Arif Nihat Asya’nın İhtişamı
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
24 Mayıs 2012, 11:39:01
79062 Mesaj 10724 Konu Gönderen: 1295 Üye
Son üye: selcen
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Kitapname  |  Arif Nihat Asya’nın İhtişamı 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Arif Nihat Asya’nın İhtişamı  (Okunma Sayısı 437 defa)
Tebessüm
eyhayat..
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7827



WWW
« : 26 Ocak 2011, 20:48:48 »




KİTAP: ARİF NİHAT ASYA’NIN İHTİŞAMI


YAZAR: YAVUZ BÜLENT BAKİLER

YAYINEVİ: TÜRK EDEBİYATI VAKFI


Türk dili ile ilgili yaptığı çalışmalarla tanıdığımız şair ve yazar Yavuz Bülent Bakiler’e ait bir kitabı tanıtıyoruz bugün. ARİF NİHAT ASYA’NIN İHTİŞAMI.

Bu mühim eserde onun bir edebiyatçı, bir dost, bir baba ve bir mütefekkir olarak konumu sorgulanıyor. Eserlerinden yola çıkılarak kültürümüze katkıları dile getiriliyor. Kitabın ilk sayfalarında nesire son derece hâkim olan Asya’nın kendini anlatan şiir tadında denemelerine yer verilmiş. Nüktelerinden, hicivlerinden vecizelerinden bazı özet bölümler ilk olarak göze çarpıyor.

Şair-yazar Yavuz Bülent Bakiler, ‘o hem şiir hem de nesirde eşsizdi’ diyor. Pek çok kişi : “Beş ocaklarda salonlar dolup dolup taşmalı, adına ödüller, burslar verilmeli, vakıflar, enstitüler kurulmalı, daha pek çok okula adı konulmalı, hakkında tezler yapılmalı, daha nice eserler kaleme alınmalı, herkese, ama herkese onun özelliklerini anlatmalı, güzelliklerini benimsetmeli” diye düşünürken bakınız zaman zaman neler olmuş: Türkçemizin üstadı Yavuz Bülent Bakiler, “Arif Nihat Asya’nın İhtişamı”nda şöyle yakınıyor:

“Türkiye’deki Marksistler, Hoca’nın kanaat ve öfkesini bilmekten çok, emrinde oldukları ideolojinin propaganda taktikleri gereği olarak, O’nu hep görmemezlikten geldiler; yok saydılar. Şiirinin besteleneceği bir yarışmada görev almayacağını söyleyen müzikçiler, Allah’tan korkmadan, kuldan utanmadan ‘onun şiirleri espiriden ibaret!’ diyebilen, cim karnında nokta bile olmayan müteşairler görüldü. Çünkü şiirinin her mısrası Türk kültür ve şuurunun sağlam bir yansıması idi. Hazırladıkları şiir antolojilerine O’ndan hiçbir şiir almadılar. Uzun yıllar hakim oldukları TRT’de O’nun hakkında hiçbir program yapmadılar. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 50’nci yıl dönümü dolayısıyla, Ankara Televizyonu tarafından hazırlanan birkaç bölümlük ‘Cumhuriyet Devrimizde Türk Şiiri’ programında O’ndan bir cümle ile olsun bahsetmediler, adını bile söylemediler. Bayrak şiirini kullanmak zorunda kaldıkları zamanlarda, şiirin son kıtasını çıkardılar. ‘Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım’ mısrasını Arif Nihat’ın gaddarlığı olarak yorumlayacak kadar ahmaklaşmayı göze aldılar. Arif Nihat üzerine yapılan program tekliflerini hep reddettiler. 1959-1961 yılları arasında Kıbrıs’ta Lefkoşe Lisesinde edebiyat öğretmenliği yapmıştı. Bir defasında bana demişti ki:

-Benim Kıbrıs Rum Radyosunda ve televizyonunda görüntüm vardır da bizim radyolarımızda ve televizyonlarımızda yoktur!..

Sonra zaman geçti; TRT’de bazı değişmeler oldu Ankara Radyosunda Şair hakkında ilk programı hazırlayarak sundum. 1977 yılında televizyonda yine gayretlerimizle iki program ekrana geldi. Ama, Hoca, bunların hiç birini göremedi…”

Onun şiirdeki ustalığı için Bayrak şiiri bile tek başına yeterlidir. Şiirin yazılma hikâyesini özetle nakledelim:

Adana’da 5 Ocak kutlamaları için Milli Eğitim Müdürlüğü bayrak konulu bir şiirin öğrenciler tarafından okunmasını ister. Lise müdürü bu işle ilgili Arif Nihat Asya’yı görevlendirir. O da öğrencilerinden birkaçına bu vazifeyi verir. Bir iki gün araştırma yapan öğrenciler “bulamadık” diyerek hocanın yanına gelirler. Kendi kendine bu şiiri yazmaya karar verir. Akşam el-ayak ortalıktan çekilince, petrol lambasının yorgun ışığı al¬tında, bayrağımıza sarınarak kalemi eline alır. Şafak sökerken, Bayrak şiiri hazırd¬ır. O gece, şiiri nasıl yazdıysa, öylece kalır. Yani üze¬rinde ikinci bir defa oynamaz..

Sabahleyin liseye gidince öğrencilerinden birini çağırır, şiiri okutturur. Bakar ki güzel okuyor. 5 Ocak kutlamalarında ilk defa Adana’da Saat Kulesinin yanındaki törende okunur. O günün akşamı, Halkevinde 5 Ocak kutlamaları vardır. Yine öğrencisi oraya da katılır. Davetliler ara¬sından bir kişi öğrenciye tanır ve sorar:

-Bugün, 5 Ocak merasiminde o Bayrak şiirini sen okudun değil mi?

-Evet efendim.

-Kimin o şiir?

-Vallahi bilmiyorum efendim.

-Yahu nasıl bilmezsin? İnsan okuduğu şiirin şai¬rini bilmez mi?

-Bilmiyorum efendim! Şiiri bana Arif Hocam verdi. Sonra “sana bu şiir kimin? derlerse, kimin olduğunu söyleme” dedi.

O zaman mesele anlaşılır. “Tamam bu şiir Arif Hocanındır!” derler.

İşte o gün, bu gündür, Bayrak şiiri, Bayra¬ğımızın kendisi gibi hepimizin oldu. Bu şiir ona “Bayrak şairi” denilmesine yol açtı ki, bu sıfat, şair için altından dökülmüş bir İstiklâl Madalyası kadar kıymetlidir. Bayrak şiiri bizim gönül haykırışımızın destanıdır. Bağımsızlığımızın en içten anlatımıdır, her Türk bu şiirin mestanıdır.

Yaşadığı dönemde olduğu gibi, vefatından sonra da şiir yolunda ilerleyenlerin kılavuzlarından biri olmuştur. Elbette hak ettiği ölçüde okunmuyor bugün. Ama onun şiir ve nesirdeki ustalığı konusunda bu alanın otoriteleri hemfikirdir. Ufku genişti. Sevgi, aşk nedir onun nesirlerinden öğrenilir. Türk edebiyatının en güzel nesir ve şiir örneklerinden vermiştir. Hem hece, hem serbest, hem de aruz tarzında eserleri vardır. En iyi aruz kullanan şairlerimizdendir. 1.600 rubaisi vardır.

Yavuz Bülent Bakiler, Mevlevi olan Asya’nın ölmediğini, onun Hakk’a yürüdüğünü, mevlevilerde ölmek ifadesinin olmadığını belirterek, bu ifadenin dahi Türkçe’nin kıvrak bir güzelliği olduğunu yazıyor. 5 Ocak 1975’te vefat eden şairimizin son günü, son ânı 22. sayfadan itibaren anlatılıyor. 5 Ocak 1940’ta kaleme aldığı “Bayrak” şiiriyle gönüllere taht kuran üstadın, yine takvimler aynı tarihi gösterirken Hakka yürüdüğü kaydediliyor. Hz. Mevlâna’ya çok muhabbetli, Mevlevî meşrepli olan Asya’nın son nefesindeki son kelamı da “Allah Hûûû” olmuştur.

Yavuz Bülent Bâkiler diyor ki:

“Ârif Nihat Asya, bizim sulh zamanlarımızdaki kahramanlarımızdandır. Balzac milleti tarif ederken: ‘Millet edebiyatı olan topluluktur.’ diyor. Ne kadar doğru!.. Gençlerimiz Ârif Nihat’ı yeterince tanıyıp bilmiyorlar. Onu bilmeyenler büyük bir kültürel çıkmazın ve karanlığın eşiğindedirler. Benim şahsiyetimin şekillenmesinde Ârif Nihat Asya, Osman Yüksel Serdengeçti, Necip Fazıl Kısakürek ve Mehmet Akif Ersoy gibi isimlerin büyük tesiri vardır…

Ârif Nihat Asya, nesri şiirle yaklaştıran, Türkçe’mizi nesirlerinde de şiirleştiren müstesna kalemlerimizden biridir. Ârif Nihat gibi ediplerimizi okumak-okutmak sevmek ve sevdirmek her münevverimizin aslî vazifelerinden biri olmalıdır.”

Serpil ÖZCAN
Logged

Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Kitapname  |  Arif Nihat Asya’nın İhtişamı « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: