~~Ney~~
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
06 Şubat 2012, 06:11:10
78908 Mesaj 10711 Konu Gönderen: 1296 Üye
Son üye: selcen
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  İlim & Sanat  |  ~~Ney~~ 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: ~~Ney~~  (Okunma Sayısı 1898 defa)
Azure
MaZuRe
Emektar
Aktif Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2662


LÜKSTE OYALANACAK KADAR VAKTİMİZ YOK ......


« : 16 Temmuz 2007, 21:26:35 »

ney





NEY

Ney; sulak zeminde ,muhtelif uzunluklarda yetişen bitki ve bu bitkiden üretilen nefesli bir çalgıdır. Kökeni mitolojik çağlara dayanmakla birlikte M.Ö 3000 yıllarında yaşayan Sümerlerin ve okyanus ötesi bir medeniyet olan Azteklerin bu çalgıyı kullandıkları bilinmektedir. Divan ü Lügat-it Türk”te askeri bir çalgı karşılığında ney kelimesine rastlanması,ayrıca eski Uygur kabartmalarında neye benzer müzik aletlerinin görülmesi ,İslam öncesi Türklerin de bu çalgıyı kullandıkları görüşünü kuvvetlendirmektedir.


İslam geleneğinde neyin doğuşu ile ilgili bir çok rivayet vardır. Bunların en meşhuru şöyledir: “Peygamberimiz ilahi aşk sırrını Hz.Ali”ye söylemiş. Bu sırrın yükü altında ezilen Hz.Ali gidip Medine dışında kör bir kuyuya bu sırrı anlatmış. Kör kuyu bu sır ile coşup köpürmüş ve taşmış. Su her yeri kaplayınca kenarlarında kamışlar yetişmiş. Oralardaki bir çoban bu kamışlardan birini kesip muhtelif yerlerinden delmiş ve üflemeye başlamış. Çıkan ses kalplere coşku ve heyecan verip ilahi sırrı anlatır olmuş. Peygamberimiz tesadüfen bu çobanın ney sesini işitince bu durumu anlamış. O günden sonra ney,bir ilham kaynağı olmuştur.”

Bugünkü manada neye ruhunu veren Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleridir. “Türk olsun ,Acem olsun; musiki aşıkların ortak gıdasıdır.” Görüşündeki Mevlana,mesnevisinin ilk on sekiz beyitini de bu cazibeli çalgıya ayırmıştır.

O”na göre ney ayin sırasında dönmekte olan ama gerçekte batıni bir iklimde seyahatte bulunan semazenlerin kılavuzudur. Çıkardığı tılsımlı ses ile ruhları cezbeder. Bu nedenle Mevlana”nın yanında yetişen ve neyzenlerin piri kabul edilen Kutb-i Nayi Osman Dede gibi bütün Mevlevi dervişleri yüzyıllardırr neyle soluk alıp;neyle soluk vermişlerdir.

Osmanlı sarayında neye büyük ilgi gösterilmiştir. Suz-ı Dilara Ayin-i Şerifi”nin bestekarı III. Selim neyle piyanoyu birarada kullanarak müzikte yenilik arayışlarında bulunmuştur. II. Mahmud”dan başka , Sultan Abdülaziz ve Sultan Reşad da neyzen olarak bilinen padişahlardır. Ayrıca ney haremde de bayan neyzenler yetişecek kadar rağbet görmüştür. Ney günümüzün haddinden fazla gürültülü müzik aletlerine nispetle çok daha dinlendirici bir özelliğe sahip olduğundan Osmanlı Darüşşifalarında ruh hastalarının tedavisinde de kullanılmıştır.


Teknik olarak ney dokuz boğum ve altısı önde olmak üzere yedi delikten oluşmaktadır. Ki bu dokuz boğumun gerçekten de dokuz boğumlu olan insan gırtlağından; yedi deliğin ise kulaklar,gözler ,burun ve ağız olmak üzere insan başından mülhem olduğuna inanılır.


(HZ Ali nin sırrı söyleme hadisesi sahih olmayabilir)


Kendimde bu sazı icra ettiğim için sizlerlede paylaşmak istedim...... 
Logged



mayat...
Semavi
Site Kurucusu
Administrator
Aktif Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1342



WWW
« Yanıtla #1 : 17 Temmuz 2007, 11:42:39 »

paylaşım için teşekkürler, ilk defa okudum bu aletle ilgili bilgiyi. bizim kayınbirader de ney'e merak saldı şu günlerde, yakında ben de başlarsam şaşırmayın:)
Logged


Huzur(u) bulmak için www.kuranvakti.com
Maneviyatınız için www.maneviyat.com
Gençleriniz için
www.hayatname.com
Çocuklarınz için
www.bizimpark.com
Dosyalar için
www.iyidosya.com  
-------------------------------------
Size göre, size özel, sizin için!..
...FISILTI...
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 94


.....gönlüm el-vedüd'e emanet.....


« Yanıtla #2 : 16 Nisan 2008, 01:11:34 »

"Kestiler sazlık içinden." der "beni
Dinler, ağlar hem kadın hem er beni.

Hasret anlatmam için bulmam gerek,
Ayrılıktan parçalanmış bir yürek.

Aslı kaybetmişse bir insan arar,
Asla dönmek için hep uygun an arar.

Dosta gâh yoldaş olup gâh düşmana,
İnleyip sesler duyurdum her yana.

Dost olur zannımca her insan bana,
Bi haber gel gör ki sırrımdan yana.

Sırlarım olmaz iniltimden uzak.
Etmez fark her göz, işitmez her kulak.

Saklı olmaz birbirinden can ve ten,
Canı her göz görmez." Ama bilki sen;

Bir ateştir ses değildir ney sesi.
Kimde yok ateş? Yok olsun böylesi!

Sevgiden ağlar eğer ağlarsa ney,
Sevgiden çağlar eğer çağlarsa ney.

Ney o şeydir perde yırtıp perdesi,
Dost edinmiş dosta hasret herkesi.

Hem devadır ney denen şey hem zehir,
Bir bulunmaz arkadaştır, hem fikir.

Anlatır ney aşk-ı Mecnûn'un nedir,
Kanlı bir yoldan haber vermektedir.

Müşteri yalnız dil, söz, kulak dedi.
Aşkı Mecnûn bildi akıl ermedi.

Derdimizden gün zamansız dolmada,
Her yanlış bir günle yoldaş olmada.

Gün geçip isterse yaz ersin güze,
Ey temiz insan! Sağol kâfi bize.

Kandı her varlık, balık kanmaz suya,
Rızk eğer eksikse, gün dolsun mu ya?

Anlamaz olgun adamdan ham adam,
Söz hem az hem öz gerektir vesselam.


:::Mevlana:::
Logged



".....sessizlik sadece ifade edilmiş söz değildir,o ifade edilemeyenide kuşatır..."
Tebessüm
TeBeSsüM
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7824



WWW
« Yanıtla #3 : 16 Nisan 2008, 12:08:25 »

ney çok sevdiğim bir enstrüman dır.... ve inşallah ney konusunda kendimi ilerleteceğim Gülümseme 
Logged

ayşeakkaya
AYŞE
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



« Yanıtla #4 : 19 Nisan 2008, 09:45:29 »

Evet, muhteşem birşey "NEY"... NEY'imi elime alıp üflediğimde sanki bütün sorunlarım çıkıyor aklımdan, çok seviyorum ben NEY'imi, umarım daha da çok geliştirebilirim kendimi.. Allah'a emanet olunuz, VEESELAM
Logged
...FISILTI...
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 94


.....gönlüm el-vedüd'e emanet.....


« Yanıtla #5 : 19 Nisan 2008, 17:07:17 »

bir dert ortağı misali....seni dinlemeyi güzel beceriyor.... Gülümseme
Logged



".....sessizlik sadece ifade edilmiş söz değildir,o ifade edilemeyenide kuşatır..."
islambol
Yeni Üye

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1



« Yanıtla #6 : 19 Nisan 2008, 19:43:56 »

ordamısınız fısıltı
Logged
...FISILTI...
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 94


.....gönlüm el-vedüd'e emanet.....


« Yanıtla #7 : 19 Nisan 2008, 19:45:19 »

efendim  burdayım geldim...
Logged



".....sessizlik sadece ifade edilmiş söz değildir,o ifade edilemeyenide kuşatır..."
ayşeakkaya
AYŞE
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



« Yanıtla #8 : 20 Haziran 2008, 10:12:10 »

Ya ben NEY'imi yurtta unuttum   Ağlayan  tam da segah peşrevi üflemeye başlamıştım  Ağlayan  umarım iyi muhafaza ediyorlardır  Ney
Logged
ayşeakkaya
AYŞE
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



« Yanıtla #9 : 20 Haziran 2008, 10:31:08 »


http://tr.sevenload.com/videolar/FxB4Cwj-segah-pesrev-ney-ile
 
 
 
 
 
İŞTE SEGAH PEŞREV  Üzgün
Logged
ayşeakkaya
AYŞE
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



« Yanıtla #10 : 20 Haziran 2008, 12:59:02 »

bir senedir, ama ben çabuk ilerleyenlerdenim sanırım Gülümseme iLHAM KAYNAĞIM ÇOK SAĞLAM  Göz kırpan Yoksa bu kadar başarılı olamazdım herhalde  Göz kırpan
Logged
sinha_nun
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 60



« Yanıtla #11 : 20 Haziran 2008, 23:38:33 »

Maşallah ayşe çok azimlisin Gülümseme Benim ney yaklaşık bir yıldır durduğu yerde duruyor, küsmüştür bana eminim Kararsız Ama elime almaya bile vaktim olmuyor Utandım
Logged

Sevilmekle imtihan olan bir masumdur Yusuf..

Yakup sever kuyuya düşer.. Züleyha sever zindana..
ayşeakkaya
AYŞE
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



« Yanıtla #12 : 21 Haziran 2008, 00:25:16 »

Azim değil mi, ben ilham diyorum siz azim diyorsunuz Göz kırpan sinha_nun bu göz kırpış sana idi Gülümseme
Logged
sinha_nun
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 60



« Yanıtla #13 : 21 Haziran 2008, 22:05:32 »

 Göz kırpan Kahkaha
Logged

Sevilmekle imtihan olan bir masumdur Yusuf..

Yakup sever kuyuya düşer.. Züleyha sever zindana..
ayşeakkaya
AYŞE
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



« Yanıtla #14 : 16 Haziran 2009, 17:24:20 »

BENİM NEY'İM İSMİ DE NEYL  Kahkaha   AMA NEYL ÇATLADI  Ağlayan  Ağlayan  Ağlayan  Ağlayan   YENİSİNİ ALACAĞIM İNŞAALLAH
Logged
ayşeakkaya
AYŞE
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



« Yanıtla #15 : 16 Haziran 2009, 17:31:55 »



Ney gibi zehir ve tiryak olamaz,
Ney gibi dost ve müştak olamaz..
Logged
Malcolm X
İlk içtiğim sigara paketine sigara şiire faydalıdır yazdım...
Emektar
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1159


Şan yalnız Allahındır, benim olan günahlarımdır..


« Yanıtla #16 : 16 Haziran 2009, 17:34:20 »

Ben de ney üflerim ama sadece üflerim hala ses çıkaramadım Kahkaha
Logged

Şan yalnız Allah'ındır. Benim olan tek şeyse günahlarımdır.
ayşeakkaya
AYŞE
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



« Yanıtla #17 : 16 Haziran 2009, 17:57:11 »

 Kahkaha Kahkaha Kahkaha  ben elime ilk aldığım an sesi bulmuştum  Göz kırpan
Logged
mihman
mihman
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 39


ne havaya,ne suya gönüllere düşen cemreyiz...


« Yanıtla #18 : 19 Haziran 2009, 19:05:36 »

Çok severim,fakat çalmayı bilmiyorum
ama iyi bir dinleyiciğimdir
Logged
ayşeakkaya
AYŞE
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



« Yanıtla #19 : 29 Haziran 2009, 11:48:57 »

Logged
ayşeakkaya
AYŞE
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



« Yanıtla #20 : 29 Haziran 2009, 11:51:56 »

Logged
ayşeakkaya
AYŞE
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 606



« Yanıtla #21 : 29 Haziran 2009, 11:57:14 »

Dinle neyden ki hikâye etmede,
Hep ayrılıktan şikayet etmede

Mevlânâ'nın mesel dünyasında, ney insanı temsil eder. İnsan da, tıpkı ney gibi, içinde nefes saklamaktadır. İnsanın her sözü, bir özleyişin ve bir ayrılığın ifadesidir.
İnsanın iç çekişleri, aslından ayrı olmanın hüznünü, yuvadan uzak olmanın sancısını yansıtır.

Kamışlıktan kopardıklarından beri beni,
Feryadım ağlatır her kadını ve erkeği.


Kamışlık neyin anayurdu ve evidir. İnsan da tıpkı ney gibi cennetten, yani yuvasından ayrılmıştır. Kalbinin ebedî muhabbetle doyduğu cennetten dünya gurbetine sürülmüştür. İnsan kalbi, tıpkı ney gibi, fena ve zevalin, ayrılık ve yokluğun yaşandığı bu dünyada, inceden inceye feryad etmektedir. İnsan ruhu olması gereken yerde değildir; geçmişe ait hüzünler ve geleceğe ait kaygılar, aslında hep bu uzaklığın sözsüz ve sessiz ağlayışından ibarettir.

Ayrılık parça parça eyledi sinemi,
Anlaşılır eyleyeyim diye aşk derdini.

İnsan duyguları göğsünde açılan yaralar gibidir. Tıpkı neyin göğsündeki deliklere benzer duygular. İnsana üflenen ruh da, bu deliklerle ifade eder kendini. Evden uzak kalmanın derdi,
Ebedî Sevgili'den ayrı düşmenin sızısı, insanın kalbinden dışa doğru açılan duygularla sese gelir, söze dökülür.


Her kim ki, aslından uzak ve ayrı kalırsa,
Kavuşma zamanını bekler durur ya.


İnsan, En Sevgili'den uzak olup asıl yurdundan ayrı kaldıkça, kalbi hep bir buluşmanın ardı sıra koşar. Kalbi gurbete razı olmaz, ruhu ayrılığa dayanamaz. Dünyaya razı değildir; sevince ebediyen sevecekmiş gibi sever insan. Sevdiğini, hiç ölmeyecekmiş farzedip öyle sever. Sınırlı bir zamanda sevmek, ölünceye kadar sevmek insan kalbinin işi değildir. Ölümlü dünyada her aşk yarım kalmıştır, belki hiç başlamamıştır insan için. Bir başka yerde, hiç ayrılmamak üzere kavuşacağı zamanı bekler durur. Çünkü onun yurdu burada değil ötelerdedir.

Ben ki her cemiyetin ağlayanıyım,
İyilerin de kötülerin de yârânıyım.

İnsan, dünyada tamamlanmamışlık hissiyle yaşar, her daim eksiği vardır. Eksikliğini çektiği şeyler sayısınca özlemleri vardır. Erişmek istediği ufuklar kadar geniş idealleri vardır. Her nerede olursa olsun ağlar haldedir insan. İyiler de kötüler de aynı hal içredirler ki, hepsine sırdaştır neyin ağlayışı.

Herkes kendince bana dost olmaya bakar,
Sohbetimden sırlar öğrenmeye yol arar.

Her insan, adını ne koyarsa koysun, bu derin ayrılığın sancısını çeker. Dile gelen her şikayet, kalbe düşen her hüzün, bu ayrılıktan kaynaklanır. Ayrılığın farkına varmayacak denli gafil olanlar da, ayrılığı inkâr edip bu dünyaya razı olanlar da, başlarını kalplerini bu ayrılık sızısından kurtaramazlar. İnsanlığın temel acıları değişmez; ama bu acıların sırrı da herkese açık değildir.

Sırrım ağlayışımdan uzak değil gerçi,
Ancak her göz ve kulağa âşinâ değil ki.

Aşkın sırrı, ötelere aşina olanların kârıdır. Gördüğünü gördüğünden ibaret bilen, duyduğunu duyduğundan ibaret bilen gözler ve kulaklar öteleri görmeye hazır değildir. İnsanın ağlayışının sırrını, insanın tamamlanmamışlığının hikmetini, ancak gördüğüne razı olmayan gözler görebilir, duyduğundan ötesini duymak isteyen kulaklar işitir. Feryat herkesin kulağına erişiyor, ağlamanın göz yaşı herkesin gözüne değiyor
ama sır gözün gördüğünden ve kulağın duyduğundan ötededir.

Can ile ten gizli değil birbirinden,
Lâkin canı görmeye izin yok tenden.

Bu âlem ruh ile cesedin birlikte olduğu, mânâ ile maddenin eş olduğu bir âlemdir. Görünmeyen gayb âlemi görünen şehadet âlemine komşudur. Ancak alemdeki her şeyi bir başkasını gösterir bir harf olarak görmeyen için gaybı görmeye izin yoktur. Oysa, görünen alem görünmeyene şahit olmak için yaratılmıştır. Ancak tende kalıp canı aramayan, görünen alemin şahitliğine perde olmaktadır.

Neyin sadâsı ateştir hava sanma,
Kimde bu ateş yoksa yazık ona.

Ney, ayrılığın acısını seslendirmededir; o halde ona söylettiren hava değil ayrılığın ateşidir. Bu ateş olmasaydı, ney böylesine ağlamazdı. Gurbette olduğunu farketmeyen için de ayrılık ateşi diye bir şey yoktur; sılayı özlemeyenin sesi sedâsı çıkmaz. Sevgili'den ayrılık derdi olmayanın diline yakarış değmez. Sürgün olduğunu bilmeyen ateşsiz ve heyecansızdır; onun dudağına aşkın sözü erişmez, onun kalbine aşkın ateşi düşmez.

Neyin tesiri aşk ateşinden,
Şarabın hâli aşk cilvesinden.


Şarab, yaratılışı temsil eder Mevlânâ'nın mesel dünyasında. Serap gibi aldatıcı değildir şarab. Yokluk acısı serap gibi ümitsiz bir acı verir. Varlık ise, Sevgili'ye yakınlığı haber veren ümit dolu bir hüzün verir. Zaten bütün bir alemin coşkusu, zerre zerre hareket etmesi de, Sevgili'ye erişmenin, O'na dönmenin cilvesindendir. O'ndan gelip O'na gitmenin heyecanıdır kâinatı velveleye veren. İnsana bu heyecandan daha fazlası düşmüştür; onun kalbinde aşkın heyecanından fazlası, yani aşkın ateşi vardır. Cilveyi besleyen ateştir, hareketi sağlayan ateştir.

Yârden ayrılmışın derdiyle dertlendi ney,
Kavuşmanın önündeki perdeleri parçaladı ney.

Ayrılık derdinin kendisi, kavuşmanın devasıdır. Çünkü aramadıkça bulunmaz. Bizi dertsiz eyleyen her türlü rahatlık, bize ayrılığın acısını unutturan her türlü gaflet, asıl derdimizdir bizim. Ağlayışımız ve yakarışımız, özlemlerimiz ve arzularımız yaramıza devadır. Derdimiz devamınızın kendisidir. Dertsizliğimiz en büyük derdimizdir. Neyin ayrılık derdiyle dertlenmesi, Sevgili'yi gizleyen perdeleri yırtıp parçalıyor; duamızı dillendirdiğimiz anda gözümüze ve gönlümüze pencereler açılıyor.

Ney gibi zehir ve tiryak olamaz,
Ney gibi dost ve müştak olamaz.

İnsanın ney gibi ağlayışı ve inleyişi, görünüşte bir zehirdir ama çareye götürdüğü için en güzel ilaç ve tiryaktır.
Neyin inleyişine benzeyen dualarımız ve yakarışlarımız sayesinde Sevgili'nin yoluna düşeriz ki, yakarışlarımızın ne kadar dost ve müştak olduğunu gösterir.

Ney kana bulanmış yoldan söz açar,
Mecnun'un kıssasını anlatıp açıklar.

Neyin sızısı kanlı gözyaşlarına konu olmuş bir aşk yolunun habercisidir. İnsan da, Sevgili'ye ulaşmak için kanlı gözyaşlarını dökmelidir. Mecnun gibi, Leylâ'nın yolunda çöllere düşüp, başka her şeyi yok bilmedikçe, bu aşkın hakkını vermiş olamayız. Şükür ki, bize düşen Leylâ değildir sadece. Leylâ'dan Mevlâ'ya yol vardır ki, Mevlâ'ya götüren Leylâ'lar da bizim çölümüzdür. Bu yüzden, Mecnun'dan çok daha fazlası beklenir Mevlâ'nın yoluna düşmüş olandan. Leylâ'ların hepsine 'Lâ ilâhe' demeli ki, Mevlâ için 'İllallah' diyebilsin.
SENAİ DEMİRCİ
Logged
Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  İlim & Sanat  |  ~~Ney~~ « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: