Kritik Analitik Düşünme ve Çocuklar
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
25 Temmuz 2014, 02:00:52
79377 Mesaj 10742 Konu Gönderen: 1453 Üye
Son üye: disiaslan
Hayatname.com  |  Hayatın Anlamı  |  Stratejik Hayat  |  Kritik ve Analitik Düşünce  |  Kritik Analitik Düşünme ve Çocuklar 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Kritik Analitik Düşünme ve Çocuklar  (Okunma Sayısı 2140 defa)
osmansahin
..::Osman Şahin::..
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 374


İlla Edep İlla Edep....


WWW
« : 22 Mart 2011, 01:30:44 »

Eğitim sistemlerinin en önemli amacı düşünen, kendi kendine öğrenebilen, öğrendiğini uygulayabilen ve transfer edebilen bireyler yetiştirmektir. Fakat günümüz okullarının bu amacı gerçekleştirme yolunda önemli problemlerle karşı karşıya olduğu açıktır.

Yaşama ve olaylara bütünsel bakamıyoruz, temel sorun çok yönlü ve sistematik düşünemiyoruz. Sistematik düşünmenin gelişmesi için her olayın olasılıklarının görülebilmesi, varsayımların iyi hesaplanmasına bağlıdır. Mevcut eğitim sistemi bütünsel düşünme alışkanlığı kazandırmıyor.

Eğitim ile kişinin analiz ve sentez yapma yeteneğinin geliştirilmesi gerekir.

Eğitim ile sorun çözme, alternatifleri görebilme ve değerlendirebilme becerisi geliştirilmesi gerekir. Her konuda bir B veya C planı düşünülemez mi? Alternatif düşünme, farklı gözle olayı değerlendirmek akla gelmez mi?

Kişinin eğitim ile farkına varılabilirlik seviyesini yükseltmesi gerekir. Günümüz eğitimcileri, çocukları gerçekliğin tam anlamıyla farkına varmalarından önce alıp, bu farkındalığı geliştirmelerini engelleyerek topluma uyduruyorlar.

Eğitim ile bireylerin duygusallık ve aklı kullanmayı bir birinden ayırt etmesi gerekir.

Her şeyin bir sebep sonuç ilişkisi olduğunun bilincinin kişiye eğitim ile verilmesi gerekir.

Eğitim ile salt okuyarak değil, okuduğunu algılamak, içselleştirerek ve genelleştirerek ancak kritik analitik düşünme evresine ulaşılabilir.

Eğitim sisteminde felsefe ve mantık derslerinin olmadığı, olanın da içeriğinin doldurulamadı görülmektedir.

Öğrenciler o yılın ders programlarında yeni bir ders olduğunu farkederler.
Dersin adı Mantıktır ve derse yaşlıca bir profesör girecektir. Nihayet, ilk mantık dersi başlar:

Çocuklardan biri söz hakkı isteyerek:
-Sayın profesör, mantık bize ne öğretir? Lütfen her şeyden önce bunu anlatır mısınız? ricasında bulunur.

Profesör, kendisine merak ve şüpheyle bakan talebelerine:
-mantık dersinin insanların düşüncesine yaptığı etkiyi açıklamak biraz güçtür.
Onun için bunu sizlere bir örnekle açıklamak istiyorum” der.

-Farzedin ki, maden ocağından iki insan çıkıyor: Birisinin üzeri tertemiz, diğerininki ise kömür karası içinde...
Bunlardan hangisinin yıkanması lâzımdır?
-Öğrenciler, hiç tereddüt etmeden:
-Elbette, kirlisi!- diye cevap verirler.

Profesör, tebessüm ederek:
-İşte evlatlarım- der,
-mantık bu soruya cevap vermeden önce şunu sorar:
Nasıl olur da bir maden ocağından çıkan iki kişiden birinin üzeri tertemiz iken diğerininki kirli olabiliyor?-


Düşünme gücü, demokratik toplumların, alternatif düşünceye saygı gösteren halkların ayrıcalığı haline geliyor. Yani uygun toplumsal koşulların da sağlanması gerekiyor. İşe göre adam değil de adamına göre iş üretilmekte ve iltimas oluşturulmaktadır. Artık toplumdaki sorunları eş-dost, tarafgirlik ile değil de liyakat ile bilgi ve bilim ile çözmemiz gerekir. Eğitim “Erdemlilik” konularını da işlemelidir. Çünkü doğruyu bulmak zekâ ve bilgi meselesinden çok, kişilik ve ahlak sorunudur.

Toplumda bütün değerlerin gösteriş ve güç ilişkisine döndüğü görülmektedir. Toplum olarak şekilci olmayı bırakıp öze inmemiz gerekiyor. Bilim, kültür, sanat ve estetiğe değer vermeyen bir toplumun öze yönelmesi beklenemez.

Sağlıklı bir toplumda bireylerin mutlaka iyi eğitilmiş, kendi kendini eğitebilen, duygusal zekâlı, kritik analitik düşünebilen, ruh hali sağlam olması gerekmez mi? Planlı, programlı ve rasyonel olmak gerekiyor. Bu da ciddi bir kültür ve eğitim sürecini gerektiriyor.

Not tutmayan, verimli çalışmayan, dinleme-okuma-yazma becerileri gelişmemiş, kültür mirasına sahip çıkmayan, sistematik bilgi edinmemiş bir toplumun bireyleri ancak bu kadar olur. Toplumda hayatın anlamını iyi kavramış, her boyutu ile düşünen, insanların olması gerekiyor.

Bütün bunlar tesadüf müdür? Herkes kötü mü? Herkes vatan haini mi? Yoksa başka bir gerçek mi var? Eğitim sistemimiz nereye gidiyor? Bunlar cevaplarını bekleyen zor sorular ve zor bir görev olarak hepimizi bekliyor. Ülkemizin de düşünme paradigmasını artık sorgulaması gerekiyor.

Kaynaklar:
1. Serdar Kaya, Endoktrinasyon, www.derinsular.com
2. İbrahim Ortaş, Neden Çok Boyutlu Düşünme Becerisine Sahip Değiliz, http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=16649.
3. Anthony Flew; Çeviren: Hakan Gündoğdu, Dosdoğru Düşünmenin Yolu: Eleştirel Akıl Yürütmeye Giriş, Liberte Yayınları; Ankara, 2008.
Logged
Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayatın Anlamı  |  Stratejik Hayat  |  Kritik ve Analitik Düşünce  |  Kritik Analitik Düşünme ve Çocuklar « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: