muhsın
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 1
|
 |
« : 23 Temmuz 2011, 12:16:16 » |
|
Şimdi de rabıtanın nasılyapıldığına, sofinin bu konuda karşılaştığı problemlere ve sıkıntılarabiraz değinmek istiyorum.
Bilin ki, fakir bir kimse ilekimse uğraşmaz. Evini kilitlemese de içeriye hırsız girmez. Hırsızın gözüzenginin evindedir. Zengin evini kırk kilitle muhafaza etse de hırsızlar yinede girecek bir delik bulmaktalar. Bunun gibi rabıta da zenginin evindekideğerli eşyalar gibidir. Şeytanın tüm derdi bu evdeki rabıta nimetiniçalmaktır. Rabıta onu adeta çıldırdır. Öyle bir vesvese fırtınası estirir ki,gönül kulağı açık olanlar bile buna çok şaşırırlar.
İnsanın gönül kulağı açık olsabile şeytanlar nefis damarıyla da çaktırmadan vesveselerine devam ederler. Hiçbirzaman umutlarını yitirmezler. Çünkü bir insan ömrünün her saniyesi ile Allah’ı zikretsebile fenafişşeyh ve onun tabi neticesi fenafillah (yani veli) olamaz, ama zikreo kadar yüklenmeden rabıta yolu ile bu makamlara ulaşabilir. Bunu ben değilsadatlar, başta Gavsı Hizani olmak üzere tüm sadatlar dile getirmiştir.Şeytanlar bunu bildiği için rabıtada müthiş vesvese verirler.
Aslında rabıtasını doğru dürüstyapan kişi Allah’ın izni ile vesveseye de düşmez. Şeytanın bizimle uğraşmasıhep rabıtadaki ihmallerimiz neticesidir. Mübarekler diyor ki, zikrin nuru aysarabıtanın nuru güneş gibidir. Rabıta ile nefis dize gelmektedir.Zulumatları uçup manevi alemdeki şeyhin nefsine benzemeye başlamaktadır. Manevialemdeki şeyhin nefsi ise en az mutmainne makamındadır. Çünkü velilik bumakamla başlar. Tabii her veli şeyh olamaz. Şeyh kişi ise mutlaka velidir, şeyholabilmesi için ayrıca sadatlardan ve Hz Rasulluhtan silsile ile icazet alırlar.İşte böyle bir şeyh bulunmaz bir incidir. Rabıtası ile müritleri nura,feyze, nisbete gark ederler. Nasıl güneş baharda ekilen tarlaları,bahçedeki ağaçları sıcaklığı, enerjisi, aydınlığı ile ürün verecek bir biçimdeolgunlaştırırsa gerçek bir mürşit de böyledir. Müridün nefsini emmare, levvame,mülhime basamaklarından yukarı doğru çeker, mutmaine basamağına ulaştırıpAllahın dostu kılar. Ama bu işlem sabır ister, hepsinden önemlisi nefis veşeytanla mücadele ister.
Şeytanın yardımcısı nefstir. Nefshiç rabıtayı sevmez. Çünkü nefsin temelarzusu baş olma sevdasıdır. Rabıta bunu kırdığı için insanların büyük çoğunluğutasavvufa değil ama rabıtaya karşıdırlar.
Rabıta yaparken nefis ve şeytanşu vesveseleri çok verir. Bak sen şeyhini gözünde canlandıramıyorsun. Kaşı olmadı, gözü böyle değildi, simasınıdeğiştirdin, sakalını dedene benzettin, sen bu rabıtayı yapamayacaksın bırakbari, rabıta zamanı boşa harcamaktır, ne nur ne feyz ne nisbet üzerinegeliyor, rabıta yapacağına şu önemliişine bak, rabıta ile şeyh kendisini insanlardan büyük görmekte, rabıta Allahile arana kul sokmaktır… vb. Bütün bunlar rabıta karşısında kuduran şeytanın venefsin hezeyanlarıdır.
Öncelikle şunu söyleyeyim ki,rabıta için şeyhinizi gözünüzün önünde canlandırmanıza gerek yoktur. Sadeceşeyhinizin karşınızda veya yanınızda olduğunu varsayın. Yani siz şeyhinhuzurundasınız. Bu yeter de artar bile. Ama muhabbetin aşırılığında istemesenizbile şeyh gözünüzün önünde canlanır. Tabii insanın her günü aynı olmaz. Bazenmuhabbet düşebilir, böyle zamanda onun varlığının karşınızda ve yanınızdaolduğunu varsaymanız da rabıtanın nimetlerine ulaşmada yeter. Şeyhin bir kaşı,bir burnu, bir sakalı bile rabıta için yeterlidir. Hatta size ilginç gelecek,değil şeyhin fiziki portresi mekanında olduğunu düşünmeniz bile rabıtadakinimetleri oluk oluk üzerinize yağdıracaktır. Bunları biz deneyimlerimizlebildiğimiz gibi sadatlar da böyle söylemişlerdir.
Rabıtanın nimetlerine kavuşmakistiyorsak sadece akşam namazından sonra yapılan suri rabıta ile yetinmemeliyiz.Bu konuda hırslı olmalıyız. Akşam namazından sonraki rabıta derstir. Yapılmazsaolmaz. Adabına uygun olarak yapmaya çalışalım. Çok bereketlidir.
Bir de manevi rabıta vardır. Bunamaiyyet rabıtası da denir. Bu her yaptığımız işte, her an rabıtalı olmaktır. Burabıtada şeyhini sakın sureten canlandırmaya çalışma, zira nefis bıkar, sen deyorulursun, terk edersin, bir daha da dönüp manevi rabıtaya bakmazsın. Zorlanırsın.Hem şeyhi sureten canlandırmakla onun senin yanında olduğunu varsayma ileyapılan rabıtaların kazançları arasında o kadar büyük bir fark yoktur. Peygamberimizs.a.s amellerin az da olsa devamlı olanının daha hayırlı olduğunu söylemiştir.Nefsin de dilini anlamak gerekir. Onun da bazı işlerde hakkı vardır. Manevirabıtada şeyhi gözünün önünde canlandırmayacaksın ama şeyhin daima seninyanında olduğunu farz edeceksin. Bu nefis için fazla enerjiye mal olmayacağıiçin sana zamanla bir meleke kazandıracaktır. Tabii nefis sahibini dinlemeyeneşekler gibi bazen bu işten kaçacaktır. Ama sen aklına gelir gelmez manevirabıtaya devam edeceksin. Bir de göreceksin ki, zamanla bu iş sana melekeolmuş, artık istemesen de manevi rabıtaya geçmektesin. Şunu söyleyeyim ki, manevirabıtayı alışkanlık haline getiren aynı silahlı bir kişidir. Ona yanlışyapanlar sadatlardan tokat yemeye, güzellik yapanlar da yardım almaya başlarlar.Allah hepimize manevi rabıtayı nasip eylesin. Amin.
İşte tasavvufta makam kazanmak isteyenler bumanevi rabıtayı ihmal etmemelidir. Hem işini yapıyorsun, hem dinleniyorsun, hemsohbet ediyorsun, hem yürüyorsun, hem yemek yapıyorsun, hem dinleniyorsun… hemde şeyhim benim yanındadır düşüncesi ile zamanın manevi anlamda kazancadönüşüyor. Tek sorun bunu yaşamına sokup alışkanlık ve meleke haline getirmek.Biraz üzerinde durursan nefsin de buna alışır. Sigara gibi zararlı bir alışkanlığınasıl bırakmada nefis zorlanıyorsa bu manevi rabıtaya da nefis bir alıştı mı,hele ilerleyen zamanda bir de tadını almaya başladı mı istese de bırakamaz.Çünkü nefis alışkanlıkların tutsağıdır. Bu konuda iradesi zayıftır. Başlangıçtaonu ikna ettikten sonra biraz zorlamak gerekir.
Bu rabıta hayatının içine girdimi şeytan da sana pek bulaşamaz, yani vesveseye pek düşmezsin. Biz bunu ihmalettiğimiz için bu konuda çok sıkıntılar yaşadık. Kel olduktan sonra ilaç azfayda eder. Yani bilgisayar virüs kaptı mı temizlemek zaman alıyor, amakoruyucu oldu mu anında müdahale ediyor. Bu manevi rabıta vesveseye düşmektenAllahın izni ile müridi korur. Şeytanlar pek yaklaşamazlar böyle bir kişiye.
Şeyhin simasını bir vesikalıkfotoğraf gibi kalbinin üzerinde taşıma da sadatlarca övülmüş bir manevi rabıtatürüdür. Ama bunda da şeyhi zihnen canlandırma yerine simasının suretini orada,yani kalbin üzerinde varsayma düşüncesi hakim olmalıdır. Şeyhi kalbin üzerindecanlandırarak rabıta yapmak suretiyle nefsi bu konuda çok zorlamamak gerekir.Zira manevi rabıtanın bereketi olan her yerde sürekli olmasının nedeni şeyhizihnen canlandırmama kolaylığındandır. Allah hepimize nasip etsin. Amin.
Üçüncü önemli rabıta çeşidi telebbüsürabıtadır. Bu rabıta kendini yok farz edip şeyhi üzerine giydirmektir.Telebbüsü demek zaten elbise demektir. Yani şeyhi bir elbise gibi üzerinegiymektir. Bu rabıtayı uyurken yaparsanız şeytandan ve bütün afetlerden eminolusunuz. Yemek yerken yaparsanız yediğiniz yemeğin hafifliğini hissedersiniz.Bütün o yedikleriniz adeta nura dönüşür. Ben yemek yerken şöyle bir düşünceylebunu alışkanlık haline getirdim. Dedim ki nefsime, öğünde kaç lokma yiyorsun,ne var ki telebbüsü rabıta ile yiyip de her lokmada Allah’a şükür ve hamdkılsan. Beş dakika dişini sık. Sayılı lokmalar var. Nefsim bu konuda halenbenimle oyun oynamakta, ama bazen on ikiden vurduğum oluyor, ama bu az oluyor.Zira nefis yemek yerken aynı köpekler gibi davranıyor. Nasıl bir kemiği ağzınaalan köpek yanına yaklaşana hırlarsa nefis de telebbüsü rabıtada huysuzlanıyor,onu ihmal etmek istiyor. Allah her birimize yemeklerde telebbüsü rabıtayı nasipetsin. Amin.
Tabii ibadetleri yaparken özellikle vird ve zikri çekerken hayaline hem kendini şeyhin mekanına atmalısınhem de telebbüsü rabıta yaparak çift rabıtayla malı götürmelisin. Zikir de ayrıbir kazanç olacak tabii.
Halidi Bağdadi Hazretleri müridlerine namazlarını telebbüsü rabıta ile kılmalarını emir buyurmuşlardır.Zira bu çeşit rabıta namazda huzuru, yani Allah karşısında olma duygusunu dahagüzel gerçekleştirir, ama sadatlar diğer rabıta türlerini namazda hoşgörmemişler, hatta bundan müridlerini sakındırmışlardır. Namazda şirkedüşecekleri konusunda uyarmışlardır. Diğer rabıta türleri derken yani özelliklesuri rabıta kastediliyor bundan, yani mürşidini karşına alıp canlandırma,namazda kendiliğinden olursa tabii bunda müridin bir kusuru yoktur. Ama elindengeldiğince engellemeye çalışmalıdır mürit bu durumu. Bazı şeyhler, mürşidinarakasında namaz kılıyorum, imamın mürşidimdir, manevi rabıtası ile namaz kılmayı tavsiye etmişlerdir.
Haa aklıma gelmişken rabıta şirktir diyenler, cemaatle namazda neden Allah ile kendi aralarına imamı koyuyorlar, cemaatle namazda imam bizim adımıza kıyamda iken sureleri okur,Allaha arz eder, biz Allah karşısında huzur duygusuyla bekleriz, bu namazdan daferdi kılınan namaza göre 27 derece yani çarpma işlemi ile sevap alırız. Allahakıl fikir versin, ömrünün yarısını belki de tamamını Allah’a adamış bu insanlara insan laf atma cüretininereden buluyor? Başka değil nefsin baş olma, gurur, kibir damarı Allahınevliya kullarına bağlanmayı, onlara gönülden sevmeyi engelliyor. Tabii budamarı tahrik eden şeytanı da unutmamak lazım. Peygamberlere de insanlar aynınefis damarı ile karşı çıkmışlardır. Tabii biz de aynı nefis damarı ilezamanında mübarekleri inkar etmiştik. Öyle sohbetler yaptık ki kalbimizinmühürlenmemesine Allah’a sonsuz şükr, hamd u sena ediyoruz. Allah af etsin. Amin.
Kitaplara baktığınızda sadatlar okadar çok değişik rabıta türleri anlatmışlar ki… Bunlara ben hayali rabıtadiyorum. Mesala şeyhini deniz farz edeceksin kendini de o deryaya karışmış birdamla. Başka bir tanesinde şeyhini çadır olarak düşüneceksin kendini de oçadırın içinde göreceksin. Şeyhini başındaki kavuk olarak hayal edeceksin…Bütün bu rabıta türlerinin ortak paydasında şeyhin vücudu ortadan kalkıyor ,yerine başka nesneler konuluyor, bu nesnelerle mürit kendisini ilişkilendirereknur, feyz ve nisbete gark oluyor. Bu rabıta türleri zor gibi görünse de aslındaçok kolaydır, biraz da bereketlidir. Nefsin de az da olsa hoşuna gider. Fantezigibi. Ara sıra yapmakta fayda vardır. Nefse aynı yemeği verirseniz bıkar vehomurdanır. Biraz değişiklik onun iştahını artırır.
Mürit günlük hayatında burabıtaları arabanın vitesleri gibi kullanmalıdır. Birinden nefsi bıkıncadiğerine geçmelidir. Daha doğrusu günlük yaşamın şartlarına göre, kolaylık vezorluk açısından birini bıraktığında diğerine yönelmelidir. Hayatı, günlükyaşamı baştan sona rabıtalı olmalıdır. Dediğim gibi bu bir incidir katırboncuğu değildir. Rabıtanın kıymetini bilelim.
Dualarınızla. Allah kusurlarımız ıbağışlasın, sadatların da himmetini nasib eylesin. Selamun aleyküm.
|