ret,

reddi; zan, zannımca; zem, zemmi.


n > m Değişmesi

Türkçede kullanılan bazı kelimelerdeki b ünsüzünden önce gelen n ünsüzü m'ye

dönüşür: saklambaç (< saklanbaç), dolambaç (< dolanbaç), ambar (< an*bar),

amber (< anber), cambaz (< canbaz), çember (< çenber), kümbet (<

gunbed), memba (< menba), mümbit (< munbit), tambur (< tanbur).





Bazı Kelime ve Eklerin Yazılışı


Bağlaç Olan da, de’nin Yazılışı


Bağlaç olan da, de ayrı yazılır. Kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı

olarak ünlü uyumlarına uyar: Kızı da geldi gelini de. Durumu oğluna da bildirdi.

Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur.



UYARI : Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te biçiminde yazılmaz.

UYARI : Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır: ya da.

UYARI : Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak

yanlıştır: Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil).

UYARI : Da, de bağlacının bulunma durumu eki olan -da, -de, -ta, -te ile hiçbir

ilgisi yoktur. Bulunma durumu eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede

(deve-de) kulak, evde (ev-de) kalmak, yolda (yol-da) kalmak, ayakta (ayak-

ta) durmak, çantada (çanta-da) kek*lik. İkide (iki-de) bir aynı sözü söyleyip

durma.

Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk)

Bağlaç Olan ki’nin Yazılışı

Bağlaç olan ki ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki.

Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlen*sin.

(Mustafa Kemal Atatürk)

Olmaz ki!

Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli Kanık)

Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir!

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.

Ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü,

hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örnekler*den çünkü sözünde ek

aynı zamanda küçük ünlü uyumuna uymuştur.

Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi

ki? Başbakan konuşacak mı ki?

Bağlaç Olan ne ... ne ...’nin Yazılışı

Bu bağlacın kullanıldığı cümlelerde fiil olumlu olmalıdır: Ne Fransa’da ne de

Almanya’da aradığını bulabilmişti.

Onlar ne arsız ne yılışkan ve yırtık gülmelidirler; ne de

somurtmalıdırlar. (Refik Halit

Karay)

Ne ziraat ne ticaret için kâfi nüfus kaldı. (Falih Rıfkı Atay)

Soru Eki mı, mi, mu, mü’nün Yazılışı

Bu ek gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son

ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumla*rına uyar: Kaldı mı? Sen de mi geldin? Olur

mu? İnsanlık öldü mü?


Soru ekinden sonra gelen ekler, bu eke bitişik olarak yazılır: Verecek misin?

Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Güler misin, ağlar mısın?


Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığında da ayrı yazılır: Güzel mi güzel!

Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız.

UYARI: Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığında iki ayrı

biçimde yazılabilir: Vaz mı geçtin? Vazgeçtin mi?

Fiil Çekimi ile İlgili Yazılışlar

Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe

bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim,

gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz, gelmeyeceksin,

gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın,

alamayacaksın; başlayacağım.


Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe

bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim.


İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır:

başlayasın, başlaya, başlayasınız, başlayalar; gelmeyesin, gelmeye,

gelmeyesiniz, gelmeyeler.



Mastar Eklerinin Yazılışı

-mak, -mek ile biten mastarlardan sonra -a, -e, -ı, -i eklerinden biri geldiğinde

araya y ünsüzü girer: kazanmak-a > kazanma-y-a, aldanmak-ı > aldanma-y-ı,

sevmek-e > sevme-y-e, görmek-i > görme-y-i.


İken’in Yazılışı

İken ayrı olarak yazılabildiği gibi kelimelere eklenerek de yazılabilir. Bu

durumda başındaki i ünlüsü düşer. Getirildiği kelimenin ünlüleri kalın da olsa, bu

ekin ünlüsü ince kalır: okur-ken (< okur iken), yazar-ken (< yazar iken), çalışır-

ken (< çalışır iken), uyur-ken (< uyur iken), başlar-ken (< başlar iken),

durmuş-ken (< durmuş iken), olgun-ken (< olgun iken), durgun-ken (< durgun

iken).

İken, ünlüyle biten kelimelere ek olarak getirildiğinde başındaki i ünlüsü düşer

ve araya y ünsüzü girer: okulday-ken (< okulda iken), yolday-ken (< yolda

iken).


İle’nin Ek Olarak Yazılışı

İle ayrı olarak yazılabildiği gibi kelimelere eklenerek de yazılabilir. Kelimelere

eklenerek yazıldığında ünlü uyumlarına uyar.


İle, ünsüzle biten kelimelere ek olarak getirildiğinde i ünlüsü düşer ve bitişik

yazılır: bulut-la (bulut ile), çiçek-le (çiçek ile), kuş-la (kuş ile).



İle, ünlüyle biten kelimelere ek olarak getirildiğinde başındaki i ünlüsü düşer ve

araya y ünsüzü girer. Ek, ünlü uyumlarına uyar: arkadaşı-y-la (arkadaşı ile),

anası-y-la, (anası ile), çevre-y-le (çevre ile), sürü-y-le (sürü ile), yapı-y-la

(yapı ile).



Ek Fiil Olan imek’in Yazılışı


İmek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına

uymaktadır.

Ünlüyle biten kelimelere eklendiğinde i ünlüsü düşer. Bu durumda araya y

ünsüzü girer: ne-y-se (ne ise), sonuncu-y-du (sonuncu idi), yabancı-y-mış

(yabancı imiş).


Ünsüzle biten kelimelere eklendiğinde de i ünlüsü düşer: gelir-se (gelir ise),

güzel-miş (güzel imiş), yorgun-du (yorgun idi).



Pekiştirmeli Sıfatların Yazılışı


Pekiştirmeli sıfatlar bitişik yazılır: apaçık, apak, büsbütün, çepeçevre, çırçıplak,

çırılçıplak, dümdüz, düpedüz, gömgök, güpegündüz, kapkara, kupkuru,

paramparça, sapasağlam, sapsarı, sırsıklam, sırıl*sıklam, sipsivri, yemyeşil.


KAYNAK TÜRK DİL KURUMU
Logged

Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Kültür & Edebiyat  |  YAZIM KURALLARI « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: