osmansahin
..::Osman Åžahin::..
Aktif Üye

Offline
Mesaj Sayısı: 375
İlla Edep İlla Edep....
|
 |
« : 16 Mart 2011, 13:27:42 » |
|
EVİMİZDEKİ KALABALIK Sosyal zamanlarımızı öldüren cazibe... Odanızdaki kalabalıktan kurtulun. Cinayetlerden, evinizde işlenen suçlardan… Beyoğlu’nun arka sokaklarından, çirkef gazino eğlencelerinden… İsraf edilen hayâ ve namus kavramından, gevretilmiş kahkahalardan, caddeler dolusu insanlardan… Kurtarın evinizi ve kendinizi. Polat’ın artist hareketlerinden, Cevahirin yalanlarından, Ferhunde’nin tuzaklarından, Bihter’in ihanetlerinden, küçük kadınların bitmez tükenmez dertlerinden, hanımın entrikalarla dolu çiftliğinden, aldatan aile babalarından, aldanan gözü yaşlı fedakar anne hikayelerinden, kenar mahalle kızlarının suçlarından, yeteneksiz eğlence çabalarından… Sonu gelmeyen yemek tariflerinden, istenmeyen misafirlerle yenilen akşam yemeklerinden, dedikodulardan, gıybet forever’lardan, çalgılı çengili sabah kuşaklarından, kaçmış kızlardan, ihanet etmiş eşlerden, ortadan kaybolmuş kocalardan, dağılmış yuvalardan dolandırıp kaçanlardan, sıra dışı kenar mahalle facialarından, taliplerden, adaylardan, temeli bozuk izdivaç hazırlıklarından, gelinlerden, kaynanalardan, insan olmanın şartlarını zorlayan yarışmalardan… Başımızda dönen dolaplardan, toprağa gömülmüş cephanelerden, muhtıralardan, darbelerden, suikast planlarından, imzalardan, yeni çıkan tasarılardan, iktidardan, muhalefetlerden… Nefes alamadığımızı fark edebiliyor muyuz? Hiçbir şeye zaman ayıramadığımızı, saatlerce kapitalist midelerin gurultularını dinlediğimizi…
Savaşlara, açlığa, haksızlıklara nasıl sessiz kalmayı öğrendiğimizden, umursama eşiğimiz nasıl yerlere düşürüldüğünden şikâyetçi değil miyiz? Bütün bu laboratuarlarda kobay olmaktan, denenmekten bıktığımızı artık haykırmak istemiyor muyuz? Evde varlığınızı kimsenin hissetmediğini, kimsenin birbiriyle dertleşmediğini, sohbet etmediğini görmüyor muyuz? O halde hiç zaman kaybetmeden evinizdeki gri lekeden kutulun. Eskitme sehpanızın üzerinde duran kocaman gri lekeden bahsediyorum. Televizyondan. Artık çok gecikmiş bir kararı uygulamanın vakti geldi. Gecikmemizin sebebi önce kendimizi nasıl avutacağımızı bilmemek belki. Ama çocuklarımızın asabiyeti, çizgi filmlere fazla bağımlı olmaları nedeniyle televizyonu evimizden kaldırmalıyız. Kontrol gittikçe zorlaşıyor. İlk gün akşam olmayacak bir türlü biliyorum. Hep azlığından şikâyet ettiğimiz zaman, artık bereketlenecek. Zaten kumandanın hâkimiyetini bir türlü ele geçiremiyorduk. Zamanımızı öldüren ve beynimizi sıradanlaştıran, bizi kütüphanelerimizden kitaplarımızdan uzaklaştıran bu küstah makineye haddini bildirmeliyiz. Vaktimizi çalmakla kalmayıp sevdiklerimizi de bizden alan hain kuma. Sonun geldi. Bütün yukarıda yazdıklarımı da izliyordum sanmayın. Ne zaman birileriyle buluşsak, hanımlarla çay içecek olsak herkes bir dizi karakterinden ve macerasından bahsediyor. İnsanın haberdar olmamasına imkân yok. Tanıtımları zaten en çarpıcı sahnelerini yayınladığından takip etmiş kadar oluyorsunuz. Hatta ne zaman bir yerde sofraya otursak insanlar bismillah tan önce malum yarışmaya bir gönderme yapıyor. Bunun bilhassa iftar davetlerinde yaşanmasından ve puanlama esprilerini duymaktan artık yorulmuştum. Misafirperverliğin ölmesi için özel olarak imal edilmiş çok sinsi oyunlar olmalı bunlar. Zaten çok iyi bilinir ki modernleşme, batılılaşma ve değerlerimizi yitirme noktasında vaktiyle öncülük eden bazı romanlar vardır. Şimdilerde dizi olarak tekrar fırına verildiler. Galiba arttığından korkulan muhafazakârlık, dindarlaşma gibi sözüm ona sorunların tartışıldığı bir zamanda aynı kaynaklardan tekrar yardım istenildi. Vaktiyle bizi batılılaştıran değiştiren kitaplar bu sefer de dizi olarak hayatımıza zerk edildi. Yani karşı zihniyet konserve açtı diyebiliriz. Yine burada uyanık olmaktan söz etmek zorundayız. Televizyonla ilgili yapılmış o kadar ilginç anketler var ki inanamazsınız. Anneni babanı mı seviyorsun? Yoksa televizyonu mu? Diye sorulduğunda televizyonu seviyorum diyen çocukların oranı yüzde kırk. Gerisini siz düşünün.Sınırlamayı denedim. Kısıtladım. Baktım olmuyor. Ben geçtiğimiz günlerde bunu başardım. Kaldırıp attım televizyonu. Çok olumlu neticeler aldım. Bizim açımızdan ertelenmiş işler sıraya girmeye başladı. Kulaklarımızdaki uğultu, cıvıltıya dönüştü. Artık çocuklarım daha sakin ve neşeli. Babasıyla sohbet ediyor, oyunlar oynuyorlar. Bizimle diyoloğa geçtiler diyebilirim. Bedenleri ile beraber oyunlar kuruyorlar ve yoruluyorlar. Bir koltuk üzerinde uyuşturulmuşçasına zaman kaybetmiyorlar. Birbirlerini yakalıyorlar, saklanıyorlar, sobeleniyorlar, körebe oluyorlar. Akşam olunca uykuyu hak ediyorlar. Benimde yazı yazmaya daha çok fırsatım olacağa benziyor. Betül Şatır
|