çubuk
gece kuÅŸu
Emektar
Aktif Üye
   
Offline
Mesaj Sayısı: 2026
|
 |
« : 29 Temmuz 2008, 12:42:41 » |
|
Lüzumsuz Adam 30.06.2008 - 05:36 Perişan bir dalgınlıkla sarmaş dolaştır. Bu dalgınlıktan olacak ki, zaman ve mekân bilincinin en alt seviyelerinde gezinir. Neyin nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde sergileneceğini pek hesap etmez, düşünmez. Anlıktır eylemleri, coşkundur zaman zaman. Tepkiseldir bütünüyle. Uzun uzadıya, etraflı düşünecek kadar sabır ve enginliğe hayli uzaktır. Anlık ve tepkisel davrandığı için zamanın ve dahi mekânın dışında kalır; hayatın ve insanların şaşıracağı eylemler döker ortaya. Dalar. Her şeye atlar. İlgili ilgisiz her konuya, her soruna balıklama atlar. Tabi atladığı çoğunlukla su havuzu değil, taş havuzu olur ve çakılıp kalır. Absürdleşir yani. Anormalleşir. Ama bilgiçtir. Dalması da bundandır. Bilginlerin ağırlığına değil, bilgiçlerin savrukluğu ve atikliğe yakındır. Kırık dökük cümleleri temelsizdir, üslupsuz ve çelişkilidir. Bilgileri ise yarım yamalaktır: ne kafasında ne kalbinde yer etmiştir. Ama sözleri vardır, gürültülü ve bağırtılı sözleri. Söyleyecekleri vardır, ortama dahil olmak için, mümkünse ortamı çekip çevirmek için. Ne ki muhatabını yakalayamaz söyledikleri, yerini de bulmaz. Konuşur ama, konuşur ve bir çuval inciri berbat eder. Konuşur ve konuşmanın gürültüsünde kendine hayran kalır. Zaten kendine hayran olmada üstüne yoktur. Mütevazılıktan fersah fersah uzaktır. Kendine hayranlığı ve kibri o denli abartılıdır ki, kendi gerçeğini, etrafını, etrafın bakışlarını göremeyecek, yakalayamayacak, hissedemeyecek kadar da körleşmiştir. Körlük bir hal olup ona yapışıp kalmıştır. Körlüğü ve dolayısıyla darlığı, biraz da dinlememesindendir. Kendini ve muhatabını. Dinlese de hemen o an içinden karşı cevaplar hazırlamakla meşgul olduğundan. Dinliyor gibi gözükmesinden. Dinlerken dahi orada değil, o konuşma evreninde değil, başka yerlerde gezintiye çıkmış olmasından. Aynaya bakmamakta ısrar edişinden, etrafını ayna olarak görmeyip kendi körlüğünde inat etmesinden. Körleşmiştir ve ne yazık ki, bu hal süreklidir. Şirazesizdir, ölçüsüzdür, sınırsızdır. Sınırlarını bilmez çünkü sınırlı olduğunun farkında değildir. Sınır bilincinden, sınır erdemi ve hikmetinden de pek nasibi yoktur. Dolayısıyla bir anlamda yersiz-yurtsuzdur. Yerini, konumunu bulamamış bir seyyaliyete sahiptir. Gelgittir, seyyaldir. Gidip gelir, konar kalkar, bir orada bir buradadır; yani hiçbir yerde. Her yerde olmak istediğinden hiçbir yerdedir. Her şey olmak istediğinden hiçbir şeydir. Bir yer, bir ölçü bulamadığından, bir yere ve bir ölçüye kanaat etmediğinden bütünüyle nasipsizleşmiştir. Çoraklaşmıştır. Tatsızlaşmıştır. Lüzumsuz adamdan başkası değildir bu. Belki her gün, her yerde; kahvede pazarda, lokalde okulda, mecliste sokakta arzı endam eden her mesleğin, her konumun, her statünün, her mekânın lüzumsuz adamlarından başkası değildir.
|