İlimler ve Canlılar
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
22 Mayıs 2012, 22:57:43
79054 Mesaj 10722 Konu Gönderen: 1295 Üye
Son üye: selcen
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Fen Bilimleri  |  İlimler ve Canlılar 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: İlimler ve Canlılar  (Okunma Sayısı 354 defa)
Efruz
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 773



« : 24 Kasım 2009, 04:06:35 »


[JUSTIFY]
İlimler ve Canlılar

Dr. Polat HAS




Canlılar âlemine baktığımızda, fennin yaptığı aletlerin bu canlılara yetişemediğini görürüz. Fizik ilmiyle canlıları kıyaslarsak birçok teknik aletin hayvanlardan kopya edildiğini görürüz:

Sinek, başındaki diyapazonla havadaki şok dalgalarını ölçerek yüksek uçuş ve manevra kabiliyeti sağlar.

Çıngıraklı yılan, beyninden kırmızı ötesi ışın neşredecek son derece hassas bir detektöre sahiptir.

Elektrikli balıklar, üzerindeki 400 voltluk elektrik potansiyeli ile etraftaki cisimlerin elektrik kondüktivitesini ölçer ve ona göre hareket eder.

Yunus balığı fizik kaidelerine tam uyarak, üzerindeki sürtünme katsayısını azaltır ve çok süratli yüzer.

Yarasa, etrafa çeşitli dalgalar yayarak, hareketini ayarlar. Yani radarların prensibi yarasalardan alınmıştır. İtalyan âlim Spalanzani, bir odanın tavanından aşağıya doğru çok sayıda ipler sarkıtmış ve alttan bu iplerin ucuna hafif bir temasla dahi ses çıkarabilecek şekilde ziller asmış. Daha sonra odayı tamamen karartmış, içine bir yarasa koymuş. Muhtelif istikamette defalarca uçan yarasa, iplerin hiçbirine değmeyerek zilleri çalmamıştır.

Bazen, 12 metrelik atlayışlar yapan büyük kanguru uzun kuyruklarını dümen gibi kullanıyor.

Balıkların yapısı, suyun içinde kolay hareket etmelerine elverişlidir. Balığın başlıca ilerleme gücü, vücudunu kıvırarak hareket ettirmesinden ileri geliyorsa da jet güdümü sağlayan yardımcı motorlarının varlığı tespit edilmiştir. Bilhassa hızlanacağı vakit, solungaçlardan gayet hızlı olarak su püskürtür. Su içinde en hızlı yol alan yaratığın, sırtında kanadımsı bir parça bulunan kılıç balığı olduğu kabul edilmektedir. Bu balığın hızı saatte en çok 108km’lik bir hıza erişebilmektedir. Yunuslar saatte 66 km ile deniz memelilerinin en hızlı olanıdır.

Havada firkateyn kuşu, saatte 160 km, doğan 160 km, bir kaz türü 96 km, güvercin 63 km süratle gider. Çıta adlı bir nevi pars saatte 112 km, Kuzey Amerika’nın çatal boynuzlu geyiği saatte 96 Km. hızla gider. Böcekler âleminde kız böceği 88 km, bir erkek arı saniyede kanadını

330 kere çırparak saatte 40 km hızla yol alır. At sineği saatte 1200 km hızla gider. Bu süratler insanlığın son zamanda ulaştığı süratlerdir.

Usta bir yüzücü, gözü pek bir dalgıç olan Ornitorenk’in sinirden çok zengin olan gagası radardan farksızdır. Suyun altında kör ve sağır olan bu canlı, bu ortamdaki kokuları alıp, kumları karıştırarak içindeki salyangoz, yumuşakçalar ve solungaçlıları bulur.

Gaz bombalarına misal olarak Brachinus grubundan bombardımancı kınkanatlılar keskin kokulu bir salgı püskürtüyor. Bunu beyazımsı bir gaz bulutu halinde gürültüyle salıverir, gözleri yakar.

Kurbağa, canlı sinekleri görür ve yakalar, binlerce ölü sinek gözü önünde olsa bunu görmez. Bu mekanizmadan faydalanmak mümkündür. Bu, çok sık hava trafiği olan hava kulelerinin işini kolaylaştırır.

Radyoda, telsizde parazit bizi rahatsız eden en önemli unsurdur. Sivrisinek teknik aletlerden çok üstündür. 45–50 m. öteye vınlamasını gök gürültüsü olsa da mükemmelen iletir.

Güvenin karnı altındaki kulağa elektrot ve amplifikatör (yükseltici) bağlanarak süpersonik sesler işitilmiştir. Bunu insan elinin yaptığı en hassas mikrofon bile alamıyor. İnsanoğlunun dahi yetişemediği, yapamadığı şeyleri hayvanlar nasıl oluyor da yapıyor veya üzerinde tecelli ediyor. Mükemmel bir yapının, usta bir mimarı olması şarttır. Bu da Allah’tır. (c.c)

Bir balık solungacı gibi sudan oksijeni alan ve karbondioksiti dışarı atan suni bir solungaç, denizaltılarda kullanılmak üzere ABD Deniz Kuvvetlerince araştırılıyor.

Sinek yan uçarken veya dönerken vücudundan dışarıya doğru uzanan ve aerodinamik basınçtaki değişikliklere karşı son derece hassas olan 2 titreşim teli tarafından verilen bilgiler sayesinde istikrarlı bir uçuş pozisyonu devam ettirebilir. Sineğin bu “akort çatalını, diyapazonunu” kopya ederek şoka karşı bir jiroskop yapılmıştır. Böyle bir alet füzelerin atılmasında kullanılabilir.

Dilde 3 bin tat alma sinircikleri vardır. Çeşitli tatları bu sinircikler vasıtasıyla alırız. Kulakta 10 bin işitme hücresi vardır. Bütün hücreler akılları durduran bir nizam çerçevesinde çalışarak aldıkları haberleri en hassas ölçülerle değerlendirerek gereken talimatı gönderir. Her gözde 130 milyon ‘light receptors’ denilen ışık alıcı hücreler vardır. Fotoğraf makinesi insan gözünün bir taklididir. Lens denilen mercek, gözün dış şebekesi gibidir. Diyafram, gözün irisidir. Işıkları alan film, gözün ekranını teşkil eder. Gözün ekranında cisimleri ters gören koni ve çubuk şeklinde hücreler vardır. Göz, evvela katı bir cisim olan göz akı yüzeyinin bir noktasında şeffaf olması lazım gelir. İkinci olarak bu noktanın arkasında ışık ışınlarını merkeze yaklaştıran kısımlar (cam tabaka v.s.) bulunması icap ediyor. Çünkü bunlar olmasa ağ tabaka üzerinde şekil meydana gelmeyip, yalnız dağınık bir ışık olacaktı. Üçüncü olarak ağ tabakanın karanlık oda gibi olan arka kısmında ve önde girişin hizasında bulunması lazımdır. Bu şekilde ağ tabaka üzerine düşen şekiller, görme sinirleriyle beyne gider ve görme hâsıl olur. Şu halde göz, yalnız eşyadaki şekillerin ağ tabaka üzerine düşmesine hizmet eden bir alettir. Bu alet fotoğrafçılardaki karanlık oda gibi ise de ondan üstün tarafları vardır. Önce fotoğrafçılar ışığı değiştirmek için beyaz bez gerilmiş çerçeveler kullanırlar. Işığın şiddetine göre bunlardan deliği küçük veya büyük olanı seçerler. Hâlbuki bezli çerçeve yerine geçen renkli tabaka ortasındaki göz bebeği kendiliğinden büyüyüp küçüldüğünden bezli çerçevelere ihtiyaç göstermez. İkinci olarak fotoğraf objektifindeki mesafeyi ve resmi ayarlamaya yarayan dişli kola karşılık gözde mercek vardır. Bu merceğin ileri geri gitmesi mümkün olmadığı halde şekil değiştirebilir. Bakılan şey ne kadar uzak olursa, merceği kuşatan kaslar o kadar kasılıp yaklaştırma kuvvetini arttırırlar. Bu şekilde uzak ve yakın her mesafeye uymak özelliğine sahiptir. Gözün kendi ifa edeceği görme mesafesi böyle mükemmel olduğu gibi ona bağlı şeyler de mükemmeldir. Kaşlar alından akan terin göze inmesine mani olduğu gibi, ışık şiddetli geldiği zaman çatılıp bu şiddeti hafifletecek bir şekil alır. Göz kapakları ara sıra kapandıkça gözü bir an için ışıktan koruyarak dinlendirir. Hem de hususi surette yapılmış bezlerden gelen gözyaşları onu nemlendirir. Kirpikler, havadaki toz ve sair maddelerin göze girmesine mani olurlar. Hatta gözlerin bulunduğu yer bile uygun şekilde seçilmiştir. Çünkü gözler yüksekte olduğundan geniş bir görüş sahasına bakarlar.

İnsan bir noktada durup düşünüyor, bu harika yapılar nasıl kendi kendine olur?

Logged

Dönüşü olmayan noktaya gelindiğinde, yani, ekranda “Game Over” yazdığında, “keşke toprak olsaydım.” der.

Heyhat, artık dönüş yalnız hesap meydanınadır.
M.Nureddin Coşan Hz.
Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Fen Bilimleri  |  İlimler ve Canlılar « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: