İskender Pala Yazıları
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
24 Mayıs 2012, 13:02:27
79063 Mesaj 10725 Konu Gönderen: 1295 Üye
Son üye: selcen
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Kültür & Edebiyat  |  İskender Pala Yazıları 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: İskender Pala Yazıları  (Okunma Sayısı 476 defa)
Tebessüm
eyhayat..
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 7827



WWW
« : 22 Eylül 2010, 22:30:39 »

Eylül İşte...


Eylül... Fersude sonbaharların giriÅŸ kapısı... İlk yaz rüzgârından alınmış bir hızla savrulan düşüncelerin hoyrat hayallerin ve avare zamanların yorgunluÄŸu kırgınlığı  pejmürdeliÄŸi içinde yeniden derlenip toparlanması gereken hayatın rengi... Ve yeniden baÅŸlamanın yorgun ritmini hatırlatan yaÄŸmurlar... Bölük pörçük hatıralar kırık dökük sevinçler... Åžiir kılığında gelen acı...

Eylül işte; nâm–ı diğer hüzün...

Eylül... Her şair için ayrı bir Leyla; kurşunî gelinlikler giyinip de gelen... Dilemmaların çıldırtıcı sükunu bir yanda; ve bir yanda sislerin ve buğuların ardından sökün edip yürümüş sancıların ilhamı... Katar katar uzaklaşan kuşların kanatlarına yüklenen son arzular kadar umutsuz ve beklenesi...

Eylül işte; nâm–ı diğer pişmanlık...

Bilmiyorum siz bu yazıyı okurken yağmur yağıyor olacak mı?.. Belki yapraklar savruluyordur şimdi bulunduğunuz şehirde; belki sular kararıyordur yavaş yavaş... Altın kızılı bir gurubun soyunmuş dalında çifte kumruları seyrediyorsunuz belki de... Bir sanatoryum bahçesinde gezinen uzun saçlı zayıf ve genç iki kaderdaştır belki ikindiler ve yağmurlar... Belki sizin kentin huzurludur akşamları belki de alaca düşmüş gecenin bir yüzünde siyah tırnaklarını ruhunuza geçirmeye çalışan ifritler dolaşır...

Eylül işte; nâm–ı diğer melal...

Tenha yollar aşınmış günler hayata dar gelen arzular ve kanadı kırık kuşlar... Tabiatın birden uyanıp gerçeği gören yüzü... Kıymeti bilinmeyen lezzetin çamurlara bulaşmış sarı bir acılık tarafından istilasına karşı şaşkınlık... Acıların beyhude sevinçlerin zavallı mutlulukların fanî olduğunu anlamanın dehşeti...

Eylül işte; nâm–ı diğer ölümün rengi...

Eylül... Yaşanmamış mevsimlerin en gerçeği... Uçuk benizli koşuşturmacalar yeniden kurulan defter–kitap pazarı... Eski okul çantasına kalem yerine ancak gözyaşını koyarak okula giden minik adımlar... Yoksul mahallelerde gitgide çamurlanacak karanlık sokaklar... Camlara mıhlanıp 70 yıllık muhteşem bir sükût ile yolları seyreden kırçıl hatıralar... Ciğer paresini okula eksik kitapla gönderen annenin yüreğindeki çizik... Para etse canını da verir ama...

Eylül işte; nâm–ı diğer acının mührü...

İskender PALA
Logged

Tebessüm
eyhayat..
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 7827



WWW
« Yanıtla #1 : 22 Eylül 2010, 22:32:28 »

Küçük bir karınca kalemin kağıt üstüne bir şeyler
yazdığını gördü. Gitti bu sırrı öbür karıncalara
söyledi. "O kalem kağıda şaşılacak şeyler yazdı. Fesleğen
gibi gül gibi acayip şeyler yaptı" dedi.
Karıncanın biri dedi ki: "O sanatı yapan parmaklardır.
Bu kalem iş görmekte esas değil fer'dir."
Diğer bir karınca: "İş ne parmaktan ne de kalemden geliyor" dedi.
"İş asıl koldan geliyor. Çünkü zayıf parmaklar
onun zorlaması ile kalemi tutuyor ve yazdırıyor."
Bu görüşler bu konuşmalar böylece uzadı gitti.
Karıncaların beyine kadar ulaştı. Karıncaların beyinin
birazcık anlayışı vardı zeki idi.
Dedi ki: "Bu hüneri suretten görünüşten bilmeyin. Çünkü uyuyan
yahut ölen bir kişinin böyle şeylerden haberi bile yoktur."
Suret görünüş elbiseye asaya benzer.
Cansızdır akılsızdır oynamaz hareket etmez. Allah'ın lütfu
ve ihsanı olmayınca bu aklın bu gönlün cansız kalacaklarından
karınca beyinin haberi yoktu. Allah bir an için olsun
akıldan yardımını kesecek olsa her şeye eren akıl
aptallıklar etmeye başlar."



Bakma yâ Râbb sevâd-ı defterime
Onu yak ateÅŸe benim yerime


Bu nâme ki evvelde ricâdır
Âhirde tazarru vü duâdır.

İskerder Pala
Ayine'den Notlar
Logged

osmansahin
..::Osman Åžahin::..
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 375


İlla Edep İlla Edep....


WWW
« Yanıtla #2 : 16 Mart 2011, 13:23:11 »

Sevgi Şifadır

 Derler ki: "Sevgi, ruhlar arasındaki benzeÅŸmeden dolayı oluÅŸan imtizac ve kaynaÅŸmadan ibarettir. Nitekim bir suyu diÄŸer bir suya karıştırınca birbirinden ayıklamak imkansızdır. Bu nedenle iki ÅŸahıs arasındaki sevgi öyle bir noktaya varmaktadır ki, birisi diÄŸerinin acısını duyar olur; onun haberi olmadan yakalandığı hastalığa yakalanır."
 
Sevgi aynı kaderi paylaşmaktır. Öyle bir paylaşma ki iki tarafın kalbine huzur ve ferahlık getirsin; hastalıklara deva olsun. Çünki paylaşılmayan sevgi yalnızca bir dert ve acıdan ibarettir. Eğer eşit bölünmezse, gönlü, sevginin diğer yarısı olan dert istila eder. Bu yüzden tek taraflı sevgi acı; karşılıklı sevgi de sevinç verir. Birbirini seven iki kişi arasında sevgileri derecesinde bir benzerlik vardır. Menfaatlerde, karakterde veya amaçlardaki benzerlikler gibi. Bunlardan en etkin olan sevgi karakterdeki benzerlik sonucu doğan sevgidir. Bunda karşılık beklenmez ve insan, sevgisini izhar için daima kendisinin ruh ve ulviyet yönünden benzerini, eşini arar ve ancak ruhun eşi ile sükunet bulur. Hani ayet-i kerimede buyurulduğu gibi: "Sizi bir tek nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan da eşini var etti (A'raf, 189)"
 
Sevenin ruhu sevilene meyilli yaratılmış olup kendisini ona yakın hisseder. Sevilen bu yakınlığı duymuyorsa eğer, arada sevgiyi perdeleyen maddî yahut manevî engeller var demektir. Engeller sevenin yüreğine, sevginin ikizi olan acı biçiminde yansır. Sevilenin bu sevgiye karşılık vermesi; ancak engellerin ortadan kalkmasıyla mümkündür ve o vakit, acı da birden bire sevgiye dönüşür. Diğer bir ifade ile sevgi eşit bölününce, acı alır başını gider. Kalpler karşılıklı aynı sevgi ile dolunca dert hafifler, sevinç çoğalır. Kulların rızkını paylaştıran Allah, sevgiyi de onlar arasında eşit paylaştırmıştır; çünki.
 
Seven iki kişiden birinin başına gelen, hastalık veya esenlik, diğerinin de başına gelmeyince aradaki gerçek sevgi anlaşılamaz, acı kendini gösterir. Hani eski bir şairin dediği gibi: "Rabbim! Şayet aramızdaki sevgiyi bölüştürmeyeceksen, bari onun yokluğuna da yanabilecek katı bir yürek nasip et bana."
 
Eğer sevgili hasta iken hasta olmuyorsak gerçek sevgiyi ve sevinci tadamayız. Sevgilinin hastalığına ziyarete gidince hastalanan âşık, elbette sevgilisi ziyaretine gelince onu görür görmez iyileşecektir.
 
İskender Pala
Logged
Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Kültür & Edebiyat  |  İskender Pala Yazıları « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: