çubuk
gece kuÅŸu
Emektar
Aktif Üye
   
Offline
Mesaj Sayısı: 2027
|
 |
« : 10 Eylül 2009, 13:08:29 » |
|
Bir hakikat kalmasın âlemde nihân-
İtiraf edeyim, benim bu tür kitaplara karşı zaafım var! Edebiyatçıların hayatına dair her olay, hatıra yahut rivayet beni heyecanlandırır.Bunları anlatan kitaplarla karşılaşırsam, mücevher bulmuş gibi sevinirim. HikmetFeridun Es'in 1944-1946 yılları arasında Akşam gazetesinde"Tanımadığımız Meşhurlar" başlığıyla yayımlanan yazılarının, arayıp durduğum sayısız mücevheri sakladığını nereden bilecektim! Selçuk Karakılıç, "Bir hakikat kalmasın âlemde Allah'ım nihan!" düşüncesiyle,bu yazıları, dipnot ve açıklamalar da ekleyerek kitaplaştırdı. Kitap,"Tanımadığımız Meşhurlar" adıyla Ötüken Neşriyat'tan çıktı.
Şimdi bu kadar önemli yazarın, sanatçının, devlet adamınınhayatına dair hiç de azımsanmayacak olay, hatıra ve ayrıntıdan buncasene habersiz oluşumuza mı yanalım, Hikmet Feridun Es'in bu kadarbilgiyi, hatıra ve rivayeti nasıl derleyebildiğine mi şaşalım! Yoksa geç de olsa böyle bir kitaba sahip olduğumuza sevinelim mi?.. En iyisi sevinelim; bitirmekten korkarak yavaş yavaş okuyalım ve o 'meşhur'hayatların hatıraları arasında gezinmenin saadetini yaşayalım. Hikmet Feridun Es'in tükenmez bir enerjiyle hayatlarının kuytuda kalmış yanlarını ortaya çıkardığı 'meşhurlar' arasında kimlermi var? Hüseyin Rahmi, Şemsettin Sami, Muallim Naci, Tevfik Fikret,Mithat Paşa, Recaizade Ekrem, Sami Paşazade Sezai, Nigar Hanım, OsmanHamdi Bey, Hacı Arif Bey, Resneli Niyazi, Leylâ Hanım, Marko Paşa,Ahmet Vefik Paşa, Aktör Şadi gibi çoğu edebiyatçı olmak üzere sanatçı,bürokrat, devlet adamı 22 isim... Hikmet Feridun Es'in yaptığı, her nesilde tekrarlanmalıdır.Böylece yazarların, sanatçıların 'yazılmamış' hayatları unutulup gitmeden kayda geçirilir. Şimdilerde nehir söyleşilerle 'meşhur'ların hayatına dair pek çok şey kitaplaşıyor. Fakat kendisiyle konuşulan vebunun yayınlanacağını bilen bir yazar, sanatçı ya da politikacı yaşadıklarının, bildiklerinin ne kadarını anlatır? Hikmet Feridun Es,'meşhur'ların çocuklarını, eşlerini, torunlarını, akrabalarını, hatta hizmetçilerini konuşturarak hayli kabarık bir malzeme toplamış ve bunuitinayla yazıya aktarmış. Hikmet Feridun Es haklı. "Mark Twain'in misafirliğe giderkenkravat takmayı unuttuğunu, filanca Fransız romancısının kaç kere düello ettiğini biliriz de bizimkilerden haberimiz yoktur." Mesela Türk okuru,Hüseyin Rahmi'nin dışarı çıktığında neden daima eldiven taktığını,neden günde on-on beş defa elini, birkaç defa ayaklarını yıkadığını,hangi tür filmleri sevdiğini, Ada'dan İstanbul'a geldiğinde nerelerde yemek yediğini bilmek istemez mi? Elbette ister ve daha çoğunu. Es'inkitabından, Hüseyin Rahmi Bey'in reçel yapmaya bayıldığını daha çok mürdüm eriğini tercih ettiğini, düğme dikmeyi sevdiğini, geceleri gözüne uyku girmediğini, öldüğünde geride bir bohça eldiven, ve birsürü takke bıraktığını öğreniyoruz ki bunlar yabana atılır bilgilerdeğil.
Şemsettin Sami'nin bütün yazılarını geceleri mum ışığında yazdığını da ben, 'Tanımadığımız Meşhurlar'dan öğrendim. Tevfik Fikret'in talebelik yıllarında namaz kılıp oruç tuttuğunu, MarkoPaşa'nın gerçekte Sultan Aziz ve Abdülhamid devrinde yaşamış, birara sarayın sertababetinde bulunmuş, Tıbbiye Mektebi Nazırlığı da yaparak1888'de dünyasını değiştirmiş olan Marko Apostolidis olduğunu, Şair ve Bestekâr Leyla Hanım'ın, 18 yaşında, İzmir Valisi olan babasının katibi olan Sırrı paşa ile evlendiğini ve Sırrı Paşa'nın da şair olduğunu da bu kitabı okumadan önce bilmiyordum.
Bizim için aslolan, elbette bir yazarın kaleminden çıkanmetinlerdir. Onun değerini yazdıkları belirler. Fakat hayatı, sanattan bütün bütün ayrı düşünmek neredeyse imkansızdır. Çok tartışılan bu meselede ben, sanatçının hayatının eserinden ayrı; ama bütün bütünihmal edilmemesi gereken bir yerde ve daima elimizin altında durması gerektiğini düşünürüm. Ve biz okurlar, usta yazarların hele peksevdiğimiz şairlerin, romancıların, öykücülerin hayatındaki her kıvrımı, en küçük bir kağıt parçasını, bir aşk hatırasını, yürüdükleri yolu, durup gökyüzüne baktıkları yeri bilmek, görmek isteriz. Bu şiirleriyle, öyküleriyle kurduğumuz o kusursuz dünyayı zedelemez,aksine onun şiiriyetini artırır. Hikmet Feridun Es, uzun gazetecilik hayatında benzersiz röportajlara yapmış, gazetelere tiraj 'patlaması' yaşatmıştı. Fakat bir yanı hep edebiyata açıktı. Merakı, görev bilinci ve kurduğu ilişkilersayesinde kıskanılacak işler ortaya çıkardı. Ona gıpta ederken, artıkböyle gazetecilerin soyunun tükenmiş oluşuna da yanmadan edemiyorinsan.. Ali Çolak- Zaman
|