Çağımızın Gençleri Neden Evlenemiyorlar?
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
22 Mayıs 2012, 22:36:30
79054 Mesaj 10722 Konu Gönderen: 1295 Üye
Son üye: selcen
Hayatname.com  |  Hayat AÄŸacı  |  Aile Hayatı  |  Evlilik ve Aile Hayatı  |  Çağımızın Gençleri Neden Evlenemiyorlar? 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Çağımızın Gençleri Neden Evlenemiyorlar?  (Okunma Sayısı 806 defa)
nurseda
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 755



« : 17 Nisan 2009, 22:02:23 »

Çağımızın Gençleri Neden Evlenemiyorlar?



Hepimiz bir insan olarak çok büyük umutlarla severiz, evlenmek ve mutlu bir yuva kurmak isteriz. Kimi insanlar bunu başarabilir, bazıları da büyük hayal
kırıklıklarına uğrar. Bu konuda büyük acılar yaşar.

Son dönemlerde umduğu gibi hayat kuranların sayısı maalesef azalıyor. Sevgilerinde, aşklarında veya evliliklerinde sorun yaşayanların sayısı ise giderek
artıyor. Türkiye'nin son on beş-yirmi yıllık döneminde, yanlış evlilikler, boşanmalar, aile içi şiddet olayları başlı başına gündem oluşturacak kadar çok.

Öyle ki, televizyon haberlerinde, gazetelerde gün geçmiyor ki bu konularda felâket haberleri çıkmasın. Hem de üst üste.  Tekrar tekrar verildiÄŸi için, gençler
bu tablodan ürker hale geldi.

Toplum nasıl bu hale geldi, neden evliliklerin çoğu sorunlu, neden boşanmalar arttı? Niye bu kadar çok yanlış evlilik var? Gençlerimiz niçin evlilik gibi
kutsal bir müesseseye endişe ve korkuyla bakıyorlar? Onca güzel, bakımlı, okumuş kızlar neden yaşları 30'lara dayandığı halde evlenmiyor ve neden fidan
gibi gençler evlilikten kaçıyor?

Çok değil bir kuşak öncesinde mutlu aileler, sorunsuz yuvalar büyük bir çoğunlukta iken, şimdi ne oldu da on beş-yirmi yıl içinde her şey tersine dönmeye başladı?

Yanlış ilişkiler, yanlış evlilikler, ayrılmalar, boşanmalar, ortada kalan çocuklar ve evlenemeyen gençler...

Bu katmerli yangın her tarafı sarmış durumda. Mutlaka yakınımıza, etrafımıza da geliyor alevler. Diyelim ki bizim ailemiz sorunsuz ama etrafımızda, akrabalarımızda veya komşularımızda olabiliyor.

Sözgelimi kardeşiniz, ağabeyiniz, ablanız, dayınız, halanız bu dertle mustarip olunca, onların dertleriyle meşgul olmak durumunda kalıyorsunuz. Ya da çok
sevdiğiniz bir dostunuz, arkadaşınız böyle bir olayı yaşıyorsa, haliyle siz de huzursuz oluyorsunuz.

Daha da kötüsü, "Benim oğlum, benim kızım da böyle kötü bir evlilik yapar mı?" diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Hatta belki, "Ya kızım evlenemezse, oğlum hep ömür boyu bekâr kalırsa?" diye endişe
edip korkuyorsunuz.

Belki de, başınızda böyle bir olay var, uykularınız kaçıyor çocuklarınızın geleceğini düşündükçe…

Bu endişeler, korkular salgın bir hastalık gibi yaygın toplumumuzda. Bu yaşananlar gerçekten ülkemizde şiddeti daha da artan ve günden güne de yayılan sosyal bir olay. Bu konuda, birey ve toplum olarak etkilendiğimize göre, mutlaka bizlere ve devlete büyük görevler düşüyor.

Bu yangın daha fazla büyümeden mutlaka söndürülmeli, mutlaka herkes elinden gelen çabayı göstermeli. Yoksa bu dehşetli ateş hepimizi yakıp kavurmak üzere.
Daha da önemlisi, yarınlarımızı, çocuklarımızı yok etmek üzere.

Sevenler, neden karı koca olamıyorlar?

Günümüzde bütün kolaylıklara ve yakınlaşmalara rağmen, olması gereken evlilikler gerçekleşmiyor, ilişkiler arkadaşlıktan öteye, yani evliliğe bir türlü
gidemiyor. Başka bir tabirle, sevenler karı koca olamıyorlar. Günümüzde sevgililer çoğalırken, karı kocalar azalıyor.

Evlenemeyen kızlar, eskiden olduğu gibi kısmeti olmadığı, fiziksel kusuru bulunduğu veya yoksul olduğu için değil, genelde kısmetlerini evlenmeye ikna edemediği için ya da görüştüğü konuştuğu erkek, evlenmeye yanaşmadığı için evlenemiyorlar.

Bu durumda olan kızların yaşadığı duygusal psikoloji gerçekten içler acısı. Kimi kızlar travma geçiriyor, hayata küsüyor, kimisi psikolojik tedavi görüyor.
Hemen hepsi, geleceğinden kaygı duyuyor, yarınından endişe ediyor. Hele '30 yaş' paniğine kapılanlar için hayat kâbus gibi. Ümitsizlik duygusu pranga gibi
yapışıyor. Bunalımlar, stresler, kâbuslar peşlerini bırakmıyor.

Üniversiteyi başarıyla bitirmiş, iki dil bilen bir kız şunları söylüyor:

"İyi eğitim aldık diye, farklı kriterlere sahip olduk. Okuma sürecinde farklı davranış biçimiyle şekillendiğimiz için hiçbir şeyi beğenmez ve seçim yapamaz olduk. Şimdi iyi eğitim alan ama 29 yaşında evde kalmış bir kızım."

Bu kızın söylediklerine benzer sözleri erkekler de söylüyor. Bir genç dostum, "Eğitim diye hayatımızı adadık. Eğitimi tamamladığımızda evlenme yaşımız geçiyor.
Ben otuz yaşından sonra, ne zaman iş bulacağım da yuva kuracağım?" demişti.

Elbette her okuyan böyle düşünmüyor. Okuyan insanların hepsi suçu eğitime bağlamıyor. Ama bunun bir sebep olduğu da göz ardı edilmemeli.

Evlenme yaşı değişti

Günümüzde evliliğe hazır olmanın yaşı ve şartları değişti. Geçmişte 17-18 yaşını bulan kızlarla, askerliğini bitiren erkekler fazla zaman kaybetmeden evlendirilirdi.


Ancak gerek ekonomik şartlardan, gerekse eğitim sürecinin uzunluğundan evlenme yaşının erkeklerde 30'a, kadınlarda 25'e kadar çıktığını görmekteyiz. Genel ortalama aşağı yukarı budur ama kimi yerlerde, özellikle büyük şehirlerde bu oranın da üstüne çıkıldığı görülür.

Bir erkeğin evlenmesi için gerekli olan şartların başında 'ekmeğini eline almak' gelir. Yani bir meslek sahibi olması, evini geçindirmek için işe girip
düzenli bir gelir getirmesi gereklidir. Günümüzde eğitim daha önem kazandığı için, bir gencin okuması, üniversiteyi bitirmesi öncelik kazanmıştır. Bu süreçte,
normal bir okul dönemi yaşayan kişilerin, hiç sınıf kaybı yaşamadan, üniversite sınavlarını hemen kazanıp yüksek öğrenimini bitirmesi, doktora yapması
vs. derken yaşı 25-26'ya çıkarıyor. Ardından eğitim nedeniyle tecil edilen askerlik görevinin yapılması, iş bulunması gibi süreçler eklenince, bir erkeğin
evlenmesinin önündeki engeller ancak 28-30 yaşlarında kalkmış oluyor.

Kızlarda ise bu süreç sadece birkaç yıl eksikle tamamlanabiliyor. Onların da yaşları üniversiteyi bitirdiklerinde ortalama 25-26'yı buluyor. Bu nedenle
Türkiye'de son yıllarda evlenme yaşı erkeklerde 30, kızlarda 25 oluyor.

Bu gerçeklerden yola çıkarak aslında gençlerin evlenmesinin önündeki en büyük engeller, başta eğitim, askerlik ve iş bulma şeklinde sıralayabiliriz.

Kızlar ve erkekler neden evlenemiyorlar?

Bahsettiğimiz şeyler evliliği etkiliyor ve bundan en çok kızlar zarar görüyor. Ama bunların yanı sıra günümüzde kadınların evlenememesi için o kadar çok
neden var ki, saymakla bitmez. Güncel, modern ve moda gerekçeler, kızların evlenmemesi için ortaya çıkmış sanki.

Bazıları tarafından kadınlara sürekli telkin edilen ve kadınların hayatî önemle benimsedikleri "modaya uygun giyinme, güzelliğine önem verme, iş hayatına
atılma, okumuş kız olma, tuttuğunu koparacak kadar kişilik sahibi olma, erkeklerden çekinmeme, onlarla rahat görüşme, iş yerinde yükselme" gibi hedefler, kadınların evlenme şansını artıracağı yerde, neredeyse o şansı alabildiğine azaltıyor.

Güncel ve moda gerekçeler, kızların hayatında gerçekten de belirleyici. Kariyerine uygun görmediği, sosyal statüsüne ve güzelliğine uygun bulmadığı için, filmlerdeki gibi erkek beklediği için, birisini sevip onu beklediği için, hep daha iyi kısmetim çıkar diye umduğu için, evlenmekten korktukları için, aileden
kopmamak için, erkeklere güvenemediği için, feminist oldukları için, özgür yaşamak istediği için, rakipleri daha güçlü olduğu için, dindar erkek istemediği
için, dindar erkek bulamadığı için, başörtülü olduğu için, güzel kızların evlenme şansı az olduğu için, burcuna uygun erkek bulamadığı için, elektrik alamadığı
için, dengesiz olduğu için ve bunlar gibi sayılabilecek pek çok neden var…



Kızların çoğu burada sayılanların pek çoğunu günlük hayatta yaşıyor. Sözü edilen başlıkların her biri uzun uzun incelenebilecek, hakkında çok şeyler yazılabilecek konular. Aynı şeyler aşağı yukarı erkekler için de söz konusu tabii.

Fakat erkeklerin evlenememe sebebi, daha çok ekonomi ve güvensizlikle ilgili. Evlenecek kadar parası olmadığı için, kız tarafının istediği eşyaları denkleştiremediği
için, kavuşamadığı aşklarına sadık oldukları için, başlık parası bulamadıkları için, fakir ama gururlu oldukları için, sevdiğini söyleyemediği için gibi
gerekçeler de tabii ki sayılabilir.

Evlenmemek çözüm değil

Önceden evlilik problemleri bu kadar âlenî değildi. Aile arasında "kol kırılır yen içinde kalır" anlayışıyla kalan mahrem bir olaydı. Şimdi bir ailenin sadece problemi değil, her sırrı günümüzde açıkça biliniyor. Medya, dizi film gibi etkenler evliliği şeffaflaştırdı. Bu yüzden günümüzün erkekleri evliliğin
ne olduğunu, olası problemlerini ve bu problemlerin olma ihtimalinin yüksek olduğunu bildiği için evlenmeye yanaşmıyor.

Erkekler evlenmeye niyetli olsa bile çoğu zaman söz veya nişan döneminde evlilikten vazgeçiyor. Gerek tanıdığı kızlarda gördüğü bazı huylar, hoşlanmadığı
karakter biçimi, gerekse nişanlılık döneminde kızın ve ailesinin ekonomik baskılar uygulaması ve kaprisler yapması erkeği evliliğe karşı soğutuyor.

Günümüzde kimi kızlar da, ailelerde yaşanan problemler yüzünden evlilikte kötü günler yaşayacağı korkusu duymakta, bazıları bu yüzden evlenmemeyi bile düşünmektedir.

Çoğunluğu erkeklerde, azınlığı kızlarda olmak üzere evlenmemek fikri gelişmekte, bu anlayış medyanın da etkisiyle yaygınlaşmaya yüz tutmaktadır.

Gelecek kaygısı, "acaba geçinebilir miyim?", "kötü bir evlilik yapar mıyım?", "boşanır mıyım?", "iyi bir eşe sahip olabilir miyim?" soruları en çok günümüzde
sorulmakta ve gençler bu endişelerle yaşamaktadırlar.

Evlilikten ürkmenin en yaygın olduğu dönemde yaşıyoruz. Bu yüzden gerek gençlerin, gerek ailelerin durumu gerçekten zor.

Kadın ve erkek birbirini tamamlar

Kadın, erkeğin yarısıdır. Birbirini tamamlayan bir bütündür. Her ikisi de, diğeri olmadan tamamlanamaz. Biri olmazsa diğeri eksiktir.

Allah kadın ve erkeği bu fıtrat üzere yaratmıştır. İki parçanın birleşmesi, bütünleşmesi ancak evlilikle mümkündür. Evlilik kadın ve erkeği birbiriyle tamamlar.

Her iki cinsten birinin, evlenmeden hayat sürdürmesi, hem kendi açısından, hem de toplum açısından zararlıdır.

Psikolojik ve fiziksel bütünlük sağlamanın yolu evliliktir. Böyle olunca insanlar rahata erer, huzurlu bir hayatı yaşar. İnsanlığa ve topluma hayırlı olur.
Dinimiz bu yüzden evliliğe önem vermiş, tavsiye etmiştir. Evliliğe aracı olanlara da, ibadet sevabı verilmiştir.

Evlilik olayında kadının rolü çok önemlidir. Erkeğin eksikliğini tamamladığı gibi, onun hayatını yönlendirir, yuvayı kurar ve sağlıklı neslin yetişmesinde mimarlık eder.

Evlilikte kadın, erkeğin refika-i hayatıdır. Yani hayat arkadaşıdır. Bu arkadaşlığın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde devam etmesi ise kocasının kendisine bakış tarzına bağlıdır.

Bu bakış tarzı, evlilik öncesinde de önemlidir. Erkek evlenmek istediği kıza ve evlendikten sonra eşi olan kadına aynı doğrultuda bakmalıdır.

Erkek, kadının sadece fiziksel güzelliğine, dış görüntüsüne mi bakacak, yoksa bununla birlikte insani özelliklerini de değerlendirerek, kadının nezaketi,
letafeti ve en önemlisi şefkati manasında iç yapısına mı bakacak?

Suret mi siret mi?

Çağımızın büyük alimlerinden Said Nursi (k.s) , bu konuda şu tavsiyelerde bulunuyor:

"Hayat arkadaşını, İlahi Rahmet’in cana yakın, ince ruhlu, yumuşak, latif bir hediyesi olduğu için sev. Fakat çabuk bozulan görüntüsüne, maddî güzelliğine
gönül bağlama."

Çünkü kadının gerçekte en çekici, en tatlı güzelliği, kadınlığa özgü bir incelik ve nezaket içindeki iç güzelliği, gönül zenginliğidir. En değerli ve en
şirin güzelliği ise, yüksek, ciddi, samimi ve berrak şefkatidir. Bu şefkat ve iç güzelliği hayatının sonuna kadar devam eder.

Kadında asıl olan özellikler bunlardır. Günümüz gençleri bu yönü ele alarak değerlendirme yapmalılar. Böyle yaparlarsa, doğru seçimi daha kolay yaparlar.

Erkekler, kızlarda bu yönü tercih etmeliler. Kızlar da fıtratlarında var olan bu özelliklerini ön plana getirmeliler. Bu yapılabildiği zaman yaşanan sıkıntıların
çoğu çözülür ve kurulan yuvalar saadet hanesi olur.

Bu bakış açısı kalıcı olandır. Çünkü kadının ihtiyacı olan sevgi gerçekte budur. Narin, şirin, tatlı ve ince yaratılışlı kadının dış görünüşü zamanla değişebilir
ama iç  yapısı, ÅŸefkat ve sevgi duygusu zamanla daha çok artar, hem kendini, hem de erkeÄŸi mutlu eder.

Kadının saygınlığı ve hukuku da, böyle bir muhabbetle korunur. Yoksa dış güzellik kaybolursa, sevgi de biterse, ne kadın ne de erkeğin mutlu olması zordur.

Kadın her haliyle güzeldir.
Hem suretiyle, hem de siretiyle…





Allahu (c.c) Bekar Kardeşlerimize Hayırlı bir iş ve eş nasip etsin.

Selam ve Dua ile kalınız efendim.
Logged



rabia
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 188



« Yanıtla #1 : 28 Aralık 2010, 11:51:18 »

Günümüzün toplumsal sorunları arasında ilk sıraya konması gereken bir konu.
Herkesin okumasını tavsiye edeceğim bu metni izniniz olursa? Paylasımınız için çok tesekürler.
Logged
Selahaddinzekeriyya
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 551



« Yanıtla #2 : 28 Aralık 2010, 15:17:27 »

Bu güzel ve faydalı paylaşım için Allah razı olsun.Metinde evlilikle ilgili bir çok temel mesele kısa ve öz ifadelerle belirtilmiş.Bir eşyanın kendisinde kötülük yoktur, o kullanım durumuna ve niyete göre iyi yahut kötü diye değerlendirilirGünümüzde evliliklerin sorun olma sebeplerinden biri ona olan bakışaçısının değişmesidir.

Evlilik bir amaç değil Allah'ın rızasına götüren bir araç olarak görülmelidir. modernizmin insana biçtiği yaşam şekli hem ruhsal hem fiziksel olarak insanları evlilikten soğutuyor.Bir erkek gibi pantolon giyip tak tuk ses çıkararak yürüyen bir bayan ideal bir ev hanımı olma vasfını farketmeden azaltabilir. Bir erkek de bir bayanın kendisine güvenmesi için sahip olması gereken ciddiyeti azaltıp romantizmi, ciddiyet ve sorumlulukların önüne geçirirse o da bir bayanın nazarında puan kaybedebilir ve düşündüğü eş adayını ikna edemeyebilir.

İnsanların saf duygulara sahip olması bir fazilettir. Fakat bunu şeriatın önüne geçirmeye çalışırsa zarara uğrar.Bir kadın profesör bile olsa mutlu bir evlilik için ideal bir ev hanımı ideal bir anne vasıflarına bürünmeli ona göre yaşamalı eşi okuma yazma bilmeyen bir çoban bile olsa kendini ondan yüksekte görmemeli gerekli saygı ve itaati göstermelidir. Aksi takdirde sudan sebeplerle ne evlenebilir. evlensede hayalindeki tasarımı dizayn edemez. kariyer yapacağım iş güç sahibi olacağım diye yaşı elliye yaklaştığı halde evlenemeyen tanıdıklarım var.

İnsanlara güvenmediği korktuğu için evlenmeyen tanıdıklarım var. Meşru ve doğal bir istek olduğu halde sevdiğini düşündüğü insana sevdiğini evlilik talebini söyleyemeyenler var.Öğrenci iken işini gücünü yoluna koymamışken evlenenleri ve Allah'ın iffetini korumak için evlenenlere nasıl yardım ettiğine şahit oldum.Tamam bir insan gerçekten fakir olursa bu sabretmesi zor bir durum fakat Türkiye gibi bir ülkede en kötü ihtimalle asgari ücretle çalışan biri için bile kanaat ehli ise maddi imkanlar bahaneden başka bir şey değil bir bakıma.

Evliliği olumsuz etkileyen yan sebeplerden bir taneside insanların hakkıyla sılai rahim yapmaması öz kardeşler bile birbirine uzak hale gelmişler, bir sürü israfa para harcadıkları halde yakınlarının mutluluğuna vesile olabilecek maddi manevi fedakarlığı gösteremiyorlar. Düzenli bir işi olmadığı halde elinden geldiğince yardımsever olan nice tanıdığım maddi manevi rahat bir hayat yaşarken. doktor olsun mühendis olsun bir çok tanıdığımda maaşları iyi olduğu halde akrabalarıyla ilşkiyi kestiği için hem maddi hem manevi sıkıntılarını bitiremiyorlar.

Bir de ÅŸu hususa deÄŸinmek gerekirse hayat deÄŸiÅŸken olduÄŸu gibi duygularda deÄŸiÅŸkendir.Özel bir seminerde Nevzat Tarhan hocamıza şöyle bir soru sormuÅŸtu birisi, sevdiÄŸim insan baÅŸkasıyla evlendi halen unutamıyorum demiÅŸti. Bir insanın böyle çıkmaz duygulara gömülmesi gerçekten çirkin ve acınılacak durumlar.Åžu fani dünyadan imanlı göçeceÄŸimizin bile garantisi yokken mevcut duygularınıı en doÄŸru mevcut halini en olgun hali  kabul edenler var.

Evlilik karşılıklı imzalanan bir akittir. Hiç kimse meşru bir nikah kıymadan asla karı koca gibi konuşmamalı ve hareket etmemelidir. Evlendikten sonra da mevcut olan sevginin korunması için gerekli fedakarlıkları yapmaktan çekinmemelidir.Bir de mübah olan bir konuda karar verirken istihare tavsiye ediliyor bunun da ihmal edilmemesi gerekiyor. Bu kadar sosyal mesaj yeterli sanırım okuyanların sıkılmaması için daha fazla uzatmayayım..Allah evlenmek isteyenlere hayırlı evlilikler, evli olanlarada hayırlı mutlu geçim nasip etsin.
Logged
~ ѕєℓмα ~
Selma ÇAKAN
Yayın Editörü
Aktif Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 6828



« Yanıtla #3 : 28 Aralık 2010, 17:53:06 »

amin...Allah razı olsun.
Logged

r-e-y-y-a-n
reyyan
Yayın Editörü
Aktif Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2385


Sevginiz gerçek, sevdiğiniz değer olsun...


« Yanıtla #4 : 08 Ocak 2011, 18:48:34 »

Çok önemli bir konu,Allah razı olsun...
Rabia kardeşimizin de dediği gibi gerçekten toplumsal konularda ilk sıralarda yer alıyor. Toplumun bozulması bile, aile hayatındaki çıtırdamalardan ve hatta aile hayatına bakışın giderek değişmesinden ve güvenin azalmasından kaynaklanıyor diye düşünüyorum.
Rabbim  kendisinin yolunda birbirimize her gün yeni ÅŸeyler katacak ve birbirimize faydalı olabileceÄŸimiz, yalnızca Allah rızası için seveceÄŸimiz eÅŸler nasip etsin...
Logged
binti_İslam
Bir garip kul iÅŸte...
Yayın Editörü
Aktif Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1000



« Yanıtla #5 : 18 Åžubat 2011, 14:48:48 »

Allah razı olsun.. günümüzün gerçeklerini ortaya koyan faydalı bir paylaşım olmuş...

Alıntı
Rabbim  kendisinin yolunda birbirimize her gün yeni ÅŸeyler katacak ve birbirimize faydalı olabileceÄŸimiz, yalnızca Allah rızası için seveceÄŸimiz eÅŸler nasip etsin...
Amin kardeÅŸim..
Logged
Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayat AÄŸacı  |  Aile Hayatı  |  Evlilik ve Aile Hayatı  |  Çağımızın Gençleri Neden Evlenemiyorlar? « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: