Kızılderililer
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
19 Mayıs 2012, 10:44:38
79045 Mesaj 10722 Konu Gönderen: 1295 Üye
Son üye: selcen
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Araştırma Yazıları  |  Kızılderililer 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Kızılderililer  (Okunma Sayısı 243 defa)
Nakşibendi
Emektar
Aktif Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2543


« : 22 Eylül 2008, 09:11:23 »


Kızılderililer

" Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Keskin demir silahları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler. ... Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmüyorlar. Hiç silahları yok... Son derece sade, dürüst eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar öldürmüyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar..." ( Kolomb'un günlügünden) Herşey 1492'de bu sözlerin sahibi Kolomb'un Amerika'yı keşfiyle başladı. İspanyolların Amerikayı istilasıyla başladı. Bu kadar kadersiz bir ulusa dünya tarihinde pek rastlanmasa gerek. Hem toprakları ellerinden zorla alınsın, hem yaşama biçimleri ve inançları zorla değiştirilsin ve bütün bunlara başkaldırmaya çalıştığında da "vahşi" denilerek yokedilsin. Güneşe, aya övgüler düzen, toprağı, ağacı, kuşu dinleyen, dünyayı onlarla birlikte algılayan Kızılderililer mi vahşiydi yoksa bir avuç toprak uğruna bir ulusu dahi yoketmeyi göze alan Amerikalılar mı? “Kızılderilileri, onları hastalandırabilecek battaniyelerle yok etmeyi deneyeceğim, Keşke İspanyolların metodlarını kullanabilsek ve onları İngiliz usulü, köpeklerle ve atlılarla avlayabilsek ki sanırım bunlar, bu zararlıları toyekün imha etmek ve uzaklaştırmakta hayli etkili olacaktır.” Bu sözler de Amerikan ordusunda görev yapan Albay Henry Bouquet'nin Lord Amperst'e yazdığı, arşivlerde muhafaza edilen ve internet aracılığıyla bütün araştırmacılara açılmış olan satırlardır. 19 yy'da Lord Ampert emriyle ABD ordusu, yerli problemini kontrol altına almak için, çiçek mikrobu bulaşmış battaniyeleri, özellikle büyük düzlüklerde yaşayan kızılderililere göndermişti. Amperst'ün açtığı yol, kuzey Amerikada kızılderili nüfusunu oratdan kaldırmanın, soykırımın en kolay metodu olarak benimsendi. O sırada henüz İngilizlerden ayrılmamış olan Amerikalılar, Ampherst'ün bu biyolojik savaşı da dahil, bütün soykırım türlerini Kızılderililere sistematik biçimde uygulamaya devam ettiler. Başlıca yiyecek ve giyecek kaynağı bufaloları yok edilen ve sürekli olarak batıya sürülen Kızılderililer, iğrenç,aşağılık zararlı hayvanlar gibi muamele gördüler, ve kadın-erkek, ihtiyar-çocuk ayırt edmeden vuruldular ve yok edildiler. Dağların, dağlardaki vadilerin insanlarıydı onlar ama çöllere hapsedildiler. Topraklarını bırakıp beyaz adamın belirlediği çorak topraklarda yaşamaya zorlandılar. Ve beyaz adamın acımasızlığına, vahşiliğine daha fazla karşı koyamadılar ve boyun eğdiler. Ve son Kızılderili lideri Gerenimo da teslim olduğunda yüzlerce Kızılderili ulusu, yüzlerce dil, yüzlerce kültür yeryüzünden silinmiş binlerce yıllık birikim, bilgelik yok edilmişti. Apaçiler, Karaayak (Blackfoot), Cheyenne, CherokeelerHuronlar, İloniler, Miamiler, Ottowalar, Şowniler..... Çok çeşitli ve kalabalık toplumlar. Kızılderili dilleri bir genelleme yapılamayacak kadar farklı yapılara sahiptir. Sanılanın aksine aynı bölgedeki Kızılderililer bile aralarında anlaşamazdı. İşaret dili Büyük Ovalar'daki Kızılderili kabilelerinin ortak anlaşma biçimlerinden biridir. işaret dili Kanada topraklarına kadar uzanmıştı. Benzer bir iletişim örneği olarak duman işaretleri gösterilebilir. Cherokee halkından Sequoya'nın 1809'da geliştirdiği alfabe bilinen tek Kızılderili alfabesidir ve yazılı geleneği olmayan bir dil için dünya tarihinde eşi görülmeyen bir örnektir. Avrupalılar'ın gelmesinden önce kuzey Amerika'da konuşulan Kızılderili dilleri 300'den fazlaydı. Bu dillerin en az yarısı belgelenmeden ortadan kalktı ve geri kalanlarda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kızılderili Reis Algiysi Atalarınız bizden küçük bir toprak parçası istedi. Onlara acıdığımız için dileklerini geri çevirmedik. Aramızda yer aldılar. Onlara mısır ve et verdik. Onlar buna karşılık bize zehir (içki) sundular. Beyazlar bir kez memleketimizi tanıyınca, hemen sağa sola haber saldılar. Yeni yeni insanlar geldi. Biz onların dostça geldiğini sandığımızdan hiç korkmadık.Çünkü bize kardeşim diye sesleniyorlardı. Sözlerine inandık. Bu kez onlara daha geniş bir yer verdik. Kısa zamanda sayıları arttı. Daha çok toprak istemeye başladılar. Sonunda bütün yurdumuzu istediler. gözlerimiz açıldı. Savaşlar oldu. Beyazlar bizimle savaştırmak için içlerinden kimilerine paralar verdi.Halkımızın büyük çoğunluğu öldürüldü. Beyzlar bizi içkiye de alıştırdılar. İçki yüzünden de binlerce Kızılderili kırılıp gitti. Kardeşlerim eskiden bizim topraklarımız çok genişti. Sizinkiler ise çok küçük. Şimdilerde ise siz büyük bir ulus oldunuz. Bize yatağımızı serecek kadar bile bir toprak parçasını çok görüyorsunuz. İstanbul'da otomobil süren bir Kızılderili görülmese de, sayıları giderek artan bir jeep markasında Amerika yerlilerinden olan bir kabilenin adını okuruz: "Cherokee" , Bir başka arabanın markası da kızılderilileri birleştirmek için büyük çaba harcayan bir şefin adını taşır: Pontiac... Kızılderilerin İroquois boyundan olan bu kabile, adını daha güneyde yaşayan Moskogee'lerin dilinden alır. Cherokee "mağara insanı" demektir. 1820 yılına gelindiğinde Cherokeeler, ABD modeline uygun olarak bir hükümet kurarlar. Ancak Georgia Eyaleti Kızılderililer'in toprakları üstüne hak iddia ederek mahkemeye başvurur. Karar verecek olanlar da elbette, beyaz yargıçlardır?... Ve sonunda Cherokeeler'in toprakları ellerinden alınır. Ordu, katliamlar yaparak yerli halkı göçe zorlar. Katliamın boyutları sayfalara sığmayacak kadar korkunçtur. Cumhurbaşkanı Andrew Jackson'un zulmünden kurtulmayı başaran Cherokeeler'in büyük bir kısmı daha batıda bulunan "Kızılderililer Ülkesi" ne yerleşirler. Beyaz adamın açlığa mahkum ettiği birçok kabile gibi Cherokeeler de topraklarının bir bölümünü para karşılığında satmak zorunluluğunda bırakılırlar. Chiokasaw, Choctaw, Creek ve Seminol kabileleriyle birlikte oluşturdukları özgür toprakların son karışı da 1907 yılında Oklahoma Eyaleti'ne tapu edilir!.. İngilizler tarafından George Guess diye bilinen, annesi Cherokee babası ise beyaz olan ve Hristiyanlığı kabul etmeyen "Sequoya" adlı bir melez, 1821'de Latin harflerinden yararlanarak 86 işaretli bir hece yazısı oluşturur. okur yazar bir ulusun haklarını daha iyi savunabileceğine inanan Sequaya, beyaz adam ile kavgalarına silahların en güçlüsünü de katar böylelikle:Yazı!.. 1760 yılında doğan Sequoya, bir Kızılderili olarak büyür ve bir kaza yüzünden topal kalır. Adına, kağıt üstünde ilk kez 1816 yılında yapılan antlaşmalar ve belgelerde rastlanır. 1827'de harfleri Boston'da kalıba döken Sequaya "Cherokee Phenix"adında ilk Kızılderili gazetesini yayınlar. Gazetede iki dil, Cherekeece ve İngilizce kullanılır. Batı Cherokeeler'ine yazıyı tanıtmak amacıyla yola koyulan Sequoya Missisipi'yi geçer. Bu toprakları çok sever ve yerleşmeye karar verir. Tüm Kızılderililer tarafından kullanılan bir alfebinin özlemini kuran Sequoya'nın düşünceleri gerçekleşmez ve 83 yaşında olmasına rağmen Meksika'ya yaptığı bir yolculuk sırasında ölür. Kendisi gibi Cherokee melezi olan Willam Eubanks ve misyoner Moror'ın geliştirmeye çalıştıkları alfabe sistemleri de zaman içinde tutunamazlar. Bu gün sayıları binlerle ifade edilebilecek kadar azalmış olan, kendlerine ayrılmış özel bölgelrde yaşayan, Kuzey ve Güney Amerika yerlileri, ata kültürlerinin İslam'a dayandığını kanıtlayan belgeleri gün ışığına çıkarıyor. Bu da ABD'nin yerli halklarının yeniden İslam'a dönmesini hızlandırıyor. Bir kızılderili anlatıyor: Biz aslında Müslümanız "Benim adım Mahir Abdülrezzak ve ben Amerika'nın yerlilerinden Siyah Ayak kabilesindenim. Yürüyen Güneş Kartalı olarak bilinirim. New York'taki Yerli Kuzeydoğu Bandosu'nda org taşıyıcısı olarak hizmet veriyorum. Grubumuzda başka Müslümanlar da var. Genelde, Amerikan yerlilerinin İslam'la tanışmalarının tam bin yıl önce bazı Müslüman gezginlerin bizi ziyaret etmeleriyle gerçekleştiğini pekçok kimse bilmiyor. Müslümanlar'ın bu kıtada olduğunu ve bu topraklarda yaşadıkları topluluklar içinde çok önemli görevler üstlendiklerini gösteren 1600 ile 1800 yılları arasında imzalanmış çeşitli antlaşmalar, kanun ve önergeler ile pekçok doküman vardır. Örneğin, Muhammed İbn Abdullah ve Abdul-Hakk'ın imzalarını taşıyan ve 1787 yılında imzalanan (Barış ve Kardeşlik) Antlaşması bunlardan biridir. Bir topluluk olarak ticaret ve deniz taşımacılığı gibi alanlarda sahip olduğumuz haklar ile İslamî kurallara uygun olarak o devirlerde kurduğumuz hükümete ilişkin ayrıntılar, 1787 yılında imzalanan bu antlaşmada yer almaktadır. Amerikan Milli Meclisi'nden alınmış federal mahkeme kayıtlarına göre, o yıllarda daha yeni oluşturulmuş Amerikan Anayasası'nın kabul edilip kurumlaşmasında biz Kızılderili Müslümanlar'ın da katkısı olmuştu 1866'larda Kızılderililer'in son şefinin adı Müslümanca bir isim olan Ramazan İbn Wati'ydi. ABD ve Kanada'daki bazı kentlerin adı Yerli (Kızılderili) ve İslami kelime köklerinden türemiştir. Hiç Tallahasi (Tallahassee) isminin ne anlama geldiğini merak ettiniz mi? Tallahasi 'tek kurtarıcınız Allah'tır' anlamına gelir." Kızılderili Atasözleri * Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz. (Ute Kabilesi) * Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım. (Apache Kabilesi) * Şeytan hakkında konuşmayın. Gençlerin kalbinde merak uyandırır. (Siyu Kabilesi) * Su gibi olmalıyız. Her şeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli. (Siyu Kabilesi) * Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi makoseninin içine bak (Sauk Kabilesi) * Bir düşman çok, yüz dost azdır. (Hopi Kabilesi) * Kadınların ezelden beri bildiği kainatın dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere değişmeye başlamış olacaktır. (Mohawk Kabilesi) * Unutmayın çocuklarınız sizin değildir. Onu yaratıcıdan ödünç aldınız. (Mohawk Kabilesi) * Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. Halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal (Lumbee Kabilesi) * Aşkı tanıdığında, yaratıcıyı da tanırsın. (Fox Kabilesi) * Allah'ın kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez;çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır. (Mohawk Kabilesi) Şimdi, kendilerine ayrılan çorak topraklarda kendi kültürlerini koruyarak yaşamaya çalışıyorlar ancak beyaz adamın hala gözü doymuş değil. Zorbalığını ve vahşiliğini asimilasyon politikasıyla devam ettiriyor. Çağdaşlaştırma kisvesi altında bir ulusun kültürü tamamiyle yok edilmeye çalışılıyor. Tıpkı dünyanın diğer ülkelerine yapılmaya çalışıldığı gibi. Ne tezattır ki beyaz adam ürettiği ürünlere yokettiği insanların isimlerini vermekten de geri kalmıyor. Tıpkı arabasına Cherokee, ayakkabısına Nike, Helikopterine Apache ismini verdiği gibi. İnsanın Kızılderililer'e saygılarını ya da özürlerini ifade etmek için böyle birşey yaptıklarını düşünesi geliyor ama. Ne dersiniz? "Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir."
 
Logged

"İki şey var: Seveceksin, sevileceksin!.. Sevmek için, sevilmek için ne lâzımsa onu yapacaksın!" M.Zahid KOTKU (Rha)
yilmazx
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 22 Eylül 2008, 11:27:37 »

Alıntı
Beyzlar bizi içkiye de alıştırdılar. İçki yüzünden de binlerce Kızılderili kırılıp gitti.
ya bizi kimler alıştırdı içkiye.
Allah razı olsun güzel yazı.
dinler arası diyalogculara göndermek lazım.
onlar batılıların bu aşamaları geride bıraktığını iddia ediyorlar ama hayır.asla geride bırakmadılar.ırak afganistan ruanda cezayir bunun delilidir.tabii bakmasını bilene.batılılar aynı vahşi köpekliklerini hala devam ettiriyorlar.soykırım yapmadıkları yerler varsa ve soykırımlarını azalttılarsa bunun tek sebebi ürettikleri malları satın alacak insanlara muhtac olmalarıdır.hindistanda binlerce insanın ellerini kestiler.neden biliyor musunuz?kendi kumaşlarını kendileri dokuyamasınlar da ingiliz kumaşı almak zorunda kalsınlar diye.
Logged
Sayfa: [1]
Hayatname.com  |  Hayat Bilgisi  |  Genel Kültür  |  Araştırma Yazıları  |  Kızılderililer « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: