"EV"iniz boşken, "YUVA"nızı keşfedin...
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
22 Mayıs 2012, 22:43:21
79054 Mesaj 10722 Konu Gönderen: 1295 Üye
Son üye: selcen
Hayatname.com  |  Hayat AÄŸacı  |  Aile Hayatı  |  Evlilik ve Aile Hayatı  |  "EV"iniz boÅŸken, "YUVA"nızı keÅŸfedin... 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: "EV"iniz boÅŸken, "YUVA"nızı keÅŸfedin...  (Okunma Sayısı 231 defa)
Tebessüm
eyhayat..
Admin Yardımcısı
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7827



WWW
« : 29 AÄŸustos 2010, 12:44:48 »



Mahalle... Obildik yüzü ile, alışılmış telaşı ile karşılıyor beni... Sessizce içinealıyor, kucaklıyor. Köfteci köşede, karpuzcu onun karşısında. Pazarsokağı boş; tezgahlar kenarlara savrulmuş, bekliyor. Eksiği yok gibiduruyor; bir benim bildiğim eksiğin eksikliğini çekmesini bekleyememelbet! Evim az ötede; perdeleri çekili. İçeride ışık yok, içeride ışığaihtiyaç duyan yok. Yansa bile boşluğa düşecek huzmeler. Yetim kalmışeşyaları kendileriyle yüzleştirecekler, belki de ağlatacaklar. Işığınvurduğu yerde bana yeni aydınlıklar sunacak yüzler yok.

Kapıdayım. Zile basmam gerekmiyor. Zilin sesine ses verecek yok. "Kimo?" diyenim yok. Adımın ve sesimin yankılanmasına derinliğinibilemediğim ama varlığından emin olduğum tanımsız bir sevinçle karşılıkverecek yok. Kapının arkasında bekleyenim yok. Önünde beklemek ilearkasına geçmek arasında pek fark yok. Kapalı kalsa ne gam! Açmayadeğmeyen kapıdan daha büyük duvar var mı ki?

Anahtar elimde. Kendim çeviriyorum. Bana açılmıyor kapı. Ben açıyorumkapıyı. Ben açılıyorum kapıya. Sessiz ve loş koridor. Ses yok; tanıdıkyüzler eksik beklediğim gürültü tükenmiş, alıştığım uğultu alıp başınıgitmiş. "Baba bana ne aldın?" diyen bıktırıcı ses bile terk etmişkapının arkasını. Ayakkabımı çıkarmama bile fırsat vermeyen, apansızboynuma atılan sabırsızlıkların yerinde yeller esiyor.

Mutfağın tıkırtısı kesilmiş. Koku gelmiyor içeriden. Ocak sönmüş;tencereler kenarda bekliyor, tabaklar pek uslu duruyor. İçeride kocamanbir boşluk; sanki ağız olmuş sustukça konuşuyor, konuştukçasus(tur)uyor. Çöp kutusu boş. Kocaman bir hiçliğin, hep dolu gördüğümiçin hesap etmeye fırsat bulamadığım o tuhaf boşluğun sözcüsü olmuş.Konuşuyor boş çöp kutusu. Dolu dolu bağırıyor hiç çekilmeyençekmeceler. Hiç kirlenmeyen tezgah, hiç akıtılmayan musluk, hiçkırışmayan kilim ve yerinden hiç kaymayan sehpa örtüsü, hayatınnabzının çekildiğini haykırıyor dört duvar arasından. Eşyanın ruhuçekilmiş. Pencere pervazlarında çocuk bakışının ışıkları eksik. Kapıaralarından aşina kadın sesi sızmıyor. Koridor daha da daralmış,darlanmış. Canı çekilmiş odaların, yastıkların beyin ölümügerçekleşmiş. Aynaların yüzü solgun; bakanı yok. Hiç dokunulmamış dişfırçası içimin içinde bir yerlere dokunuyor. Hiç erimeyen sabun gizlisızılarımı köpürtüyor.

Bisikletler köşelerine çekilmişler; boyunları bükük, pedalları suskun.Giyilmeyen küçük terlikler ağlıyor gibi, minik ayakların dokunuşunahasretler. Buzdolabındaki çikolatalar değecek dudaklar arıyorlarkendilerine. Derin dondurucuda eriyeceği aşklarını özlüyor dondurmalar.Ayakkabılık rahatlamışa benziyor, kalabalığı başından savmış,sakinleşmiş. Çok giyilen ayakkabılar alıp başlarını gitmişler. İçindekiayaklar başka yerlere basıyorlar, uzak yollara koşuyorlar.

Bilgisayarın tuşlarına dokunurken omuzlarıma çıkan, "bana yesim gösteybaba!" engellemesinden kurtuldum. Bu "kurtuluş"un esiriyim şimdi.Omzuma apansız yaslanan o beklenmedik ağırlığın yokluğu çökertiyoromuzlarımı. Seccademin tam orta yerine uzanıp secdelerimi engellemeyeçalışan minik bedenin bıraktığı boşluğa koyuyorum alnımı. Boşluğadüşüyor gözlerim. Sabah ayaklarıma dolanan, kapıdan çıkışımı sonugelmez bir törene dönüştüren o ses yok. Hiç sırası değilken, "Baba,haydi gezmeye gidelim!" diyen ses yok.

Eşim ve çocuklarım bir süreliğine şehir dışında. Acıyla anlıyorum ki,benim varlığım doldurmaya yetmiyor evi. Eşim ve çocuklarımınçekilmesiyle ortaya çıkan o boşluğun çok az bir kısmına denk geliyorcismim. Varlığım "ev"i "yuva" yapmaya yetmiyor. "Ev"i "yuva" yapan ogörülmez boşluğun boyutlarını ölçmeye başlıyorum şimdi. Ölçü birimimSueda Zeynep, Mustafa Ahmed, Mehmed Furkan ve Semine... Onların sıcakve enis yüzlerince ölçüyorum o boşluğun yüz ölçümünü. Onlarınseslerinin yankılanmasıyla tahmin ediyorum o boşluğun nerelere kadaruzandığını. Onların hasretlerinin göğsümdeki ağırlığı ile tartıyorum oboşluğun havasını.

"Evim" onlarsız da oluyor ama onların uzaklığınca uzak kalıyorum"yuvam"a. "Evim" onların yokluğunda da ayakta duruyor ama "yuvam"onların kıyılarımdan çekilerek açtığı o derin uçurumun dibindebekliyor.

Tecrübemle sabit olmuş tavsiyemdir: Bir gün "ev"iniz boş kaldığında,"yuva"nızı keşfe çıkın. Doğrudur; taştan ve demirden yapılır evler;kolayca da bulunur onlar. Ama yuvalar çocuk cıvıltılarının ninnisiyle,kadın dokunuşunun sıcaklığı ile inşa edilir. Kolayca kaybedilir onlar;kolay kolay bulunmazlar...
 
Logged

Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayat AÄŸacı  |  Aile Hayatı  |  Evlilik ve Aile Hayatı  |  "EV"iniz boÅŸken, "YUVA"nızı keÅŸfedin... « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: