Abdurrahman Selman
dili faldır aşkın, ey taş
Aktif Üye
 
Offline
Mesaj Sayısı: 558
dili faldır aşkın, ey taş
|
 |
« : 15 Haziran 2010, 14:22:26 » |
|
iki kalp arasında en kısa yol: birbirine uzanmış ve zaman zaman ancak parmak uçlarıyla değebilen iki kol
merdivenlerin oraya koşuyorum, beklemek gövde kazanması zamanın; çok erken gelmişim seni bulamıyorum, bir şeyin provası yapılıyor sanki.
kuşlar toplanmış göçüyorlar keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
------------------------------------------------------
eÅŸdeÄŸeriyle yan
eşdeğeriyle yan yana yürürken cehennem sokağında birey olmak, ve en inceldikten sonra ilkel sözcüklerle konuşmak seninle.
saat beş nalburları pencerelerden madeni paralar gösteriyorlar, yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık, bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.
hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
---------------------------------------------------------
atı'lar deltalara
atı'lar deltalara gömülen atı'lar, saçı'lar fiyortları öpen saçı'lar, kutu'lar, haliçlerden susmuş kutu'lar, takı'lar eski aşkları imler takı'lar.
bol dökümlü gömleğinin içinde "sırtını ve karnını dolanan ve sonunda sincap olan o kuş."
seni o kadar yakından görünce, keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
--------------------------------------------------------
çekirge bulutu
çekirge bulutu içinde koynuma soktuğum ekin; çalgılar ikidurur sürgün ilinde, bir gözü mavidir bir gözü bleu.
gölgede boy atmış top fesleğen, bir ilkokul bahçesinde görmüştüm seni, marienbad ilkokulu, nişantaş'ta; bir çocuk yeşil örtüyü çekiverdi.
hızla geçen otobüslerin ardında benzeşmek... keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
---------------------------------------------------------
sülünün yüzü
sülünün yüzü bir atmosfer olayıdır. rasgele yazarı avcıdan öğrendim: yabanördekleri donmasın diye, suya nöbetleşe kanat vururlar.
ve işte şamandırasıyla beşiktaş'ınız, çapraşık bir yüzyılı geriye atar; tanrım siz şu uzun anadolu'yu çocukluk günlerinizde mi yarattınız?
senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
---------------------------------------------------------
ilkokulu bitirdiÄŸi
ilkokulu bitirdiği gün cumhuriyet şairi, saçında kurdelesi lozan gibi; sonra her yıl öldürüldü, öldürüldükçe de hemeninden göğe hüthütler çizdi.
gelecek zaman oldu, şimdiki zaman; ırmak aşağı inen güz parçası, çok süslü bir halkın arasından, benimsin!
iyi anlarında sesin kalınlaşıyor. keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
----------------------------------------------------------
bilgisayar olarak
bilgisayar olarak kullanılmış bir gölü selçukluya pragmalar taşıyan gazali bir ilk aptallığı düğüm sayarak yadsımış dört yanı hep yukarı bakmış.
bu yüzden önündeki ayna kırılır kırılmaz intihar etti sayılmış tasavvuf ehli, yine bu yüzden doğduğu an kaymaya başlamış osmanlı yıldızı,
baktım yeri toparlıyor ayak izleri keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
----------------------------------------------------------
afyon garındaki
afyon agrındaki küçük kızı anımsa, hani, trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı; varto depremini düşün, yardım olarak batı'dan gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sutyeni.
adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti, karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sutyeni, kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın; tanrım, gerçekten çocukluk günlerinizde mi?..
eşiklere oturmuş bir dolu insan keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
----------------------------------------------------------
daha ben
daha ben ilk kazmayı vurmadan elime gelen karabitki'li testi, nefertiti'nin mutfağı sayılan yerde koyu sır yeni hicret yollarını kesti.
terimler, eşekarıları sözcüklerin, acımasızdırlar, adsız ve süeldirler, önlerine katarak insan ve hayvan listelerini sabah akşam kapınızın önünden geçirirler.
fazıl hüsnü diyor ki, ne diyor fazıl hüsnü?.. keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
------------------------------------------------------------
içtim o
içtim o bin yıllanmış testiden, içtim, içtim, örtüler arasında yeryüzü beğenisiyle ayışığını paylaşırdı bacakları, öptüm ayak parmaklarını, öptüm, öptüm.
put'unu cezalandırıyor kır delisi; oğlan iki ev ötede, londra'dan gelmiş; yazsınlar felaketlerin hep çift geldiğini, garson acıması tutmuş içkievini.
ortaoyunumuzun dekoru bir kağıt mendil keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
--------------------------------------------------------------
bir mineli
bir mineli altın saat, bir altın köstek ve madalyon bir roza maşallah, on iki miskal inci.
madalyonunu ve boncuğunu ittim içeri, gözlerimizin dibi karıştı dağyollarının uzak dumanı gibi.
ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
--------------------------------------------------------------
metinlerde buluÅŸtuk
metinlerde buluştuk, kopkoyu deyimlerde, koşut ve eşzamanlı okuduk kimi kitapları; o arada iki de defterimiz oldu, biri babasına daha çok benziyor.
bir türlü kotarılamayan uğraş, ç harfini daha yeni dönmüşüz; gözlerimizde ibni sina bozukluğu, dostumuzsa, bodrum'da, dönmez geri.
uzaklardydın, oracıkta, öbür kıtada, keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
-------------------------------------------------------------
küçük anne
küçük anne, kelepir kız, bir şey söyle bana, bana bir laf et ki binlerce, onbinlerce görüntü anlatamasın.
genceli nizami'nin dediği gibi taşı onunla yıkasalar üzerinde akik biter, bakışların ki...
ikinci bir parıltı var senin bakışlarında keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
--------------------------------------------------------------
18 aralık
18 aralık 1985'te o salonda kişi nasıl kestirebilirdi ileriyi? siz, kazıbilimler, alınyazısıbilimler, geçsin yıllar geçsin, seneler gibi.
olur mu anımsamamak onaltıncı louis'yi, 14 temmuz 1789 akşamı, louis, şöyle yazmamış mıydı defterine: "bugün kayda değer bir şey yok..."
"kehanet" adlı kısacık bir şiir buldum keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
----------------------------------------------------------------
hiçbir semtte
hiçbir semtte berberin olmadı, 1954-1980 yılları arasında, 26 yılda 28 ev değiştirdin; leke kuşağı nasıl bilmez seni!
arabesk nedir diye düşünmüştünüz: şebboy sesli bir cümbüş, eza içinde; eşitlik midir komedya, içtenlik mi, erdem diye benimsenmesi mi fırsatsızlığın?
yürüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
--------------------------------------------------------------
mutsuzluk gülümseyerek
mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir; banliyö treninde rastladığımız sınav saatini kaçırmış liseli kız, hep kazanırsın ey çözümsüzlük!
ey otobüssever ey troya yolcusu! anımsarsın, günlerce konuşup durmuştuk o ib(ipekböceği) sesli kadını; birinin grönland'ı olmaya hazırlanıyordu.
iki çay söylemiştik orada, biri açık, keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
----------------------------------------------------------------
bir kış
bir kış göğü gibi o saat alçalır ölüm, yalnız işitme duyusu kalır ortada. asya kentleri yürür durular, höyükler burnumda hızma.
uzakta dev bir damla: pırıl pırıl pencap! tabanlarından kayıp duran sütunlar yitmiş bir geleceğin işaret parmakları; horasan uykusuna havlayan köpekler, buhara.
uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
----------------------------------------------------------------
piri reis
piri reis geri çekmiştir haritasını azmayı çoktan unutmuştur hayvanlar; başlamıştır sultanahmet sürüncemesi, kızlar yatakta yan yatmaya başlar.
ben atımı böyle dört sürüyorum ya, yetişmek için mi, bilmem, kaçmak için mi? ya sen? neden sen de tehlike anlarına bunca hazırlıksız olma özeni?
bir şey var, ancak makilerin orada söyleyebilirim keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
-------------------------------------------------------------------------
bir çiçek
bir çiçek duruyordu, orada, bir yerde, bir yanlışı düzeltircesine açmış; gelmiş ta ağzımın kenarında konuşur durur.
bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda, güverteleri uçtan uca orman; aldım çiçeğimi şurama bastım bastım ki yalnızlığımmış.
bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
------------------------------------------------------------------------
gece bitkilerinden
gece bitkilerinden korkuyorum, hayır, geceleri bitkilerden! gizlenirken vurulmuş ulaklara ağıttır bana açtığın her telefon.
iki kalp arasında en kısa yol: birbirine uzanmış ve zaman zaman ancak parmak uçlarıyla değebilen iki kol.
an ki fıskiyesi sonsuzluğun keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
|