Ali Şeriati'yi Anıyoruz ...
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
10 Şubat 2012, 11:11:03
78912 Mesaj 10712 Konu Gönderen: 1296 Üye
Son üye: selcen
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Biyografi  |  Ali Şeriati'yi Anıyoruz ... 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Ali Şeriati'yi Anıyoruz ...  (Okunma Sayısı 442 defa)
aseman
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 355


ve bir gün bu dünya gül bahçesine dönecek..


« : 20 Haziran 2009, 13:51:37 »

Ali Şeriati'yi Anıyoruz ...
20.06.2009





Savak ajanları tarafından şehid edilen kutlu yolun Tevhid öğretmeni Dr. Ali Şeriati’nin ölüm yıldönümündeyiz(19 haziran 1977).

Ömrünü İslamî düşüncenin ihyası ve inşasına adamış diriliş devrimcisi…

Konuşması “diriliş”i, koşturması “kıyam”ı öğretti yeni nesillere... Hızlı konuşur, acele eder ve sılayı bekletmekten korkardı sanki. 43 yıllık ömrünü, birçok insanın yazdığı kelime adedinden daha çok ders ve konferans vererek, Londra’da, ikinci sınıf bir otel odasında, Şehadet şerbetini içerek tamamladı.

Fikirlerini kategorize edemez, hangi ekole sempati duyduğunu çözemezsiniz. “İnsanın fikirleri değişmez” diye bir düşünceye sahipseniz, ALİ ŞERİATÎ sizi bu konuda yanıltır. Kimi zaman ŞİÎ zannıyla Suudi Arabistan’dan dışlar; kimi zaman SÜNNÎ ismiyle anavatanından(İRAN) sürgün edersiniz.

<<<<<Yani Ali Şeriatî için “Müslümandı” demek kâfî gelmiyor ise size; O’na “ŞEHİD MÜSLÜMAN” demelisiniz sadece…>>>>>

Hastalık bulaşan Şiî kültürüne de, Şiîlik bulaşan Sünnî kültürüne de “Tevhid Merhemi”ni sürmeye çalışmış, yetiştirmek için mücadele ettiği yeni kuşağa, düşmanı tanımanın yollarını öğretmişti.

Sözün ahengini zırhı; anlamın gücünü kılıcı gibi kullanmıştı… Mecaz yüklü dilinden; SORGULAYAN, DÜŞÜNEN ve ÜRETEN yeni neslin arzusunu koklarsınız.

Aynaya baktığınızda, kendine ve mensubu olduğu bütüne karşı güvensizlik duyan, ümitsiz, üzgün, gelişmeye kapalı ve donmuş bir İslam’ın gözyaşlarını döken bir yüzünüz varsa, hala ALİ ŞERİATÎ okumamışsınız demektir.

Müslümanlar ona; “ŞEHİD DOKTOR ALİ ŞERİATΔ derler.

Başka bir isim koymaksa, sadece “SAVAK AJANLARI”na yakışır…
Allah(cc) rahmet eylesin…
Logged

VuSLaT
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 272



« Yanıtla #1 : 21 Haziran 2009, 13:30:57 »

Bu yazıda, Ali Şeriati'nin Müslümanlara karşı nasıl pusuya yattığının özetini göreceksiniz!

Ali Şerîatî "MUMAMMED KİMDİR" isimli kitabında sözde Peygamberimiz’in hayatını anlatacak ya, daha önsözde

“Benim bu öyküye bakış açım mezhebî îtikadlar açısından değil” diyerek okuyucuya takiyye yapıyor. Diğer bir ifadeyle acem yalanına başvuruyor. Çünkü, kitap başından sonuna kadar, söylediğinin tam tersi yazılarla dolu. Önsözde, kitabı hakkındaki ikinci yalanı da şöyle: “…her türlü taassup, taraf tutma ve pek çok araştırmanın hastalığı sayılan önyargıdan uzak…”

Önyargıdan ne kadar uzak olduğunu da aşağıda göreceğiz. Önsözde yazdığına göre Peygamberimiz’i kitabında şöyle anlatıyormuş: “…bir Müslüman olarak değil de, tarafsız, ilmî bakış açısıyla olayları değerlendiren bir düşünür olarak Muhammed’in görüntüsünü sergilemek…”

İşte bu doğru… Peygamberimiz’i, gerçekten “bir Müslüman olarak” anlatmamış. Zaten Müslüman olarak anlatacak olsa, “Muhammed’in görüntüsü” demezdi. Ya “Hazret” ya “Aleyhisselam” veya “Peygamberimiz” derdi. Çünkü Müslümanlık Peygamberimiz’i hürmetsiz anmaya engeldir.   
Şeriatî’nin, Peygamberimiz’in hayatı hakkında kullandığı ifade de şu: Muhammed’in Siyeri.
Şimdi, Ali Şeriatî’nin, kitabının ileriki sahifelerinde yazdıklarına madde madde bakmaya çalışalım:

1- Hazreti Ömer (Radıyallâhü anh) zamanında İslam’ın İran’a girmesini içine sindiremediği için buna bir türlü fetih diyemiyor. “Arapların saldırısı”, “Ömer’in İran’a saldırı kararı” diyor. (s.13, 14)

2- Müslümanların İran’ı fethetmeleri içine öyle oturmuş ki, bu fethi hem sıradan bir savaş gibi görüyor hem de Müslümanları vahşî kabileler olarak anlatıyor. Ona göre Müslümanlar vahşî, o zamanki imansız İran ile, Doğu Roma ise ileri bir toplum.

Yine ona göre İran’ın fethi kudsî bir gayeye dayanmayan bir hegemonya. İşte sözleri: “Burada İran veya Doğu Roma’nın Araplara yenilişi söz konusu değildir. Çünkü vahşî kabilelerin medenî toplumlara saldırısı ve onlara karşı zafer elde etmesi büyük ve ileri toplumlar üzerinde hegemonya (baskı ve üstünlük) kurması, tarihte tekerrür eden bir olaydır.” (s: 15)

3- Şeriatî’ye göre Peygamberimiz Bedir Harbi’ni, “Başarı kazanamazsam yahudi ve münafıklar bana ne derler” telaşıyla yapmış. Peygamberimiz’in düşüncesini şöyle aktarıyor: “Nasıl olur da eli boş Medine’ye dönebilirdi. Yahudi ve münafıklar ne derlerdi.” (s: 29) Bedir Harbi’ne katılan Ashâb-ı kiram hakkında ise şöyle diyor: “…çoğu yağmalama hedefiyle yola çıkan bir ordu…” Yani ona göre Ashâb-ı kiram Bedir’de Allah için, din için cihad etmemiş, yağma için yola çıkmış

alıntıdır
Logged


pufsane
Aktif Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 32


« Yanıtla #2 : 21 Haziran 2009, 23:52:13 »

ali şeriati gibi bir mütefekkire bu şekilde iftira atan ve bu iftiraya ortak olan kişileri Allaha havale ediyorum. gerçekten çok üzüldüm..
Logged
Crazy_Sinan
Uslu Çatlak
Emektar
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 398


ALLAH yar ve yardımcımız olsun


« Yanıtla #3 : 22 Haziran 2009, 01:06:44 »

selamun aleykum öncelikle şunu söylemek isterim ki
Ali şeriati hakkında ki düşünceleri söyleyen arkadaş bir kitap ismi vermiş. Dediği gibi islama ters hususları olan bir kitap olup olmadığını incelemeden ne o yorumu yapan kardeşimize ne de Ali şeriati hakkında kötü sözler söylememiz yanlış olur
inceleme yapıldıktan sonra daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.
burda ki filistinli arkadaşlarımla da konuşacağım...

Allah bizleri bir olmayı nasip etsin biz ne kadar ayrılırsak düşmanlarımız o kadar güçlenir
Logged

Üsâme İbnu Zeyd (radıyalahu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Kim, kendisine yapılan bir iyliğe karşı, bunu yapana: "Cezâkellâhu hayran (Allah sana hayırlı mükâfaat versin!)" derse teşekkürü en mükemmel şekilde yapmış olur."

Tirmizî, Birr 86, (2036).

VuSLaT
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 272



« Yanıtla #4 : 22 Haziran 2009, 09:20:24 »

Okunma Sayısı : 1181   
 
Yayınlama yeri : , Sapıtan ve Saptıranlara Aldanmayalım!
 

Ali Şeriatî Şiî kültür ve medeniyetine mensup bir kimsedir. Bazen bir Şiî, Sünnîler tarafından reddedilir, fakat Şiîler tarafından benimsenir, tutulur. Şeriatî öyle bir kimsedir ki, onu ne Sünnî, ne de Şiî bir Müslüman benimseyebilir.
Bundan yirmi beş sene kadar önce Şeriatî’nin meşhur ve hacimli kitabı İslam Şinasî’nin Türkçe tercümesini okurken, bir sayfasında gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Yazar aynen şöyle diyordu:

“Allah gerçek bir Janus’tur...”

Janus’un mânası nedir? Ansiklopedilere bakınca, bunun iki çehreli bir Roma putunun adı olduğunu öğreniyordunuz.

Bir Müslüman Yüce Allah’ı nasıl olur da bir puta benzetebilirdi? Üstelik de “gerçek Janus” diyor. Yani tevili mevili yok.

Azıcık akaid ve ilmihal bilgisi olan bir Müslüman, Hak Teala hazretlerinin sıfatlarından birinin “Muhalefetün lil-havadis” olduğunu bilir. Türkçe mânası: “Yüce Allah yaratılmış, sonradan olmuş hiçbir varlığa benzemez” demektir.

Allah’ı bir şeye teşbih etmek küfürdür.

Hele O’nu bir puta benzetmek küfrün en katmerlisidir.

Allah kemal sıfatlarla sıfatlıdır ve noksan sıfatlardan münezzehtir.

Allah’ı bir puta benzeten, hem de bu benzetmede “gerçek” sıfatını kullanarak teşbihi pekiştiren bir zatın bozuk itikatlı olduğunu söylemek için din alimi olmak gerekmez.

Şeraitî sırf bu cümlesi ile itikat bakımından çok bozuk bir kimsedir.

Onun bu benzetmesinin tevili yoktur.

Onu bu konuda savunmanın imkânı da yoktur.

Bendeniz bir Sünnî Müslüman olarak kendisini tenkit ediyorum, Şiîlik dünyasında durum nedir? Şiî ulemâsından merhum Ayetullah Mutahharî Şeriatî’yi sert şekilde tenkit etmiştir.

Şeriatî’nin İslam Şinasî kitabı yayınlandığında İran’daki, Irak’taki Şiî uleması kitabı eleştirmişlerdi.

Çeyrek asırdan beri Türkiye’mizde Ali Şeriatî’nin kitapları tercüme ediliyor ve kendisi büyük bir İslam mücahidi olarak tanıtılıyor.

Onun kitapları Türkçe’ye nasıl tercüme ediliyor? Aynen, harfiyen mi, yoksa içinden bazı yerleri çıkartılarak mı? Maalesef ikinci şekilde çevriliyor.

Peki “Allah gerçek bir Janus’tur” cümlesini niçin bırakmışlar? Ya farkına varmamışlar, yahut çevirenler de aynı inançtadır.

Ali Şeriatî hayranları bizim bu tenkitlerimize şu cevapları veriyor:

- O büyük bir mücahittir.

- Savak tarafından şehid edilmiştir.

- Hayatını İslam’a adamıştır.

Lütfen bu edebiyatı bırakalım da, onun Allah’ı iki suratlı bir Roma putuna benzetmesi zındıklığı üzerinde duralım.

Bir Müslümanın birinci vazifesi Allah’a saygılı ve sâdık olmak değil midir?

Yüce Allah, bir puta benzetilmekten elbette hoşnut ve razı olmaz.

Allah’ı bir Roma putuna benzeten kimse mücahid değil, zındıktır.

Kaldı ki, Şeriatî’nin bir Savak (Şahlık rejiminin istihbarat teşkilâtı) ajanı ve muhbiri olduğuna dair deliller ve iddialar vardır.

İran’da Şiî mollalar, din alimleri, ayetullahlar tarafından sert şekilde tenkit edilen bir zatın Türkiye/Müslümanlarına mücahid, İslâm önderi, örnek olarak gösterilmesi gerçekten hayıflanacak bir haldir. Ne günlere kaldık!..

©Mehmet Şevket Eygi



     
Logged


aseman
Aktif Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 355


ve bir gün bu dünya gül bahçesine dönecek..


« Yanıtla #5 : 22 Haziran 2009, 17:04:25 »



maalesef saldırdığınız kisilerin gözümüzde değerleri düsmüyor,aksine daha da çok meraklanıp bir o kadar daha sarılıp anlıyoruz alimlerimizi..

çok gördük cok islamoğluna,seyyid kutuba,mevdudiye,ali seriatine saldıran izaha muhtaç zihniyetleri ve    ..................

alın bende size bir karsı yazı yayınlayayım.


"Din Mafyası" Şeriati'ye Saldırmaya Devam Ediyor/ Bülent Şahin ERDEĞER

“Müslümanlar kendi aralarında Kur'an'ın ve Resulullah'ın ortaya koyduğu hukukla bir ilişki geliştirirler. Kendilerini bu hukuka bağlı hissetmeyen ve sadece ellerindeki gücü/kafa sayısını/imkanları kullanarak insanlar üzerinde egemenlik kurmaya çalışan güç odakları da İslami kesimin derin devletidir. Geleneğimizde "İlim ahlakı" olarak ta tanımlanan hukuku hiçe sayarak kendilerinden farklı düşünen başka Müslümanları "sapık" "ajan" "yeşil komünist" vb. yaftalamalarla insanlar gözünde küçük düşürmeye, karalama kampanyaları düzenlemeyi mübah gören bu mafyatik yapılanmalar her alanda otoritelerini hissetirirler”. Demiştik “İçimizdeki Ergenekonlarla Ne Zaman Yüzleşeceğiz?” başlıklı makalemizde…

Gelin görün ki içimizdeki ergenekonlar din üzerinden para mal makam kadın ve servet sahibi olanlar ,Yeşil saraylarında göbeklerini büyütüp ona buna din satanlar dinin de mafyasını kurdular. Din mafyası da kendisine göre egemenlik bölgeleri ilan edip haraç aldığı korkuttuğu sindirdiği bölgeye adım atan herkesi yok etmeye karalamaya alışıktır. Din Mafyasının şiisi, sünnisi ve daha sıralanabilecek envai çeşidi vardır…

Mafya ahlaktan değil güçten beslendiği için her ne kadar ahlak satsa da kendisinde bu özellikten bir nebze bile yoktur…

Bu ümmetin derdiyle dertlenen evlatlarına sabah akşam yatıp kalkıp hakaret iftira ve karalama yapmayı ibadet zanneden bu cehalet çetelerinin hedeflerinden birisi de Doktor Ali Şeriati…

Kendi ülkesindeki Din mafyalarından çok çeken Şeriati vefatının üzerinden yıllar geçmesine rağmen halen boy hedefi haline getiriliyor. Merhumun düşüncelerini analiz edip seviyeli bir eleştiri getirmekten aciz olan mafya babaları ve kalemşörleri ancak iftira ve çarpıtmayla “gözden düşürme” yöntemine sımsıkı sarılmışlar…

Bunlardan iki örnek verelim…

Birisi Kanlı Cuma olarak bilinen olayın azmettiricisi Mehmed Şevki Eygi…

Ülkesine gelen ABD’nin 6. Filo gemisini protesto eden gençlere karşı kitleleri saldırmaya çağıran bu beyefendi, Ehl-i Kitap(!) Amerika’nın safında yer almaktan utanır mı bilmeyiz ama, yazılarında kışkırtıcı ve azmettirici görevine devam ettiğini söyleyebiliriz.

ALLAH PUT DEĞİL AMA…

Eygi bir makalesinde Dr. Şeriati’yi ele almış…

Bakınız Bay Eygi ne diyor: “Bundan yirmi beş sene kadar önce Şeriatî’nin meşhur ve hacimli kitabı İslam Şinasî’nin Türkçe tercümesini okurken, bir sayfasında gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Yazar aynen şöyle diyordu: “Allah gerçek bir Janus’tur...” Janus’un mânası nedir? Ansiklopedilere bakınca, bunun iki çehreli bir Roma putunun adı olduğunu öğreniyordunuz. Bir Müslüman Yüce Allah’ı nasıl olur da bir puta benzetebilirdi? Üstelik de “gerçek Janus” diyor. Yani tevili mevili yok”

Bayımız, Şeriati’yi anlamadığı, biraz dahi olsun Dinler tarihi ve mitoloji’deki sembolik dili de bilmediği için Şeriati’nin iki ciltlik kitabından cımbızla bir cümle çekip onu küçük düşürebileceğini sanıyor. Aslında Eygi’nin bu gayri ciddi ve saygısız tutumu Şeriati’den çok kendi okuyucusuna…

Eygi okuyucusunu koyun yerine koyup aptal muamelesi yapıyor…

Oysa aklı başında herkes bir yazarın tek bir cümle ile itikadı bozuk, zındık,dinsiz vb. şeylerle itham edilemeyeceğini bilir. Aklı başında herkes aha da buldum işte! Naraları atmak yerine ne demek istedi? Diyerek sakince araştırmaya devam eder…

Şeriati Dinler tarihi ve mitoloji üzerine çalışan öğrencilerine yine Dinler Tarihinin dili ve sembolleriyle ve teşbihlerle İslam’daki Allah tasavvurunu anlatmaktadır. Konuşmasının başında Yahudiliğin Tanrı tasavvurunun merhametten yoksun ve sadece “adalet”i içeren bir tasavvur olduğunu Hristiyanlığın Tanrı tasavvurunun ise adalet içermeyen ve sadece “merhamet” içerikli bir tasavvur olduğunu uzun uzun uzadıya anlattıktan sonra İslam’ın Tanrı tasavvurunun hem Merhamet/Rahmet hem de Adaleti içeren iki yönlü dengeli bir tasavvur olduğunu ifade eder. Roma mitolojisinde “Janus” olarak İki Başlı/İki yönlü olarak sembolize edilen Dengeli merhametli ve adaletli Tanrı tasavvuru ile İslam’ın merhametli ve adaletli Tanrı tasavvurunun ise Dinler tarihi açısından benzerlik teşkil ettiğini bir Dinler tarihçisi olarak tespit eder. Eygi’nin seviyesi bu Dinler tarihi analizini algılayabilir mi bilmiyoruz ama durum bundan ibarettir. Yoksa Hacc’ı, Dine Karşı Din’i yazan birinin aksini söylemesi muhaldir…

CÜBBELİ: NERELERE GİDEYİM BEN YAV!

Milli Gazete Yazarı Eygi bunları yazar da minberler susar mı? Janus Manus Gavurca bir laf! diyerek homurdanan bir Molla Kasım var karşımızda...

Bir tane bile Ali Şeriati kitabı okuduğuna inanmadığım Cübbeli(?) Ahmet Ünlü isimli bir vaiz de Eygi’nin iftiralarını tekrarlıyor.

“Büyük Dinsiz” Ali Şeriati’yi övdüğü için önce Sibel Eraslan’a çatıyor fitneci ilan ediveriyor ardından da “nerelere gideyim ben yav!” diye feryat ederek Minber Showunu sonlandırıyor…   

Bakınız: http://www.videoislami.com/view/4400/al-erat-hakkinda

Hadi bir zındıklık ta ben işleyeyim de İncil de bir ayet nakledeyim:

Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Cennetin kapısını insanların yüzüne kapıyorsunuz; ne kendiniz içeri giriyor, ne de girmek isteyenleri bırakıyorsunuz!

(Matta 23:13-14)
Logged

Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Biyografi  |  Ali Şeriati'yi Anıyoruz ... « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: