|
yilmazx
|
 |
« : 12 Ekim 2008, 16:53:16 » |
|
İstiklal Madalyalı Bir Kadın Kahraman Ve Vefasızlık Örneğimiz
Bir başka kahraman validemiz Adana'da temayüz etmiştir. Bölgenin, Ermenilere karşı müdafaasında büyük yararlılıklar göstermiş ve bu sebeple "İstiklâl Madalyası" ile taltif edilmiş olan bu kahramanımız Fatma Özişçi'dir. 1905 yılında Tunceli'nin Malazgirt (?)İlçesinde doğan Fatma Özişçi, nüfus kaydına göre Hüseyin ve Arife'nin kızı. Fatma kadın, 1.5 yaşındayken ailesi Adana'ya göç etmiş. Çocuk yaşta yurdun düşman işgaline uğradığını görünce elinde silah, Fransız ve Ermenilere karşı koymuş. 1914-1918 yılları arasında Ermenilere ve Fransızlara karşı Kadirli, Kozan ve Mis Cephelerinde çarpışan Fatma Özişçi, 2 Fransız askerini öldürmüş, 10'unu da yaralamış. Savaşta gösterdiği cesaret ve başarılardan ötürü "Yağız Kız", "Kınalı Yeğen" lâkaplarıyla tanınan Fatma Özişçi, bu başarılarından ötürü İstiklâl Madalyası'na lâyık görülmüş ve de madalyasını bizzat Mustafa Kemal Atatürk'ün elinden almıştır.
Onlar Bizim Her Zaman Şeref Âbidemizdir
Ne hazin tecellidir ki, 1988 Nisan'ında onu sokakta dilenirken; evet, ne yazık ki dilenirken; ve hem de bir zamanlar, askerine kurşun sıktığı bir yabancı ülkenin kilisesi önünde dilenirken gören Hürriyet Gazetesi muhabiri Sadettin İnce, onun hakkında şu bilgileri aktarmaktadır (16 Nisan 1988): "Kurtuluş Savaşı sırasında Adana'nın düşman işgalinden kurtarılması için savaşan, Ermenilerle mücadele ederek tarihe "Kara Fatma" olarak geçen, İstiklal Madalyalı Fatma Özişçi, şimdi bir kilise önünde dilenerek yaşam mücadelesi veriyor. Adana'nın en işlek caddesine adı verilen ve heykeli dikilmesi düşünülen 84 yaşındaki Fatma Özişçi, " – Ben bu vatanın kurtuluşuna, dilenmek için hizmet etmedim!..". Diye yakındı. "Yağız Kız", "Kınalı Yeğen" lakaplarıyla da tanınan Fatma Özişçi, İtalyan Katolik Kilisesi önünde dilenirken, bütün canlılığıyla hatırladığı savaş yıllarında ağır yaralar aldığını belirterek şunları anlattı:
Devletin İstiklal Madalyalı Dilencisi Olmamalıydım
" – 1917'de Fransızlar, Ermeniler ve İtalyanlar bizi kovalıyorlardı. Mis Bucağı yakınlarında yolumuzu kestiler. Amcam öldü. Onun mavzerini kapıp ateş açtım. 2 düşman askerini öldürdüm, 10 kadarını da yaraladım. Ben de belimden ve bacağımdan süngü yedim. Yaralarım bezir yağıyla tedavi edildi. Sonra çok zulüm gördüm... Yıllar sonra evlendim ve 3 çocuk annesi oldum. Evlatlarım hayırsız çıktı. 29 yıldır yüzlerini görmüyorum. Onların hasretinden gözlerim kör oldu. Bana -dönemin parasıyla- 10 bin lira yaşlılık maaşı veriyorlar. Oturduğum tek odalı evin kirası 30 bin lira. Dilenmezsem, nasıl yaşarım? Ama ben bu vatanın kurtuluşuna, dilenmek için katılıp süngü yemedim. Devletin İstiklal Madalyalı dilencisi olmamalıydım".
|